Düşünce Günlüğü Mondros Türk düşmanlığının tarihsel belgesi

Mondros: Türk düşmanlığının tarihsel belgesi

Cihan Harbi’ni sona erdiren dört mütareke olmakla beraber takip eden süreçte ise beş “barış” antlaşması imza edilecektir. Harpten mağluplar safında çıkan Osmanlı Devleti İtilaf devletleri ile Mondros Mütarekesi’ni imzalayacaktır.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
Mondros: Türk düşmanlığının tarihsel belgesi
Harpten mağluplar safında çıkan Osmanlı Devleti İtilaf devletleri ile Mondros Mütarekesi’ni imzaladı.

GÖKHAN GÖKÇEK / TARİHÇİ YAZAR

Birinci Cihan Harbi çeşitli hadiseleri tetikleyen bir olgu olarak tarihteki önemini korumaktadır. Uluslararası savaş hukuku teamüllerine göre mütareke antlaşmalarıyla cephelerdeki çatışmalar durdurulurken, galip devletlerin muhataplarına biçecekleri bedel, barış antlaşmaları ile dikte edilir. Cihan Harbi’ni sona erdiren dört mütareke olmakla beraber takip eden süreçte ise beş “barış” antlaşması imza edilecektir. Harpten mağluplar safında çıkan Osmanlı Devleti İtilaf devletleri ile Mondros Mütarekesi’ni imzalayacaktır.

Almanya, Avusturya, Bulgaristan ve Osmanlı Devleti’nin oluşturduğu İttifak devletleri cephesi, Cihan Harbi’nde büyük kayıplar yaşarken özellikle 1918’e gelindiğinde peşi sıra mağlubiyetler almaya devam eder. Daha fazla dayanacak gücü olmadığını anlayan Bulgaristan, İtilaf devletleriyle mütareke imzalayan ilk devlet olur. Selanik Mütarekesi’nin imza edilmesinden sonra Bulgaristan’ın savaştan çekilmesiyle Avusturya-Macaristan ile Almanya toprakları saldırıya açık bir hale gelirken, Almanya ile Osmanlı Devleti arasındaki kara bağlantısı da tamamen kopmuş olur. Böylelikle Osmanlı Devleti’nin batı hududundan payitaht İstanbul, işgale müsait bir duruma düşer. Bunun farkında olan Osmanlı hükümeti, ateşkes görüşmeleri için diplomatik girişimlere başlar. İlk teklifleri geri çevrilen Osmanlı Hükümeti, Irak cephesinde esir düşen İngiliz General Townshend’in aracılığıyla yeniden ateşkes teklif eder. İngiliz donanmaları öncülüğünde Çanakkale Boğazı’nı kapatan Amiral Calthorpe, hükümetten de onay alarak görüşmelerin başlayabileceğini ifade eder. Bahriye Nazırı Rauf Bey öncülüğündeki Osmanlı Devleti heyeti 26 Ekim’de Limni Adası’na demir atmış olan Agamemnon zırhlısında ateşkes için görüşmelere başlar.

EN AĞIR ŞARTLAR OSMANLI DEVLETİ’NE DAYATILIR

Osmanlı Devleti heyeti, İtilaf devletleri arasında savaşa dahil olan ABD tarafından daha önce ortaya konan Wilson ilkeleri gibi uluslararası değerlere güvenerek - içişlere karışılmaması ve topraklarının işgal edilmemesi gibi- görüşmeye katılır. Ancak beklenenin çok ötesinde bir dayatma ve uzlaşmaz tutum ile karşı karşıya kalırlar. Nihayetinde 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imza edilir. Bu mütarekenin şartları diğer mütarekeler ile kıyaslandığında görülecektir ki Osmanlı Devleti’ne çok ağır şartlar, zorla kabul ettirilmiştir.

Bulgaristan’ın Selanik, Avusturya’nın Villa Giusti ve Almanya’nın Rethondes ateşkes antlaşmaları ile Osmanlı Devleti’nin imza ettiği Mondros arasında benzerlikler olmakla beraber çok bariz farklar bulunmaktadır. Mesela mağlup devletlerin iç güvenliği tesis edecek asker sayısı dışında kalanını terhis etmesi, bazı bölgelerdeki birliklerinin koşulsuz teslim olması, haberleşme araçlarına el konulması, donanma kuvvetlerine yine terhis ve el konulma gibi maddeler hemen hemen İttifak devletlerine ortak olarak, ateşkes antlaşmasıyla sunulan ve kabul ettirilen teklifler arasında yer almaktadır. Lakin Mondros Mütarekesi’nin 7. ve 24. maddeleri, savaşı kaybeden diğer devletlerden hiçbir şekilde istenmemiş olan egemenlik haklarının ihlallerini hatta işgali sıradanlaştıran anlamlar içermiştir.

TÜRK TOPRAKLARI İŞGALE AÇIK HALE GETİRİLİR

Mondros Mütarekesi kaybedilen bir savaşın ağır bedeli olurken Türk milletinin ve Türk devletinin geleceğinin şekillenmesinde de tetikleyici bir unsur olacaktır. Bu anlaşma bir bakıma, İtilaf devletlerinin tarihsel bağlamda Türk milleti ve devleti karşısında kendilerini konumlandırdıkları noktayı da ortaya koymaktadır. Özellikle 7. maddede yer alan “Müttefikler, kendi güvenliklerini tehdit edebilecek bir durum ortaya çıktığında herhangi stratejik bir yeri işgal edebilecekler.” hükmü, Osmanlı Devleti’nin topraklarının sorgusuz sualsiz bir şekilde hem de mezkûr mütareke ile meşrulaştırılmış bir oldubittiyle işgal edilmesine kapı aralamıştır. Yine Mondros Mütarekesi’nde Vilayet-i Sitte olarak tarif edilen ve sözüm ona bir Ermeni devleti oluşturmanın tarihsel belgesini ortaya atarak sözde sınırları çizen 24. madde de bahsi geçen yerleri işgale açık bir hale getirmiştir. Bulgaristan’ın imzaladığı Selanik Mütarekesi’nde işgal edilmesi meşrulaştırılan yerler ancak “geçici” olarak işgal edilebilecektir. Avusturya’nın imzaladığı Villa Giusti Mütarekesi’nde de stratejik noktalar “gerekli görüldüğü takdirde” yerel düzeni sağlamak adına işgal edilebilecekken Almanya’nın kabul ettiği Rethondes Mütarekesi’nde işgale dair tarif ve atıflar aralara adeta “serpiştirilmiş”tir.

MONDROS’TA AKAMETE UĞRAYAN HAYAL DEVAM EDİYOR

Mütarekeden birkaç gün sonra Musul’un işgal edilmesi akabinde Osmanlı Devleti topraklarının paramparça edilerek Sevr’in dayatılması, İtilaf devletlerinin Türkiye topraklarına dair düşünce ve tasavvurlarını ortaya koyması bakımından çarpıcı bir örnek olmuştur. Mondros’a matuf başlayan işgaller Mustafa Kemal Paşa ile Kuva-yı Milliye öncülüğündeki Milli Mücadele’yi ortaya çıkaracak nihayetinde Mondros’un peyda ettiği Sevr de çöpe atılacaktır. Mondros’taki tutum şüphe yok ki Viyana Bozgunu sonrasında oluşan “Kutsal İttifak” fikrinin bir dışavurumudur. Bu dışavurum Anadolu’yu fetheden ve Avrupa’ya kadar ilerleyen Türklere karşı açık bir “düşmanlık”tan beslenmektedir. Nitekim bu tutum 1915 olayları, Kıbrıs sorunu gibi meselelerde Türkiye karşıtı ülkelerin konumunu tahkim edici bir rol oynamıştır. Bugün Doğu Akdeniz’de ve uluslararası arenada Türkiye’nin muarızı olan ülkelerin son tahlilde varmak isteyecekleri yerin, Mondros’un veya benzeri bir hayaller metninin uygulanabileceği nokta olacağını anlamak çok da güç değildir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İslam düşmanlığı koronavirüsten daha tehlikeli
GÜNDEM
Cumhurbaşkanı Erdoğan: İslam düşmanlığı koronavirüsten daha tehlikeli

Çocuk kanalında Türk düşmanlığı: PKK ve FETÖ'cü hainlere kucak açan Almanlar Türkiye'ye saldırıyor
DÜNYA
Çocuk kanalında Türk düşmanlığı: PKK ve FETÖ'cü hainlere kucak açan Almanlar Türkiye'ye saldırıyor

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.