
Çocukluğumda okuduğum ''Battal Gazi ve Alamut Kalesi'' türü kahramanlık romanlarına dönmek üzere olay. ''Çiller, Kartelci Medyaya Karşı'' adı verilebilir bu yeni romana. Seçimde oyunu artırmak için herşeyi göze almışa benzeyen DYP lideri Tansu Çiller, biraz da Aydın Doğan''ın kendiliğinden ortaya atılmasıyla, kendine en uygun çıkışı bulmuş oldu.
Aydın Doğan''ın sahibi olduğu gazetelerden Milliyet, dün, ''Herkese düşman'' manşetiyle çıktı. Manşetin bir yanında, ''Kalem ve koltuk!..'' başlığını taşıyan bir yazısı vardı Milliyet''in yayın yönetmeni Yalçın Doğan''ın; öteki yanında da "Çiller''in din istismarı nasıl belgelendi?" haberi... Hemen altta, "En büyük yalanı: Malvarlığı" başlığını taşıyan bir başka haber yapmışlardı Milliyet''i çıkartanlar... "Siyaset dünyası Çiller''i kınadı" haberini başka parti liderlerinin açıklamaları süslüyordu. Bir kaçı hariç bütün Milliyet yazarları Tansu Çiller''e ateş püsküren yazılarıyla koroya katılmışlardı...
"Ne oluyor?" diye uzandığım Çiller cephesinden bir dost, "Saldırıları bir hafta önceye çektik" dedi bana... ''Kartel medyası'' adını verdikleri gazete ve televizyonların, seçimlere üç gün kala, DYP ve lideri aleyhine yoğun bir yayın yapacaklarını haber almışlar; Aydın Doğan''ın kendiliğinden ortaya atılmasıyla başlayan savaş, Çiller cephesine göre, ''daha kalleş'' olmasını bekledikleri son saldırıları erkene almış... Aydın Doğan üzülebilir, ama ben yine de öğrendiğimi yazayım: DYP ve Tansu Çiller cephesi işin bu noktaya varmasından mutlu görünüyorlar...
Başka ülkelerde, gazeteleri, televizyon kanalları, dergileri, dağıtım şirketleri olan işadamlarına ''medya baronu'' deniliyor. Bizde bu sıfatı lâyıkıyla hak eden belki sadece Aydın Doğan; medyada yüzde 50''ye yakın payın sahibi o. Hürriyet ve Milliyet gibi köklü iki gazeteye, Radikal''e, Posta''ya sahip olmak, Kanal-D ve Prima gibi kanallara, çok sayıda dergiye hükmetmek her babayiğidin harcı değildir. Şimdi BBD ile birleşerek tekel oluşturan Yaysat adlı dağıtım kuruluşu da Aydın Bey''in...
Tansu Çiller ile münakaşası sırasında kendisini küçümsedi Aydın Doğan, elbette tevazuundan; yoksa istediğini rezil istediğini vezir edebilecek bir gücü olduğu kesin... Bunu en iyi bilecek durumdaki kişi bizzat Tansu Hanım; onun siyasete girmesinde, DYP içerisinde yükselmesinde, Demirel sonrasında liderliği ele geçirip başbakan olmasında en büyük pay Aydın Doğan''ın yarısına hükmettiği medyaya ait. Türk kamuoyu, Tansu Çiller''in yükselişinden, Hürriyet''in "Leydinin topuk sesleri" manşetiyle haberdar olmuştu.
Aydın Doğan, "Ben ne tekelim, ne de kartel" derken gereksiz bir tevazu sergiliyor. Sabah Grubu ile birlikte, Aydın Doğan, Türk medyasının yüzde 75''inin sahibi. Dünyanın her tarafında bu kadar büyük bir paya ''tekel'' denilir.
''Kartel'' manzarasını görmek için Aydın Doğan''ın savaşına Sabah Grubu''nun da hemen katılmasını beklemek gerekmezdi; bu iki grup her konuda beraber hareket ediyorlar çünkü... Dağıtım şirketlerini birleştirdiler, gazetelerinin fiyatlarını beraber oluşturuyorlar... Sabah Grubu''nda çalışan bir gazeteci öteki gruba geçme hayali bile kuramaz; iki grup arasındaki kartel anlaşması bunu engelliyor... Aydın Bey''in, ekranda, "Ben her gazeteyi dağıtıyorum, bu nasıl tekel?" demesine bakmayın, yeni çıkan ''star'' gazetesi, ilk başta dağıtılmama durumuyla karşı karşıyaydı; hiçbir maddi varlığı olmayan dağıtım şirketine, ''baç'' gibi, 27 milyon dolar ödeyerek ortak olmakta buldu çareyi... Akşam gazetesine başta destek olanlar, büyümeye başladığında "Dağıtmıyoruz işte" dememişler miydi? Dağıtmadılar da...
Kendisinin ''tekel'' olduğunu, Sabah Grubu ile birlikte ''kartel'' oluşturduklarını Aydın Doğan da biliyor elbette... Nedense, Tansu Çiller, ağzı dolu dolu, "Kartelci medya" deyip üzerlerine yürümeye başladığından beri, bu iki kavramdan rahatsızlık duyup inkâr yoluna sapmakta Aydın Bey... Ülkemizde, başbakanları eşofmanla karşılamaya cesaret edecek başka bir işadamı olduğunu sanmıyorum...
Kanal-D bazen Hürriyet, Milliyet ve Radikal''i ziyaret eden bakanlar ve valilerle ilgili haber yapıyor. Haberleri gözlerim hayretten açılmış halde izliyorum. Ziyaretçiler takım elbiseli ve kravatlı oluyor, evsahibi gazeteciler ise tişörtle yer alıyorlar ziyaretçilerin karşısında... Aydın Doğan, Mesut Yılmaz''ı eşofmanla karşılayıp uğurlayarak iyi bir örnek olmadı emrinde çalışan gazetecilere...
Şimdi inkâr ediyorlar, ama medya grupları bugünkü güçlerini büyük çapta Tansu Çiller''e borçlular... Özel televizyonlar için çok çaba gösterdi Tansu Hanım; bunu ben unutsam bir süre göğsüne siyah kurdele takarak dolaşmış olan Hürriyet yönetmeni Ertuğrul Özkök''ün hatırlaması gerekir. "Radyomu istiyorum" diyen Tansu Çiller ''korsan'' kanalların çalışmaya devam etmesini sağlamıştı... 1995 seçiminden hemen önce, gazetelerin promosyon olarak verdikleri hediyelerin ithalâtını kolaylaştıran, KDV''yi sıfırlayan, yatırım indirimi kategorisine sokan ve bu yolla trilyonların patronun kasasında kalmasını sağlayan Tansu Çiller''di... Bunu en iyi bilecek olan, Aydın Bey''in damadı Mehmet Ali Yalçındağ''dır...
Düşmanlıklarının sahici olduğuna emin olmasam bu olaya "Çiller''e son kıyak" adını vereceğim; bu yolla şansını artırıyorlar çünkü...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.