İhsana İkram Vaktidir

04:009/06/2016, jeudi
G: 13/09/2019, vendredi
Serdar Tuncer

En güzel surette yaratıldığı haber verilen insanoğlunun, aşağıların aşağısı tabir edilen bu dünyaya gönderilişinin tek bir sebebi var: Kendisini en güzel surette yaratana; bu aşağıların aşağısının süsüne ve eğlencesine aldanmadan o en güzel surete tekrar bürünesiye değin kul olmak. Yaşamaktan gaye, var olmaktan kasıt varsa, budur.



Malımız mülkümüz, çoluğumuz çocuğumuz, işimiz gücümüz, endişemiz hayalimiz, derdimiz tasamız, yani sahip olduğumuz, sahibi olduğumuzu zannettiğimiz yahut sahip olmak için çırpındığımız her neyimiz varsa hepsi birden, işte bu gayeye hizmet ettiği nispette anlamlı ve kıymetli, bu gayeden uzaklaştıkça mânâsız ve pespaye bir yalandan ibaret.



Kul olmak, emredilen ibadetleri harfiyen yerine getirmekle başlar ama bitmez. İbadetlerden geri kalan zamanlarda yaptığımız her bir işi bir ibadet şuuruna boyamak ve nihayet günün tamamını secdede geçen anların idrakine bezemek, kulluk budur.



İbadetlerimizi bile hiç bitmeyen ve hep çok önemli işlerimizden arta kalan zamanlarda aradan çıkarıvermeyi alışkanlık eden bizler, sâir zamanlarımızı ne yapıp, nasıl edip de ibadet kıvamında yaşayacağız?


Soru güzel, dert büyük, Allah kerim.



Acaba ibadetlerin hakkını kâmilen verdikçe mi arta kalan zamanlarımız ibadet zevkine bürünür, sâir zamanları ibadet şuuruyla mayaladıkça mı ibadetlerimizin hakkını vermeye başlarız?


Oruç güzel, ihsan büyük, Allah 'Rakîb'.



İlk sorunun cevabı ikinci soruda saklı, ikinci sorunun cevabı oruçlu kalplerde âşikâr.



Şöyle ki; namaz, zekât, hac gibi ibadetlerde yapmakta olduğumuz işe ara verir, o ibadet için ayrıca bir zaman ayırırız. Oruçta ise hali hazırda zaten ibadet ediyorken diğer işlerimizle de meşgul olmaya devam ederiz. Diğer ibadetlerde zamanın içine kulluk serpiştirirken, oruçta meşgalemizi kulluğun rengine boyarız.



Dünya işleriyle kalbimiz meşgulken kıldığımız namazın rükû ve secdeleri kalbimizin meşgul olduğu işten nasıl ki pay alıyorsa, oruçluyken yaptığımız herhangi bir işimizin her bir merhalesi de orucumuzun kulluk rayihasından öylece behredâr olur. Diğer bazı ibadetlerin olmazsa olmaz şartı olan abdesti bozan uyku, oruçlunun ibadeti desem kâfi gelir mi?



Alelâde işleri dahi ibadetin zevk ve hassasiyetine bezeyen oruç, diğer bütün ibadetleri de hakkını vermek mânâsına bizden istenen ölçüye biraz daha yaklaştırır. Oruçlunun namazındaki huşû, mukabelesindeki muhabbet, infâkındaki cömertlik, kuşkusuz ki diğer zamanlarıyla kıyas kabul etmeyecek kadar Allah rızasına yakındır.



Birinci sorumuza kendisinden bir pencere aralayarak cevap aradığımız oruç, bir yönüyle daha diğer bütün ibadetlerden ayrılır ki, ikinci sorumuzun cevabını da işte tam burada buluruz.



Herhangi bir oruçlu mü'min, kendisini hiç kimsenin görmediği bir yerde bir şeyler yiyip içebilecekken, değil böylesi bir şeye tevessül etmek bunu aklından bile geçirmez. Çünkü Allah'ın kendisini gördüğünü bilmektedir. Bu idrak, oruçlunun kalbinde kıvam tutmuş bir hakikat olmaktan ziyade orucun ruhuna saklanmış ihsan sırrından bir hediyedir.



Namazını tâdil-i erkân hususunda savsaklayabilen, zekâtını vermekte zayıflık gösterebilen, haccının vaktini tehir, hakkını zâyi edebilen herhangi bir mü'min bile söz konusu oruç olunca 'Allah beni görüyor' şuurunu ibadeti boyunca muhafaza edebiliyorsa; bu oruçlunun imanındaki kemâlâttan çok, orucun sinesindeki ihsandan haber verir bize

.



Sen Allah'ı göremesen de Allah'ın seni gördüğünü bilerek ibadet etmen, ihsan. Namazda, hacda, zekâtta ve bütün ibadetlerde bizden istenen kıvam, işte bu. Diğer bütün ibadetlerin içinde parça parça kendisinden bir iz aradığımız ve an an bulabildik zannıyla teselli olduğumuz ihsan, oruçla birlikte imsak-iftar arasını kaplayan bir cesamette, ayan beyan karşımızda arz-ı endâm ediveriyor.



Kokusunu duyunca kalbimizin ötelere açılacağına iman ettiğimiz efsunlu gömlek, Ramazan boyunca avuçlarımızın arasında duruyor da haberimiz yok. Heyhat! Yalnızca oruç tutanların orucu bayramla biterken, oruçla ihsan eteğinden tutanların bitmeyecek bayramı, kullukla başlar.



Madem bu dünyaya gelmekten gaye kulluk, madem kulluktan murad her bir nefesi ibadet şuuruyla alıp vermek, madem aradığımız bu şuur ihsan sırrında saklı, bu ihsanı tahsil için orucu fırsat, Ramazan'ı ganimet eylemeli.


Sen ne kadar dert edersen derdin o kadar derman olur sana.


Bu Ramazan'dan tezi yok, orucun sinesinde saklı ihsanı dert etmeli ve ihsanın kalbinde saklı rızayı fark etmeli.



Allah'ın bizi her an gördüğü idrakini, oruç, billur bir kâsede ikram ediyor bize ve yemek içmekten kesiliyoruz bu şuurla.



Söylediğimizi duyanın ihsanına ikramlar sunmalı o zaman; dili yalandan, gıybetten, kem sözden koruyarak.



Yaptığımızı görenin ihsanına ikramlar sunmalı; gözü haram nazardan, kulağı yasaklanan kelamdan, ayağı razı olunmayan mekândan ırak tutarak.



Kalplerimizde gizleneni bilenin ihsanına ikram etmeli, kalbimizi bir an olsun yardan gayrıyla meşgul olmaktan alıkoyarak.



İhsana kendimizden bir şeyler vermeli ki, ihsan kendisinden bir şeyler bırakıp gitsin bize.



Ondan bir zerrecik bile nasibimiz olursa anlayacağız ki, işe ara vererek aradan çıkarılan şey ibadet değil; hakiki kulluk dediğin ibadetlere ara verilerek yapılan ibadet.






#Oruç
#Ramazan
#İhsan