Fazıl Say’ın açmazı 

04:008/11/2023, Çarşamba
G: 8/11/2023, Çarşamba
Samed Karagöz

Fazıl Say’ın 23-26 Ekim tarihlerinde İsviçre’de vereceği konserler “İsrail-Filistin gerilimi konusunda sosyal medyada yansıttığı fikirleri” nedeniyle iptal edilmişti. Dünyaca ünlü sanatçımız Batı’nın ikiyüzlülüğüne, ne yaparsa yapsın “Doğulu” ve “Müslüman bir ülkenin” sanatçısı olduğu gerçeğine toslamıştı. Sanatçı gene benzer bir durumla karşı karşıya kalınca sosyal medya hesabından “Ben yazarken, siz okurken, her saniye çocuklar ölüyor Filistin’de. Oslo’da bir müzisyen, benim konserimi boykot etme



Fazıl Say’ın 23-26 Ekim tarihlerinde İsviçre’de vereceği konserler “İsrail-Filistin gerilimi konusunda sosyal medyada yansıttığı fikirleri” nedeniyle iptal edilmişti. Dünyaca ünlü sanatçımız Batı’nın ikiyüzlülüğüne, ne yaparsa yapsın “Doğulu” ve “Müslüman bir ülkenin” sanatçısı olduğu gerçeğine toslamıştı. 

Sanatçı gene benzer bir durumla karşı karşıya kalınca sosyal medya hesabından “Ben yazarken, siz okurken, her saniye çocuklar ölüyor Filistin’de.

Oslo’da bir müzisyen, benim konserimi boykot etme çağrısında bulunmuş.

Konser 19 Kasım’da Oslo Operası’nda.

Sebep?

Barıştan yana olmam herhalde…

Programda Bach’ın “Goldberg Çeşitlemeleri” eseri var.

Yani bu arkadaş, bir yandan Bach’ı da boykot ediyor. Tebrik ederim kendisini!!!” sözleriyle başlayan bir açıklama yaptı. Arzu eden açıklamanın tamamını sanatçının hesabından okuyabilir.

Batı, ahlâkî ve söylem üstünlüğünü uzun zamandır kaybetmişti. İsrail’in Gazze’de yaptığı katliam bunu bir kez daha gözler önüne serdi. Batılı ülkelerin büyük şehirlerinde yüzbinlerce insanın bir araya gelerek yaşananları protesto etmesi, Birleşmiş Milletler’de görev yapanların -neredeyse- tamamının yaşananlar karşısında “tepki”lerini koymaları bir şeyi değiştirmiyor.

Artık Doğu-Batı ayrımı belki de tarihte hiç olmadığı kadar net bir şekilde çizilmeye başladı. Bunu belki şu anda tam manasıyla hissedemiyoruz ama korkarım ki yakın bir gelecekte bu, çok daha belirgin hale gelecek. Ve bunun ilk adımları, tıpkı, Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi Dostoyevski, Tolstoy, Çehov, Puşkin gibi isimleri yasaklamaya vardığı gibi çılgın bir hal alacak.

Üç İç Denizin Ülkesi

Bu hafta Salt Beyoğlu’nda Handan Börüteçene’nin şimdiye kadar düzenlenmiş en kapsamlı sergisi Üç İç Denizin Ülkesi, Amira Akbıyıkoğlu’nun küratörlüğünde açıldı. Sanatçının bazı eserlerini sadece fotoğraflardan görmüştüm. Bazılarından ise, itiraf etmek gerekirse, haberdar bile değildim.

Bir sanatçının bu kadar kapsamlı sergisini görmek onun sanat anlayışını gözler önünde serdiği ve gösterdiği için son derece önemli.

Sergide dikkatimi çeken bazı eserlerden kısaca bahsetmek istiyorum.

Önce 2003 tarihli İki Oda Bir Salon: Huzur. Eser, Amerika Birleşik Devletleri’nin 20 Mart 2003’te Irak’a başlattığı askeri harekâta bir tepki olarak ortaya çıkmış. Eser bir berjer koltuk, bir yemek masası, dört sandalye ve yataktan oluşuyor. Bu objeler Asurlar’dan Picasso’nun Guernica’sına, Paolo Uccelo’nun San Romano Savaşı tablosundan işgal döneminde acı çeken, feryat eden insanların fotoğraflarına kadar imgelerle dolu. Masanın ortasında yer alan beyaz zambaklar ise yası temsil ediyor. Sergide yer alan Reservé pour la paix (Barışa Ayrılmıştır)la birlikte sanatçının savaş karşıtlığını gösteriyor. Gazze’de yaşanan katliamı göz önüne alınca aradan geçen 20 yılda acıların nasıl da devam ettiğini gözler önüne sermesi açısından önemli.

Sergide dikkatlice incelediğim eserlerden bir diğeri de Morla Döndüm Gömülü Gecemden Sabaha adını taşıyor. İstanbul-Venedik bağlantısını mor bir kaftanla ve fotoğraflarla, şiir diyebileceğim metinlerle gösteriyor.

Bana Kendini Getir antika sayılabilecek bavullar, sandalyeler ve büyüteçlerden oluşan benim en beğendiğim Handan Börüteçene eseri.

Yeryüzünün Belliği ise sanatçının arkeoloji, mitler, kültürel miras kavramlarıyla ilgisini gözler önüne sermesi bakımından dikkate değer.

14 Nisan tarihine kadar devam edecek sergiyi tüm sanatseverlere tavsiye ederim.

#Aktüel
#Fazıl Say
#Samed Karagöz