
Şiirle aşk aynı kumaştan olsa gerektir.. cevherleri ayni cinstendir.. o kumaşın yahut o cevherin mahiyeti nedir diye soramazsınız.. bunun cevabı yoktur. insan aklını elle tutabilir misiniz.. yahut, tarif edebilir misiniz?..
Elle tutup, gözle göremesek de varlıklar âleminde akıl denen bir hadise var ve biz onu yaptığı işlerden anlıyoruz.. şiiri ise, hissediyoruz.. hernekadar onu kelimeler ve cümleler halinde görüyor ve okuyor olsak da mahiyetini, aslını târif etmekten uzak bulunuyoruz.. ona rastladığımız yerde sadece içimizin titrediğini hissediyoruz.. zevkten dört köşe olduğumuzu görüyoruz.. bir elektrik akımına maruz kaldığımızı.. serin veya ılık bir rüzgâra tutulduğumuzu anlıyoruz.. fakat o akımın ve o rüzgârın nereden geldiğini bilemiyoruz..
Pekâlâ.. şiire rastladığımız zaman onu okuduğumuz veya dinlediğimiz zaman bir okuyucu olarak girdiğimiz hallerin farkında ve idrakinde bulunuyoruz da şiir yazarken, bir şiir ibda'' ve inşa'' ederken, o enerjiyi ve kuvveti nereden, nasıl sağladığımızı bilebiliyor muyuz?.. o his dalgası ne zaman geliyor.. o hayaller, imajlar, düşünceye benzer şeyler nasıl doğuyor, kalbinize ne zaman düşüyor.. bunun bir kaidesi var mı.. şartları nedir?.. diyeceksiniz ki; bu, estetiktir, san''attır.. kaidesi olmaz.. kanunları olmaz.. ilim değildir ki kanunu olsun!..
Bir kanundan, şiirin hangi şartlar altında doğduğundan açık seçik bahsedilemese de; insanoğlunun hangi konuları şiir denen büyünün doğuşunda kullandığını elbette ki araştırabiliriz.. hemen kaydetmek gerekir ki insan kalbini harekete geçiren en güçlü etken acı ve ızdıraptır.. dilini başka türlü çözemezsiniz: insanı ruhundaki sızılar konuşturur.. ancak kalbimizden gelen sızılar şiir olabilir.. kalbimizle dilimiz arasında kestirme bir yol vardır.. insan kalbinin sıcaklığının, ızdırab ve öfkesinin dolambaçlı yollardan dilimize inerken doğal kuvvetini ve keskinliğini kaybetmesi kaçınılmazdır.. ızdırab ve hararetin soğumadan, bozulmadan ağzımızdan dökülmesi, ancak en kestirme yoldan gecikmeksizin dilimize düşmesi ile mümkündür..
Kalbimizden sadece acılar mı gelir.. hayır.. bazen de o hayat kaynağından sevinç ve coşkunluk akar.. bu duygular da acıların geçtiği kestirme kanalları takibederse ancak o takdirde tabiî kuvvetini muhafaza eder..
Hayatta çektiğimiz acıların çeşitini saymakla bitirebilir miyiz?.. ölüm acısı başta gelir.. bir yakınını, annesini, babasını, kardeşini kaybeden insanın içindeki sızıyı kim durdurabilir.. aşk yarasının doğurduğu ızdırab, kolay çekilir bir şey midir?.. yağmur gibi gözyaşı akıtan aşk hastalarına rastlamışızdır.. gel de böyle birini tesellî et bakalım.. “hasta” demek belki birçok aşk mağdurunun üzülmesine, alınmasına sebebolabilir.. bazı insanlar için aşk tabiî ve insanî bir tezahür olsa da, katı yürekli kişilere göre, bir hastalıktan başka birşey değildir.. fakat şunu kabul etmek lâzımdır ki bu hastalığa yakalananlar için hayat yüksek seviyeli, yüksek frekanslı sevinçlerle, ızdıraplarla dolu geçer.. ümit veren bir çift söz gökyüzüne çıkarır.. umutsuz bir hareket, bir hayal kırıklığı, kaynar suların başınızdan aşağı dökülmesine yolaçabilir.. böyledir: aşk iptilası kâh ağlatır, kâh saadet verir.. ağlamayı, ağlayan mısralar haline getirebilene biz işte bu sebeple “gerçek şair” diyoruz.. aşk sevincini aşık olmayanlara bile duyurabilecek söyleyiş haline getirenlere de şâir diyoruz.. şair.. yani kalbi hassas.. sevinci ve teessürü derin.. dili güçlü varlık.. bir nevi fevkalbeşer mahluk.. özel yaratılmış!..
Madalyonun öbür tarafına da geçelim ve: aşka heves etmeyiniz, diyelim.. o ateş gibi birşeydir.. elinizi de kalbinizi de yakabilir.. o belâya uğrayan bin pişman olur.. içine girdiği azabdan kurtulmak için çareler arar, didinir durur.. aylar sonra, yıllar sonra o derdden kurtulduğu zaman da kurtulduğuna pişman olur.. onu tekrar aramaya başlar.. ama kuş uçmuştur.. bir daha zor bulunur..
Benim tavsiyem, helâlinden hemen evlenmektir.. aşkla oyalanmanın o ateşle oynamanın âlemi yoktur.. nikâhta keramet vardır, sözü bir gerçeği anlatır.. aşka düşenin işi bozulur.. morali bozulur.. düzeni bozulur.. bu iptilâ; bazı kavî ruhlu mütehammil insanları ise yükseltir, yüceltir.. sevgisine lâyık olmak için böyleleri olağanüstü başarılara, yüceliklere doğru yol alırlar. “Ey aşk sen nelere kaadirsin!..” Kelamının anlamında ve yorumunda çok bereket vardır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.