
-doğduğum kentin meczubuna ithaf-
Bu adam burnundan kıl aldırmaz. Yaşadığı kentin en yüksek rakımlı tepesinde oturur.
Yaz kış yalnayak gezer. Üstünde incecik bir entariyle…
Kimseden korkmaz. Çünkü korkunun ne olduğunu bilmez.
Kimseyle konuşmaz. Çünkü konuşmayı bilmez.
Burnundan kıl aldırmaz. Çünkü burnunda aldıracağı kıl yoktur.
Aslında zavallı biridir. Pamuk ipliği ile parmağının ucundan bir yere iliştirsen, biri gelip de onu oradan kurtarıncaya kadar bir yere kıpırdayamaz. Çünkü kıpırdamasını bilmez.
Asık suratlı durmayı ciddiyet sanır.
Davete icabet etmemeyi vakar diye bilir. Çünkü kimse onu sofrasına çağırmamıştır.
Kimseyi sofrasına çağırmaz. Çünkü umur görmemiştir.
Bir gün bir sofraya çağrılırsa hemen eşeğin sözünü hatırlar: gene taşıtacak bi şeyleri vardır, der…
Onun üstüne söylenecek sözlerin çoğu burun üzerinedir. Burnu büyümek sözü onun için söylenir. Çünkü burnu durduk yere büyümüştür. Burnu havada olmak da ona söylenir. Çünkü her daim küçük dağları ben yarattım havasındadır. Olmadık yerlerde burnundan solur, eline geçirdiği bir cismi etrafında bulunanlardan birinin kafasına fırlatmaktan çekinmez. Ayrıca burnunun dikine giden de odur. Çünkü karşısına ne denli mukni deliller çıkartılırsa çıkartılsın, o, bildiğinden bir parmak geri durmaz. Çünkü burnunun yeli harman savurur: bir sfenks gibi suskun ve asık suratla durmasına rağmen öfkesi burnundan çıkar.
Kendi önyargısından başka hiçbir fikre açık değildir. Bütün fikirlere burun kıvırır.
Ne ki, gidişi de aynen burnu yüzünden olacak ve her şey burnundan gelecektir.
İkbal zamanında en büyük badirelerde bile onun burnu kanamamışsa, bu, sürgit böyle devam edeceği anlamını taşımaz. Bir gün nasıl olsa düşeceği kentin o en yüksek rakımlı tepesinden kendine yaraşır alçaklıklara, çukurlara vardığında, orada teneffüs edeceği pis kokudan burnu düşecektir.
O zaman belki de burnuna sokulacağı birilerini arayacaktır, ama iş işten geçmiş olacaktır. O zaman onu kapıdan kovmaya bile kimse tenezzül etmeyecektir, kapıdan süpürerek uzaklaştıracaklardır. Hak etmeden üstüne yapışmış olan bütün bir ikbal, mazhariyet, çalım, böbürlenme, caka, gösteriş.. birden bir fosluğa dönüşecek ve bütün mazisi burnundan fitil fitil gelecektir.
İşte o zaman, kentin afili delikanlılarından biri onun burnunu kıracaktır. Nasıl mı? Onu, tam burnunun ucundan yakalayarak kentin ortasındaki çöplükte, herkes onları seyrederken burnunu yere sürtecektir. O delikanlı belki de kentin önde gelen bir külhanbeyidir ve bizimki kim bilir, kendisinin bile hatırlamadığı bir geçmiş zaman gününde, ona karşı “ben kimseyi burnumdan tutturup da sürükletmem” dediği kişidir. O zaman her şeye geç kalınmış olduğu ortaya çıkar ve bütün bir mazi burnunda tütmeye başlar. Burnunun dibini görmeden burnunun dikine giden adamın burnunun direği sızlamaya başlar. İşte o anda, burnunu sıksan canı çıkar. Çıkmadık candan umut kesilmez dense de, burnu sürtülen kişi sıfırı tüketir ve ondan bir daha hayır gelmez. Ne kendine, ne başkasına…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.