Yazarlar Sus, sus, sus Kimseler duymasın

Sus, sus, sus: Kimseler duymasın!

Tamer Korkmaz
Tamer Korkmaz Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Cumhuriyet gazetesinin patronu İlhan Selçuk “Ulusalcı Çete”ye yapılan büyük operasyon hakkında dün de tek kelime edemedi!

Cumhuriyetçiler, iki kez manşet yapmış olsalar da operasyon haberini ilk gün gazetelerinin bombalanması hadisesi ile hiç irtibatlandırmadılar…

Olan bitene hayli mesafeli yaklaşmayı sürdürüyor, Cumhuriyet…

Şu ana kadar sadece bir kez; o da ikinci gün ilk sayfasındaki tek sütunluk “Ergenekon” haberinin spotunda “gazetelerine atılan bombalardan” lütfen söz edebildiler…

Yasak savma kabilinden! Hepsi o kadar…

''Ergenekon Operasyonu'' Cumhuriyet''e atılan bombalarla son dönemdeki büyük provokasyonların zincirleme ilişkisini ortaya koymuşken, “büyük gözaltı” hadisesinde en fazla Cumhuriyet''in duyarlı olması gerekirdi, değil mi?

Elbette; ama olmadı…

“Operasyon”dan memnuniyetsizliği her halinden belli, Cumhuriyet''in…

Ümraniye cephaneliğinde ele geçirilen bombaların Cumhuriyet''e atılanlarla aynı olduğu saptandığında da “İlhan Selçuk''un gazetesi” sessiz kalmıştı…

Bombaların “Ordu malı” olduğu açığa çıktığında da Cumhuriyet''ten çıt çıkmamıştı!

“Doktor Strangelove İlhan Selçuk” Ordu malı bombalardan endişe etmeyi bırakıp, onları sevmeye mi başladı, acaba?

Cumhuriyet, Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan''ı okuyucularına “dinci saldırgan” olarak sunmuştu…

Zaten, senaryo da Arslan''ın “saldırıyı türban için düzenlediği” yalanı üzerine kuruluydu: Ancak, bu numara çok çabuk tükendi…

Arslan''ı o saldırıya yönlendirenlerin “Ulusalcı Çete” olduğunu artık herkes biliyor. Arslan, Cumhuriyet''e “Ordu Malı” üç bomba atan kadroda da yer almıştı!

Hal böyle iken, İlhan Selçuk''un sıkıntısını anlamak hiç de zor değil…

İlhan Bey, Kasım 2006''da Bush''a köşesinden “estetik bir açık mektup” yazmak suretiyle “AKP iktidarının durdurulmasını” istemişti!

Şu meşhur “Tehlikenin farkında mısınız?” kampanyası “laik duyarlılıkla ilgili” gibi görünüyordu!

Acaba öyle miydi?

Emin olunuz, 2006 Mayıs''ında Cumhuriyet''in manşetinden pimi çekilen o kampanyanın gizli mesajı aynen şuydu: “ABD Türkiye''yi kaybetti: Tehlikenin farkında mısınız?”

***

“Ulusalcı” ama “gayrı milli” Ergenekon Çetesi''nin temel özelliği “darbeci” oluşları…

Eh, “Gizli Amerikancı” İlhan Selçuk da “eski tüfek” darbecilerden…

Hasan Cemal, “Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım” adlı kitabında, “12 Mart döneminde 9 Mart Cuntası mensuplarının beraat etmiş olması nereden kaynaklanmıştı?” diye sormuştu!

Cevabı da şuydu: “Askerle iş tutmamızdan! Örgütlenmemiz derine, Ordu''nun tepelerine doğru gidiyordu…”

Olan “devrimci gençlere” olmuş; cunta liderlerinden Doğan Avcıoğlu Çamlıca Tepesi''ndeki teras katına, İlhan Selçuk da Cumhuriyet''teki yazılarına dönmüştü!

Selçuk''un Ziverbey''de “işkence”den geçmiş olması şu neticeyi değiştirmiyor: 12 Mart döneminin askeri mahkemesi nasıl oldu da, darbe planlayanları fazla geçmeden serbest bıraktı? (Türkçesi, “Ziverbey” sorgulamalarını bir tür “kamuflaj” olarak düşünmeyi dener misiniz?)

12 Mart askeri mahkemesi, MİT''in 9 Mart''çı ekibi takip etmesini yasal bulmamış; böylelikle İlhan Selçuk gibi cuntacıların serbest kalmasını sağlamıştı!

Dikkat ediniz: Cuntayı kurdurtan da, o cuntayı 12 Mart darbesine yedirten de; cuntacıları MİT''e takip ettiren de, sonra askeri mahkemede onları serbest bıraktıran da aynı eldi: “Amerikancı Gizli İktidar”ın “hünerli derin elinden” söz ediyoruz!

FİNAL NOTU: 12 Mart''ta askeri mahkemece uzun süreli bir ceza almaktan kurtarılarak tahliyesi sağlanan kişi Abdullah Öcalan''dan başkası değildi. Uğur Mumcu işbu hadiseyi çözdüğü günlerde suikasta kurban gitmişti!

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.