üç büyük şâir

04:0011/01/2016, Pazartesi
G: 13/09/2019, Cuma
Osman Akkuşak

dün şiir bahçelerinde dolaşırken bu dil, gönül ve fikir güzellikleri arasında eski hâtırâlarla da karşılaştım.. şiirin heyecanına bu büyük san'at adamlarının heybeti, güçlü duyguları, söz ustalıkları karıştı..



sevgili okuyucularımla bugün şiirimizin bu büyük ustalarını yadedelim istiyorum..



evvelâ beş hececilerin en güçlü sesi

faruk nâfiz çamlıbel'

den söz açacağım..

enis behiç koryürek, orhan seyfi orhon, halid fahri ozansoy, yusuf ziya ortaç'

la birlikte teşkil ettikleri

“beş hececiler”

in en mümtaz ismi olan

faruk nafiz çamlıbel'

in

(doğumu: 18 mayıs 1898 – vefatı: 8 kasım 1973); müdürlüğümüz sırasında şiirlerinin yeni baskısını

“han duvarları”

adı ile yayınlamaya karar vermiştik.. rahmetli şair bir sözleşme imzalamak için büromuzda bulunuyordu.. iri bir gövde ve büyük fakat saçı kalmamış başı ile şiirinin bıraktığı şöhretle mütenasip bir etki bırakmakta idi.. masamızın kenarındaki rahat koltuğa yerleşen bu mümtaz misafirime uygur türklerinden olan odacım

turdu bey'

e bir kahve yaptırdım.. karşılıklı içiyoruz.. ve.. konuşuyoruz.. büyük şairle ne konuşulur.. biz de onu konuşuyoruz..



dedim ki:

“aziz üstadım.. sizin şiirinizin dörtte üçü aşk üzerine söylenmiştir.. nedir bu aşk dediğimiz nesne ki sizi bu kadar meşgul etti..”


şair gülümsedi.. koltuğuna yaslanarak başını bana çevirdi:

“osman bey, dedi, o bir keşiftir.. ruhlarının frekansı birbirine yakın iki insanın birbirini keşfetmesidir.. insanın başına ömrü boyunca ya bir kere ya iki kere yahut üç kere gelir.. dördüncü yoktur..”

çamlıbel'le görüşmemiz ve sohbetimiz bu minval üzerine devam etti.. aziz okuyucular.. hepinizce mâlümdur ki aşk bahsi nerede açılırsa açılsın.. kolay bitmez.. saatlerce sürer.. sözleşmeyi imzalayan şâiri tekrar görüşmek temennileriyle uğurladık.. fakat tekrar görüşmek kısmet olmadı.. benim de üye olduğum

“çağdaş türk yazarları komisyonu”

nun başkanı edebiyat tarihçisi

nihad sami banarlı'

nın yakın dostu idi..

nihad bey'

in en yakın dostları

yahya kemal ve faruk nafiz çamlıbel'

dir.. ikisi de büyük şairdir.. üçüne de mevlâdan rahmetler dileyelim.. bu üç isim, edebiyatımızın medârıiftiharıdır...



şimdi gelelim

arif nihad asya

ile

cenab muhiddin kozanoğlu'

na..



arif nihad asya,

büromuza çok gelip gitmiştir.. ben, adana erkek lisesinde son sınıfta okurken o edebiyat öğretmeni idi..

şevket kutkan

ile beraber iki büyük hoca idiler.. sonra

arif nihad bey

1950 – 1954 arası adana milletvekili oldu.. daha sonra yine hocalığa döndü.. gazi lisesinde vazife görürken emekliye ayrıldı.. türkçeyi hârikulâde güzel kullanan bir şair ve nâsirdir.. fikir doludur.. hisleri, heyecanları zengindir.. bereketlidir..

“bayrak şairi”

dir.. iman şairidir.. faziletin, yurtseverliğin şairidir..



ankara'da oturdu.. zaman zaman istanbul'a gelir eşini dostunu, edebiyatçıları, yazarları arkadaşlarını ziyaret eder, hasret giderir.. sonra yine ankara'ya döner..



cenab muhiddin kozanoğlu

ise


(d: 1893 trablusgarp.. öl: 16-11-1972) şair edebiyat öğretmeni, güfte yazarı, dil kurumu uzmanıdır..

kozanoğlu

aşiretinin batı kozan bölümüne mensuptur.. amcası

kozanoğlu ahmet bey

kütahya valiliği yapmıştır..



beşiktaş'ta kızının yanında otururdu.. 1960 lı yılların sonları ile 1970 – 71 yıllarında kızının evinde kendisini sıkça ziyaret etmişimdir.. eski edebiyatçıların çoğunu tanır, birçoğuyla hatırâları, sohbetleri, görüşmüşlüğü vardır..

arif nihad asya'

nın istanbul'da olduğu bir vakitte kendisini kızının evinden aldık.. beşiktaş iskelesinin üstündeki restorana getirdik.. birkaç saat sohbetin, şiirin, fikrin, hikemiyyat ve felsefe vadilerinin dehlizlerinde dolaştık.. sonra

kozanoğlu'

nu evine bıraktık..



arif nihad'

ı bütün memleket, bütün âlem tanır..

cenab muhiddin kozanoğlu

ise lirik bir şairdir.. ve aşk şairidir.. yeni nesiller tanımıyorlar.. ancak şarkı güftelerinde musikişinaslar biliyorlar.. işte size bir şiiri:



geçen bahardan


geçen bahardan beri sevgine bel bağladım



her şeyden geçip, ancak sana emel bağladım



ben gönlümü gönlüne işte böyle bağladım



ta ölümüme kadar ayrılmaz bir eşim ol



geceleyin ayım ol, gündüzün güneşim ol



bir şeyim ol da benim, istersen kardeşim ol



gün oldu senden ayrı düştüm, yanıp kül oldum



gün oldu sana erdim, taze açmış gül oldum



kah ağlaya, kah güle bir olgun gönül oldum



yaşım kırkı geçse de gönlüm ihtiyar değil



gençlerin bahtı bile bahtıma uyar değil,



sevgide kimse benim kadar bahtiyar değil



göğüs geçirişleri derdimi deşen kadın



arada gözlerimiz gizli öpüşen kadın



bazı kederli duran, bazı şakrak, şen kadın



en güzel günlerimden kendine günler ayır



unutma, kederinden bana da keder ayır



koynunda sevinç, elem yaşlarıma yer ayır



geçen bahardan beri sevgine bel bağladım



her şeyden geçip, ancak sana emel bağladım



ben gönlümü böylece böyle güzel bağladım



cenap muhittin kozanoğlu



#şair
#edebiyat
#üç büyük şair