
Türkiye''de uzun zamandır çalışan bir mekanizma var. Buna aslında bir “kumpas” demek daha doğru olur.
Kumpas aslında bir ölçü aletidir. Boru anahtarını andıran sürgülü bir cetveldir. Sürgülü olan iki çenesi boru anahtarı gibi arasına aldığı cismi iki yandan çevreler, baskı altına alır. Bu yüzden güzel Türkçemizde kumpas kelimesi genelde olumsuz içerikli olarak; hile, düzen, gizli bir iş kurma, köşeye sıkıştırma gibi anlamlarda kullanılıyor.
Kumpas''ta amaç ölçmektir, hizaya sokmak, baskı altına almak, sıkıştırmak değil. Bahsettiğimiz kumpas da böyle bir anlama atıf yapıyor. Bir tarafını siyasetçi, diğer tarafını medya oluşturuyor. İşin bir parçasında da bazı kamu bürokrasisi yer alıyor.
Kamudan sızdırılan bazı bilgilerle siyasetçi veya medya birilerine karşı harekete geçiyor. Ya önce siyasetçi bunu gündeme getiriyor, soru önergesi veya basın toplantısıyla duyuruyor; sonra medya kuruluşu bunu büyütüp ülke gündemine taşıyor. Ya da önce medyada küçük bir haber veya köşe yazısı çıkıyor, sonra siyasetçi bunu büyütüp siyasi gündeme taşıyor. Siyasetçi ile medya danışıklı dövüş yapıyor, şıracı-bozacı meselesi… İkisi de birbirinin yalancısı…
Burada amaç çoğu zaman kamuoyunu aydınlatmak, bir gerçeği açığa çıkarmak, toplumu bilgilendirmek olmuyor. Amaç, birilerini tasfiye etmek, köşeye sıkıştırmak, devre dışı bırakmak, toplum nazarında itibar kaybına uğratmak oluyor. Amacın bozukluğu sebebiyle kullanılan bilgiler de yalan yanlış, gerçeği yansıtmayan, karalamaya dönük bilgilerden oluşuyor. Servis yapılan yalan-yanlış bilgiler medya-siyasetçi ekseninde birilerinin aleyhine dolaşıma sokuluyor. Medya haber yaparak toplumu bilgilendirdiğini, siyasetçi yanlışlıkların üzerine giderek kamu hizmeti gördüğünü düşünüyor. Oysa ortada kamu yararı olmadığı gibi kişisel hak ve hukuklar da çiğnenmiş, kişilik haklarına zarar verilmiş, bir kişi, grup veya hareket zan altında bırakılmış, belli bir çevrenin etki gücü kırılmış oluyor. Yapılan haberin tekzip edilmesi, yalanlanması, doğru bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması da bir anlam taşımıyor. Çünkü yanlış bilgi her tarafa yayılıyor ve ileriki dönemlerde hep bu yanlış bilgi esas alınıyor. Yayınlanmayan tekzipler görünmüyor. Tam bir “yargısız infaz”, tam bir “tertip”…
Özellikle 28 Şubat sürecinde yüzlerce insan bu kumpas tarafından mağdur edildi, devre dışı bırakıldı. Bazı kamu çevrelerinden kendilerine yakın olan gazetelere yapılan servisler ve bunları gündeme taşıyan siyasi uzantıları, büyük haksızlıklara sebep oldular.
Bu tertip ve kumpas, kirli bir operasyonu ortaya koyuyor. Bu işi yapanların, basın özgürlüğüyle, demokratik muhalefetle, kamuoyunu bilgilendirmekle aslında fazla bir ilgileri yok. Amaçları ve yöntemleri de çoğu zaman meşru, hukuki, demokratik bir mahiyet taşımıyor. Yolsuzlukla veya irticayla mücadele etmek gibi söylemler çoğu zaman rakipleri saf dışı bırakma amacını gölgelemek için kullanılıyor..
Medya ve siyasetçi doğruyu ortaya çıkarmak, gerçeğe ulaşmak, toplumu bilgilendirmek amacıyla ölçmek, sorgulamak, araştırmak durumundadır. Ama amaç birilerini tasfiye etmek için yargısız infaz nevinden bir düzen kurmak, tertip yapmak, kumpas kurmak ise bunun hakkaniyetle bir ilişkisi yoktur.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.