
The Times Gazetesi"nde, aralarında çoğunlukla ünlü Hollywoodçıların bulunduğu imzacılarıyla dikkat çeken ve gezi olayları nedeniyle Erdoğan"a diktatör denilen bir metin yayınlandı. Metnin tamamına google"dan ulaşılabilir.
İmza listesindeki -İngilizce söyleyişle- "ardistlerdeki" falso gibi gözükebilecek durumların peşine düşmeye niyetli değilim; sözgelimi David Lynch"e zaten sadece bir avuç festival seyircisinin yönetmeniydi; Susan Sarandon, Sean Penn, Vanessa Redgrave, James Fox ve Ben Kingsley "ardistlerine", ununu elemiş eleğini asmışlar, şimdi de "toplumsal duyarlılık" gösterileriyle minaresi yıkılmış kariyerlerine mihrap inşa ediyorlar, diyecek değilim.
David Lynch sineması da, Gosford Park senaryosu da, diğer isimlerin oyunculuğu da bu açıdan eleştirilmeyi gereksinmiyor. Zira metin o derece büyük bir facia olmuş ki, dünyanın en parlak kariyeri bile o metni kurtarmaya, temize çekmeye yetmezdi. Yalnız, kendini "toprak sahibi" olarak tanımlayan birinin, birkaç avukatın, bir anayasa tarihçisinin o mektubun altında niye imzası bulunduğunu hiç anlamadığımı söyleyeyim, "sonuçta yabancı iyidir, imzalatalım gitsin" mi dendi acaba, diye düşünmekteyim. Ayrıca Gezi"de pek çok sanatçı görmüştük, ama herhalde bu isimlerle aynı ayarda bir tek Fazıl Say varmış ki, metinde Türkiye"den sadece Say"ın imzasını gördük… Mühim değil, geçelim…
Metin o kadar tutarsız, o derece haksız, ayarsız ve orantısızca vurmaya kalkmış ki; imzacıların Türkiye"nin dinamiklerinden bihaber olduğu o kadar ortada ki; Obama başta olmak üzere tüm dünya liderleri yazmış olsaydı bile, o mektup değersiz olmaktan kurtulamazdı. Neden mi? Sırayla gidelim;
1-Gezi barışçıl eylemdi: Gezi"nin başlangıcı itibariyle barışçıl olduğu, Gezici"ler içinde barışçıl niyetler taşıyanlar olduğu yanlış değil, ama bu grubun Gezi"nin künhünü belirlemediği; sadece küçük bir cüzünü oluşturduğu da doğru. Polise taş atmaktan tutun, sokakları savaş alanına çevirmeye, özel mülke ve devlet mülküne zarar vermekten, caddelerde kurtarılmış bölgeler oluşturup barikatlar kurmaya; Ankara ve İstanbul"da Başbakanlık binasına molotofla saldırmaktan tutun, sokaklarda insanları tartaklamaya; hatta evlerinde gece yarıları tencere tava çalıp komşularını rahatsız etmeye kadar çeşitli "şiddet" biçimleri uygulandı gezide. Bu suçtur, ABD"de de, İngiltere"de de, Hollanda"da da, Almanya"da da, komşunuzu gece yarısı rahatsız ederseniz polis size hunharca müdahale eder ve siz "ama ben barışçıldım" cümlesiyle kurtulamazsınız.
2-Gezicilerin isteği, Türkiye"nin Atatürk"ün laik Cumhuriyeti olarak kalmasıydı: Gezi"deki ana tema laiklik değildi. Hatta öyle bir görüntü vermemek için "Mustafa Kemal"in askerleriyiz" pankartları indirilecek; anti-kapitalist Müslümanlarla pozlara durarak "dine-dindara mesafeli değiliz" mesajı verilecek, Ece Temelkuran"ın twitter sayfasında örtülü kadın fotoğrafı yayınlanacak kadar ileri gidildi. Bu "barışma" görüntüsü o kadar sahici çizildi ki, sosyologlara "yeni bir vatandaş tipi doğuyor, örtülüler nasıl laiklerin özel alanına girdiyse, laikler de yeryüzü iftarlarıyla dini tanıyor" filan gibi yorumlar yaptırdı. Size bu akılları kim verdi bilmiyorum, ama çoğu gezicinin "dindar taraftar toplamak" için gizlediği niyeti, bir kalemde açık etmişsiniz. Ama aynı zamanda her zamanki gibi, her zamanki kadar oryantalistsiniz!
3-Erdoğan diktatör: Diktatörlerin ülkesinde bir diktatöre sadece bir kez diktatör diyebilirsiniz, ayrıca sprey boyayla duvarlara "O.Ç.T" de yazamazsınız. Aslına bakarsanız, Atatürk örneği verdiğiniz için Atatürk"ten gidebiliriz, Atatürk"ün laik Cumhuriyeti"ne çok partili sisteme geçilemediği için diktatörlük denilebilir, ama Türkiye"de siyasi partiler, seçim sistemi ve kuvvetler ayrılığı olduğu için Erdoğan"a yekten diktatör sıfatını yapıştıramazsınız. 10 yıl boyunca siyasi bir rakibinin çıkmayışı Erdoğan"ı de facto "diktatör" yapmaz. Haksızsınız!
4-Kaybedilen insanlar: Gezi sürecinde yaşananlar, insanlarımızın canlarını ya da gözlerini kaybetmesi hepimizi üzdü. Bunu yapanlar cezalandırılsın da dendi. Ama Türkiye"deki 5 kişi sözkonusu olunca heyecanla kaleme sarılırken; Mısır"da darbecilerin namaza durmuş insanların üstüne ateş açmasını, yüzlerce insanın meydanlarda taranmasını görmüyor, Suriye"deki 100 bin ölü karşısında sukunetinizi koruyabiliyorsanız sizin iyi niyetinizden şüphe edilir. Tutarsızsınız!
5-Nürnberg sopası, Hitler yakıştırması: Gezi sürecinde Başbakan"ın şahsına yönelen "iktidardan düşürme" manevralarına, en fazla Erdoğan"ın hal diliyle "bana da oy veren insanlar var" demeye getirdiği şeklinde yorumlanabilecek Kazlıçeşme mitingini "Nürenberg Toplanması" olarak adlandırmanız devasa bir küstahlık. Türkiye"deki muhalifler bile o mitinge "Nürenberg" yakıştırması yapmayacak kadar insaflıydı. Önce Türkiye"nin dinamiklerini tanımaya çalışmak yerine sokma akılla mektup yazmalara kalkışırsanız, ya akıl tutulması yaşadığınız, ya çok fena dolduruşa geldiğiniz ya da içinizdeki derin Erdoğan nefreti sayesinde insanlıktan çıktığınız düşünülür. Adaletsizsiniz!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.