Hocadan fıkralar

00:0029/04/2007, Pazar
G: 28/08/2019, Çarşamba
Rasim Özdenören

Bu hafta böyle olsun, hocadan fıkralar… Fıkralarda geçen Hoca, eşek, kadı vb. figürlerini yerlerine oturtmayı siz deneyin.***Hoca Timur''la konuşurken eşeğini övmüş:- İstesem, okuma yazma bile öğretirim ona, demiş.- Öyleyse öğret, demiş Timur. Sana üç ay süre!Bu buyruk üzerine hoca eşeğini eğitmeye başlamış. Yemini büyük bir kitabın yaprakları arasına koyuyor, oradaki yem bitince diliyle sayfaları çevirmesini öğretiyormuş. Üçüncü ayın bitimine üç gün kala, eşeği aç bırakmış.Tam üçüncü ay dolunca

Bu hafta böyle olsun, hocadan fıkralar… Fıkralarda geçen Hoca, eşek, kadı vb. figürlerini yerlerine oturtmayı siz deneyin.

***

Hoca Timur''la konuşurken eşeğini övmüş:

- İstesem, okuma yazma bile öğretirim ona, demiş.

- Öyleyse öğret, demiş Timur. Sana üç ay süre!

Bu buyruk üzerine hoca eşeğini eğitmeye başlamış. Yemini büyük bir kitabın yaprakları arasına koyuyor, oradaki yem bitince diliyle sayfaları çevirmesini öğretiyormuş. Üçüncü ayın bitimine üç gün kala, eşeği aç bırakmış.

Tam üçüncü ay dolunca ortaya büyük bir kitap konulmuş, eşek getirilmiş… Aç hayvan, kitabın sayfalarını birer birer diliyle çevirmiş, bir şey bulamayınca da Hoca''ya bakıp anırmaya başlamış.

Timur:

- Acayip şey… diye söylenmiş.

Hoca, Timur''a dönmüş:

- İşte eşeğin okuması böyle olur! Demiş.

***

İki komşu, birbirine bitişik evlerinin karşısındaki dükkanda oturuyorlarmış. Bir köpek gelmiş sokağa, iki evin arası hizasına yestehlemiş. Komşulardan biri, ötekine:

- Senin evine yakın, demiş, sen kaldır.

Öteki:

- Hayır, senin evine yakın, demiş.

Tartışma alevlenmiş, mahkemeye kadar gitmişler…

O sırada Nasreddin Hoca, kadı''nın yanında oturuyormuş. Kadı, Hocayla eğlenmek için:

- Efendi, demiş, bu davayı sen gör.

Bunun üzerine Hoca adamlara dönmüş:

- O sokak kamunun değil mi? Demek ki, sokağın ortasına bırakılan da kimsenin malı olmaz. Öyleyse ordaki şeyi kaldırmak ne sana düşer, ne buna… Anlaşılıyor ki, kadı efendiye düşüyor!...

***

Nasreddin Hoca bir kadı ile bir tüccara yoldaş olmuş. Hem giderler, hem konuşurlarmış. Bir ara Hoca, her ikisine de söz dokundurmuş. Kadı:

- Sana laf yetişmez ki, demiş. İstersen öyle kurnaz kesilirsin ki, en yaman muzırları geride bırakırsın. İstersen yabanın öküzünden daha şaşkın görünürsün.

- Yok canım, demiş Hoca, abartıyorsun. Eliyle kadıyı göstermiş:

- Ne o kadar muzır, -öteki eliyle tüccarı göstermiş- ne de bu kadar öküzüm. İkinizin arasında sayılırım.

***

Hoca pazardan eşek satın almış. Eşeği yularından tutmuş, evine götürüyormuş. Yolda iki hırsız ona sezdirmeden eşeğe yaklaşmışlar. Biri yuları çözmüş, eşeği alıp götürmüş. Öteki de yuları kendi başına geçirmiş, Hoca''nın ardınca yürümüş…

Evin kapısına gelip de başını çevirince eşek yerine tanımadığı biriyle karşılaşan Hoca, şaşkınlıkla:

- Sen kimsin? Diye sormuş.

Kurnaz adam, başını önüne eğip:

- Sorma Efendi, demiş. Anamın çok canını sıktım. O da beddua etti, “inşallah eşek olursun” dedi. Ben de eşek oldum. Pazara götürüp sattılar. Siz alınca, sayenizde, yeniden insan kılığına girdim.

Hoca adama acımış:

- Bir daha ananın sözünden çıkayım deme, diye öğütler verdikten sonra salmış.

Ertesi gün pazara gidip de dün satın aldığı eşeği gören Hoca, hayvanın kulağına eğilmiş:

- Seni köftehor seni! Demiş. Yine söz dinlemeyip ananı darıltmışsın!

(Hoca fıkralarını Alpay Kabacalı''nın Hasrettin Hoca/hayatı-kişiliği-fıkraları kitabından aldım, Özgür Yayın Dağıtım, İst. 1991).