
Siyasetin diline dolanan, vizyonu sadece sosyal medya algılarından ve 1,5 hızda izlenmiş kırpılmış videolardan ibaret olanların, Kocaeli’de yaşanan o muazzam atmosferi anlamasını beklemek zaten en baştan abesle iştigal olurdu. Günlerdir bir koro halinde yükselen “Ücretsiz konser var dediler” nakaratı, aslında bir gerçeği gölgeleme çabasından ziyade, kendi çaresizliklerinin ve gençlerle kuramadıkları bağın apaçık bir itirafıdır.
Karşımızda öyle bir muhalefet anlayışı var ki, adeta bir “akvaryum siyaseti” yürütüyorlar. Kendilerine fanustan yapay bir dünya kurmuşlar; içeride ne yana baksalar kendi yansımalarını görüyor, kendi seslerinin yankısıyla coşup kendi kendilerine yüksek paralarla anket beğendiriyorlar. O fanusun içinden bakınca stadyum denince akıllarına sadece slogan atmak, gençlik denince de sadece okyanus ötesinden ithal vandalizm teorileri geliyor. Kalabalık görünce manipülasyon, coşku görünce algı operasyonu geliyor akıllarına; çünkü kendi kurdukları siyasi dünyanın dışındaki gerçeklikle temasları giderek azalıyor. Haliyle, 81 ilden kopup gelen on binlerce gencin o muazzam enerjisini bu daracık fanusa sığdıramıyorlar. Sığdıramayınca da hemen o meşhur ezbere sarılıp zihinsel kısa devre yapıyorlar.
Bugün Gazi’nin mirası üzerine demlenenlerin, o koltuklarda adeta geçici birer nöbetçi müdür gibi oturanların anlamadığı ve hiçbir zaman da anlayamayacağı bir hakikat var. O gençler; bu ülkeye küllerinden doğmayı, prangalarından kurtulmayı ve dünyaya meydan okumayı öğreten bir liderin, Recep Tayyip Erdoğan’ın rehberliğinde büyük ve güçlü Türkiye idealine yürümenin tarihi sorumluluğunu çok iyi biliyorlar.
Yolsuzluk dosyalarından kafasını kaldıramayan, otel kayıtlarında navigasyonunu kaybeden, partide kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir yapının temsilcileri, kalkmış bu davanın liderine gönül veren gençlerin kaydını tutuyor, üstüne bir de akıl yaşını ölçmeye çalışıyor. Kamera gördüğünde utancından yüzünü kapatan birkaç gencin refleksini cımbızlayıp “Bakın, AK Parti ile anılmak istemiyorlar” diye algı kasanlar, stadyumun dev LED ekranında aniden kendisini gören bir gencin o saf, utangaç mahcubiyetini bile siyasi sermaye yapacak kadar küçülüyorlar. Neredeyse “Göz kırptı, kesin bir şey demek istiyor” diye analiz kasacaklar. Bugün ortalama bir gencin muhakeme yeteneği, belirli kesimlerin bile bile ürettiği o yalan ve algı siyasetinin fersah fersah üzerindedir. Ücretsiz konser nakaratına sarılarak bu muazzam iradeyi küçümsemeye çalışanlara tek bir soru sormak gerekiyor. Anadolu’nun dört bir yanından yükselen bu dava şuurunun, sizin o TikTok’tan bozma kırpılmış videolarınızla ne alakası var? Bir başka deyişle, tamam da kanka ne alaka?
Bugün kimsenin yapmaya dahi cesaret dahi edemeyeceği büyüklükte bir organizasyon var mı var. Konsept eleştirilebilir, gelen sunucunun performansı ya da ismi eleştirilebilir, gezen koşan oğlaklar soru işaretlerine neden oluyor olabilir, kimsenin dikkatini çekmeyen o gün orada olanların maruz kaldıkları kusurlar da illaki vardır. Genç seçmeni torna tezgahından çıkmış tek bir kitle olarak düşünenlerin de dile getirdikleri eleştiriler kabul edilebilir. Ancak bu kusurların hiçbirisi; Bingöl’den, Trabzon’dan, Antalya’dan, Anadolu’nun dört bir köşesinden yüzlerce kilometre yol kat edip gelen o gencin gözlerindeki ışığa, kalbindeki heyecana ve omuzladığı davaya gölge düşürmemeli. Çünkü bir yanda stadyum konseptli yapay zekâ videolarıyla dijital dünyanın hayali kahramanları boy gösterirken, diğer yanda 81 ilin kardeşlik haritasını canlı canlı çizen gerçek kahramanlar meydanı dolduruyor.
Bugün Türkiye’nin değiştiğini, gençliğin homojen bir blok olmadığını ve kültürel dönüşümün tek yönlü işlemediğini artık kabul etmek gerekiyor. Sekülerleşmenin küresel bir fırtınaya dönüştüğü bir çağda, muhafazakâr gençlik dinamizmini görmezden gelip birkaç anlık görüntü üzerinden kaygıya kapılmak anlaşılabilir bir durumdur. Ancak bu yaklaşım, sahayı doğru okuyamama ve kazanılmış zemini peşinen yok sayma anlamına gelir ki kendimize bu kadar acımasız davranmayalım. Varsa bir yanlışlık elbette eleştirilir; ama bu eleştiri kırmadan dökmeden, tabiri caizse züccaciye dükkanına giren bir fil gibi davranmadan yapılmalıdır.
Bu memlekette yaşıyorsanız, her duyduğunuz güzel sözün sonunda genellikle bir “ama” olur. Bugün yapılması gereken şey, ne sahadaki gençliğin coşkusunu ve emeğini yok saymak ne de tabanın haklı şamarı yemişlik hissini görmezden gelmektir. Unutmamak gerekiyor ki, bu hareketi sadece büyük organizasyonların ihtişamı değil, o organizasyonların içine üflenen ruh ayakta tutuyor. Bugünün Türkiye’sinde AK Gençlik kadrolarına düşen asıl büyük sorumluluk; gençliği sadece dijital dünyanın trendlerine ya da konjonktürün rüzgarlarına göre konumlandırmak değil; onları kendi köklerine ve medeniyet kodlarına bağlı, fedakarlığı bir yaşam düsturu haline getirmiş birer şahsiyet olarak yetiştirmektir. Bizim asıl merhemimiz; yüreği Allah ve Peygamber sevgisiyle çarpan, kuru bir kalabalık olmanın ötesine geçerek büyük ideallerin, mukaddes bir davanın yükünü omuzlayan bir gençlik inşa etmektir.
Bizde insan, ait olduğu yerde büyür.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.