Bonzainin pençesindeki gençler

Kevser Terzioğlu
00:0015/07/2014, Salı
G: 14/07/2014, Pazartesi
Yeni Şafak
Bonzainin pençesindeki gençler
Bonzainin pençesindeki gençler

Tiner, bali, bonzai kullanan 18 yaş altı çocuklara müdahale edecek bir kurum, yetkili bir müessese mevcut değil. Elindeki poşetine üfleyerek tiner, bali çeken çocuklarımız, parklarda metruk binalarda, terkedilmiş araçların içlerinde yaşamlarını sürdürmekteler. Trafiğin sıkışık olduğu yerlerde ve trafik lambalarında ellerinde sileceklerle arabaların camlarını silmeye çalışıp, araç sürücülerinden para istemekteler. Vatandaşın bu gençlere tepkisi daha çok korku barındırıyor.

Sayın Başbakanımız'ın da gündeminde olan bonzai nedir? Beş sene evveline kadar tarım ilacı olarak ülkemize ithal edilen bu zehir farkına varılana kadar binlerce hayatı söndürdü. İnternet üzerinden pazarlanması yapılan bonzai hammadde şeklinde yurdumuza girip bir kilogramından binlerce doz üretilebiliyor. Pazarlaması bağımlı hale getirilen gençler tarafından küçük naylon poşetlerde adaçayı, rezene, papatya, ...vs. emdirilerek, bitki çayı görünümünde satılıyor. Geçen senelerde kullanımı için basit bir aparatla birlikte satılan bonzai artık yeni kamuflajıyla dışarıdan görenlerin farkedemeyeceği şekilde masum anbalajıyla direk kullanıma hazır bir şekilde sunuluyor.

Eroine göre çok ucuz olan bu madde kullanıldığında eroin tesiri göstermekte. Kan ve idrar tahlillerinde kullanımının tespiti bir hayli güç. Tesirlerine gelince, beyinde geri dönüşümü olmayan kalıcı hasarlar yapıyor. Bir çeşit şizofreni belirtileri gösteriyor. Akciğerler parçalanıyor. Dişler dökülüyor. Kemik erimesi, böbrek yetmezliği ve nihayetinde ölüm getiriyor. Bu zehiri kullanan gencecik evlatlarımız kalp krızi veya akciğer yetmezliği sebebiyle hayatlarını kaybediyor. Kullanıcılarda intihara oldukça sık rastlanıyor. Bu gençlerimiz kullanmaya devam ettiklerinde birkaç sene içinde hayatlarını organ yetmezliğinden kaybediyorlar.

BONZAİNİN SATIŞI

Yakın zamana kadar ham şekliyle yurtdışından getirilen bonzai, artık ülkemizde de çeşitli zehirler karıştırılarak üretilebiliyor. Pazarlanmasıyla baş edebilmek adete imkansız hale geldi. Üç senedir İstanbul''da uyuşturucu ile mücadele komisyonlarının çalışmalarına katılmaktayım. Valilik düzeyinde yapılan bu çalışmalara konuyla ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri katılıyor. Her sene katlanarak artan madde kullanımı ile alınabilecek tadbirleri müzakere ediyoruz. Komisyon üyelerinin çözüm önerileri iki hususta takılıp kalıyor. Bir türlü aşmadığımız meseleler şunlar:

Birincisi uyuşturucu kullanmayı insan haklarının bir parçası olarak gören yasal düzenlemeler. (Belli bir miktarın üzerinde değilse uyuştırucuyu taşımak suç teşkil etmiyor. Yakalanan torbacı tabir edilen satıcılar bu hususta çok dikkatli. Üzerlerinde küçük dozlar bulunduruyorlar. Satış anında yakalansalar dahi yargı serbest bırakmak zorunda kalıyor. Bu kişiler anında serbest kalınca etrafa polis ile ilgili yalan yanlış beyanlarda bulunuyorlar. Konumlarını daha da güçlendirip etrafa korku saçıyorlar.)

İkincisi: Madde kullanımının pençesindeki bağımlı gençlerimiz için yeterli kapasitede tedavi ve rehabilitasyon imkanının olmayışı. (Devletin 18 yaş altına yataklı tek merkezi Bakırköy Ruh Ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesindeki ÇEMATEM. 24 yatak kapasiteli. Bağımlı genç sayısıyla kıyaslandığında son derece yetersiz.)

Bonzai adıyla Başbakanımız'ın ifade ettiği, tiner, bali, çakmak gazı, esrar, eroin, çeşitli isimlerdeki haplar, vs. artık çığırından çıkmış bir yaygınlıkta çocuklarımızı tehdit etmekte.

BONZAİ KULLANAN GENÇLER

Tiner, bali, bonzai kullanan 18 yaş altı çocuklara müdahale edecek bir kurum, yetkili bir müessese mevcut değil. Elindeki poşetine üfleyerek tiner, bali çeken çocuklarımız, parklarda metruk binalarda, terkedilmiş araçların içlerinde yaşamlarını sürdürmekteler. Trafiğin sıkışık olduğu yerlerde ve trafik lambalarında ellerinde sileceklerle arabaların camlarını silmeye çalışıp, araç sürücülerinden para istemekteler. Vatandaşın bu gençlere tepkisi daha çok korku barındırıyor. Arabalarının camlarını kapatıp zarar vermesinler diye bir lirayı aceleyle verip oradan uzaklaşıyorlar. Bonzainin bir dozu 5TL. Beş kişiden bir lira alsa bu gençler o günkü ihtiyacını görebilmekte.

Polis bu çocukların yanından geçip gider, sosyal hizmet uzmanları, zabıta, vatandaşlar herkes bu gençlerimize çok yanaşmadan biraz da çekinerek yanlarından geçip giderler. Elleri, ayakları yara içinde, üst başları perişandır. Çoğu zaman tiner kokusu yanlarına yaklaşıldığında alınır.

En çok işledikleri suçlar hırsızlık, gasptır. Önce kendi ailelerinden. Ebeveynlerinin kardeşlerinin canlarından bezdirene kadar isteyerek, yalvararak, tehdit ederek, olmadı çalarak zehirlerinin paralarını temin ederler. O kaynak tükenip de evden dışlandıklarında hırsızlık yaparak, kızlarımız daha da kötü işler yaparak, kapkaç ve kesici aletlerle gasp gibi yollarla ama illa o zehrin parasını temin ederler. Bağımlı çocuklarımız her anlamda tedaviye muhtaç birer hastadır. Ancak tedavileri çok zordur. Kendileri kurtulmak istediklerinde olağanüstü bir mücadele verirler. Beynin madde ile tanıdığı bu haz onların zihinlerinden ne yazık ki asla silinmez. Tekrar başlamayacağının garantisi yoktur. Çoğu zaman bu merhaleye dahi gelemezler.

AİLELERE DÜŞEN GÖREV SAYIN BAŞBAKANIM,

18 yaş altı madde bağımlısı gençlerle dört senedir çalışmaktayım. İstanbul''da ikamet ettiğiniz ilçede 18 yaş altı madde kullanmak veya madde kullanımına bağlı suçlara karışarak polis kayıtlarına geçen 500'- ün üzerinde gencimiz mevcuttur. Bu rakam ne yazık ki gerçekleri yansıtmamaktadır. Kolayca para bulan gençleri polis tesbit edemez. Satıcı olup(torbacı) karşılığında madde temin eden polis kayıtlarına girmemiş yüzlerce genç mevcut. Yani bilinenin kat be kat üzerinde madde kullanan gencimiz var.

Bu çocukların ailelerinden 175 tanesini ziyaret edip olayın vahametini gördük. Madde kullanımında Üsküdar envarterimiz mevcut. İlköğretim yaşına kadar inen bonzai, tiner, bali gibi maddeler özellikle bazı mahallelerimizde yaygın olarak kullanılmaktadır. Biraz abartırsak sigara içen gençlerimiz az bir istisna ile bunlardan denemişlerdir.

Bu zehirle mücadelede artık topyekun ve zorlu bir savaşa hazırlanmalıyız. Bütün kamu kurumlarının yöneticileri bu savaşın neferleri olmazsa işimiz zor. Hiç kimse bu mevzu benim görevlerim ve yetkilerim çerçevesinde değil deme lüksüne sahip olmamalı. Bir kuşak evveli ne yazık ki bu hadiseye son derece yabancı. Bizlerin gençlik dönemlerinde hiç tanımadığımız, adını duymadığımız uyuşturucu türleri mevcut. Aklımıza gelmeyecek yollarla çocuklarımıza ulaşıyorlar. Kargoyla kapımıza kadar getirilip masum paketlerde evlatlarımıza teslim ediliyor. İnternetten satışı yapılıyor. Her yerde her köşe başındalar. Kabus gibiler.

Okul çevrelerindeki büfelerde tek satılan sigaraların içine, tütününe, her türlü madde katılmakta ve çoğu zaman çocuk farkında olmaksızın bağımlı hale gelmektedir. Bir kaç doz bağımlılık gelişmesi için yeterli olmakta akabinde çocuğun kendisini kurtarması zor veya imkansız hale gelmektedir. Bu süreçte aileler evlatlarının bağımlı olduğunu çok geç fark edebilmekteler. Ergenlik taşkınlıkları diye geçiştirilen haller gittikçe ağırlaşıp kabullenmekten başka çare kalmadığında iş işten çoktan geçmiş olmaktadır.

BİR ANNENİN ÖYKÜSÜ

Merkezimizde yaptığımız çalışmaları duyarak beni telefonla arayan bir annenin kısa öyküsünü aktarmak istiyorum:

....Biz dinimiz hususunda hassasiyetleri olan bir aileyiz. Kendimiz İslam çerçevesinde bir hayat sürdük. Şimdi 18'inde olan Muhammed''imiz de böyle yetiştirildi. Peygamberimiz'in adını verdik ona. Peygamber ahlaklı olsun diye. Allah şahidimiz ki gerçekten de Peygamber ahlaklı bir çocuktu. Liseye başladığında oğlumuzun davranışları değişti. Önce yatak odasının kapısını kilitlemeye başladı. Sonra bize karşı asi, asabi tavırları oldu. Para istemeye başladı. Ben oğlumun odasını karıştırıp haplar, kova(bir tür uyuşturucu kullanma metodu, pet şişe kullanılarak yapılıyor.) vs malzemeler bulduğumda şok oldum. Arkadaşlarından alıştığı bu zehirle şimdi Muhammed''im ve biz ailece mücadele vermekteyiz. Arada kullanmadığı zamanlar oluyor. O vakitler buna nasıl alıştığını anlatıyor. Kurtulmak istiyor. Bize yaşattıkları için derin bir pişmanlık ve utanç yaşıyor. Ama nihayetinde bu zehire yenik düşüyor. En son krıze girmiş bir halde bulduk. Şu anda Erenköy''de tedavi görüyor. Lakin zihinsel aktiviteleri bozulmuş. Böbrekleri zarar görmüş. Bırakması çok zor, bıraksa bile vücudundaki bu hasarların düzelmesi mümkün değil....

Her ailenin hikayesi benzer. Eğer şöyle bir inanış varsa değiştirilmesi lazım: '''Ailesi ilgisiz gençler, bölünmüş ailelerin çocukları, madde kullanan ebeveynlerin çocukları bu zehire bulaşıyor.''' Belki beş on sene evvel durum böyle idi. Şimdi hepimizin çocuğu madde kullanıyor olabilir. İstanbul''da 10 binin üzerinde 18 yaş altı çocuk madde kullanımına bağlı suçlar işlediklerinden dolayı polis kayıtlarına girmiş. Bunu da on ile çarpmanızı tavsiye ederim. Çocuğunuz kullanmamış olsa bile bu zehiri kullanan birden fazla arkadaşı mutlaka vardır. Bu da sanırım endişelenmemiz ve harekete geçmemiz için yeterli bir tehdittir.

Sayın Başbakanımız'ın açıklamaları bu hususun çözümüne inancımı yitirdiğim bir zamanda ümit ışığı oldu. Temennim bir an evvel yasal düzenlemelerin yapılıp, her kurumda zorunlu olarak bağımlı gençlere hizmet veren birimlerin oluşturulması. Genç eğer bırakma kararlılığında olursa bu zehirden kurtulabiliyor. Ulaşma kanalları tıkandıktan sonra rehabilitasyon sürecinde manevi desteğin mucizevi sonuçlarını gördüm. İnançla, Allah sevgisi ile, O''nun merhamet ve bağışlıcılığı ile tanışan gençler hastane sürecinden dahi geçmeden kendi ifadeleriyle '''temiz''' hayatlarına dönebilmekteler. Bu illetten kurtulanların tecrübeleri bizlere değerli ipuçları sunmakta. Sebep ve mücadele hususunda bilimin sunduğu katkıların yanında inançla tedavi metodları birlikte uygulanabilir inancıdayım. Uyuşturucu ile mücadelede zorlu bir savaş bizleri beklemekte. Her kişi ve kurum bu savaşın neferi olmalı. Anne babalar hiç değilse benim çocuğum da kullanıyor olabilir mi diye düşünüp bu hususta bilgilenmeli. İstanbul''da yapılması planlanan bağımlı gençlerin rehabilitasyon merkezinin bir an evvel hayata geçirilmesini temenni ediyorum.