Düşünce Günlüğü Sağlığın basamakları ve bademcik iltihabı

Sağlığın basamakları ve bademcik iltihabı

İkinci bir görüş alma hakkı, temel hasta haklarından biri. İçiniz rahat etmeyebilir, yapılan açıklama aklınıza yatmayabilir, emin olmak isteyebilirsiniz; bu yüzden ilk hekimin görüşünü bir başkasına teyid ettirmeyi arzu edebilirsiniz, buna hakkınız var.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
Sağlığın basamakları ve bademcik iltihabı
Arşiv

Dr. M. Alpertunga Kara

İstanbul Medeniyet Üniversitesi

- Çocuğunuzun bademcik iltihabı var, antibiyotik yazacağım.

-Tamam, ama önceki doktorun yazdığıyla aynı olmasın, iki gün kullandık, bir işe yaramadı.

- Anlamadım?

- Sizden önce aile hekimine gittik, o da bademcik iltihabı var dedi ve antibiyotik yazdı. İki gün kullandık ilacı, ama çocuk hâlâ hasta, o yüzden tekrar muayeneye geldik.

- Ama bu hastalık iki günde geçmez ki, kaç kere doktora giderseniz gidin aynı...

Dr. M. Alpertunga Kara, İstanbul Medeniyet Üniversitesi
Dr. M. Alpertunga Kara, İstanbul Medeniyet Üniversitesi

Son günlerde bu tarz diyaloglara sıkça rastlanıyor, bir taraftan doktorlar hastaların aynı hastalık için tekrar tekrar başka başka doktorlara gitmesinden şikâyetçi; diğer taraftan hastalar doktorların tavrına anlam veremiyor, ne olacak bu memleketin hali?

İkinci bir görüş alma hakkı, temel hasta haklarından biri. İçiniz rahat etmeyebilir, yapılan açıklama aklınıza yatmayabilir, emin olmak isteyebilirsiniz; bu yüzden ilk hekimin görüşünü bir başkasına teyid ettirmeyi arzu edebilirsiniz, buna hakkınız var. Diğer taraftan hakların olduğu yerde sorumlulukların da olması doğal ve sağlık kurumlarının işleyişiyle ilgili kurallara uymakla yükümlüyüz. Haklar ve sorumlulukların dengesi korunamadığı zaman, sağlık sisteminin işleyişi üzerinde büyük bir yük oluşabiliyor ve bundan maalesef yine hastalar zarar görüyor.

Dünyada birçok ülkede olduğu gibi, ülkemizde de “basamaklı sağlık sistemi” uygulanıyor. Bu tarz uygulamalar sağlık harcamalarının kamu kaynaklarından karşılandığı sistemlerin temel özelliklerinden. Kabaca özetleyecek olursak, iki tür sağlık sistemi var.

Birincisi “parayı veren düdüğü çalar” mantığıyla çalışıyor ve en bariz örneği Amerika Birleşik Devletleri’nin sağlık sistemi. Burada, topluma yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ve acil sağlık hizmetleri gibi birkaç istisnanın dışında bütün harcamaları hastaların kendisi yapıyor. Bu sistemi bütün ülkede sadece özel hastaneler varmış ve her şey paralıymış gibi düşünebiliriz. Geliriniz yeterliyse sağlık sigortası yaptırıyorsunuz ve hasta olduğunuzda parayı sigorta ödüyor. Geliriniz yeterli değilse ortada kalıyorsunuz. Bu sistemin avantajı, daha geniş bir özgürlük alanınız oluyor, parasını ödeyebildiğiniz sürece pek çok şeyi talep edebiliyorsunuz.

İkinci sağlık sistemi çeşidini ise “her şeyi devletten bekleyelim” şeklinde özetleyebiliriz. Bu tarz sistemde bütün vatandaşların dâhil olduğu bir genel sağlık sigortası oluyor, bütçe vatandaşın vergileriyle sağlanıyor ve fakir de olsanız, zengin de olsanız ihtiyaç duyduğunuz sağlık hizmetine erişebiliyorsunuz. Diğer ülkelerin çoğu ya bu ikinci sistemi uyguluyor veya iki sistemin karışımını tercih ediyor: temel sağlık hizmetlerine herkes erişebiliyor, ama bazı hizmetler sadece ücretli olarak veriliyor. Sağlık hizmetinin basamaklar halinde düzenlenmesi, genel sağlık sigortasının uygulandığı sistemlerin temel özelliği. İşleyiş ne kadar düzenli olursa sistemin iki yakasını bir arada tutmak o kadar kolaylaşıyor, herkes her istediğini talep edemiyor, ama kimse de ortada kalmıyor. Bu tarz sistemler özgürlük açısından biraz daha zayıf, ama sosyal adalet açısından çok daha kuvvetli.

Neymiş bu basamaklar?

Toplam üç basamak var. Birincisi en temel sağlık hizmetlerinin verildiği “Aile Hekimliği Sistemi”. Aşılama, normal gebe ve bebek takibi, basit hastalıkların tedavisi gibi konular bu basamakta verilen hizmetlere örnek gösterilebilir. Toplumda en çok görülen hastalıklar aynı zamanda teşhisi ve tedavisi en kolay hastalıklar. Altı yıl tıp fakültesi eğitimi almış herhangi bir pratisyen hekim bu hastalıkları kolayca yönetebilir. Bu yüzden ihtiyaç duyduğumuzda ilk aklımıza gelmesi gereken kişi aile hekimimiz. Sistemin bir iyi noktası da, sürekli aynı doktora gittiğimizde doktorumuzun bizi yakından tanıma şansı oluyor, sanki özel sağlık danışmanımızmış gibi ihtiyaçlarımızı yakından takip edebiliyor.

İkinci basamakta “Devlet Hastaneleri” var. Eğer aile hekimimiz bizi bir uzmanın görmesi gerektiğini düşünüyorsa ikinci basamağa sevk ediyor. Yani yine önce aile hekimine gidiyoruz, eğer gerekiyorsa aile hekimimiz bizi yönlendiriyor. Üçüncü ve son basamak ise “Eğitim ve Araştırma Hastaneleri”, yani özel sağlık ihtiyaçları olan hastaların takip edildiği tam teşekküllü hastaneler. Eğer sistem düzenli çalışıyorsa, üçüncü basamak hastaneye doğrudan gitmiyoruz, ya aile hekimimiz duruma göre bizi üçüncü basamağa sevk ediyor veya devlet hastanesindeki uzman yönlendiriyor.

“Bir dakika şimdi doktor, güzel hikâye anlatıyorsun da, ben çocuğumun en kaliteli sağlık hizmetinden faydalanmasını istiyorum. Devlet bana bu hakkı vermiş, ister aile hekimine giderim, ister araştırma hastanesine giderim, kime ne?”

Haklısınız efendim, istediğiniz yere gitmekte özgürsünüz. Yalnız üstünde durmamız gereken bir-iki sorun var.

Birincisi kalite basamakla ilgili bir şey değil, sistemin bütününde olması gereken bir şey. Yani üçüncü basamak birinci basamaktan daha kaliteli diye bir şey yok. Doktor çocuğun boğazına bakıyor, iltihabı görüyor, teşhisini koyuyor. Bunu doçent veya profesör hocalarımızdan birinin yapmasıyla aile hekiminin yapması arasında fark yok, aynı şey. Yazabilecekleri antibiyotikler de belli. Önce profesöre gitseydiniz de iki gün sonra çocuk iyileşmemiş olacaktı, bademcik iltihabı iki günde iyileşen bir hastalık değil.

İkinci konu, çok sayıda kişi birinci basamakta çözülebilecek sorunlar için üçüncü basamağa başvurduğunda, bu kurumlarda yığılma yaşanıyor ve bunun sıkıntısını da yine hastalar çekiyor. Randevu alamıyorsunuz, uzun süre sıra beklemek zorunda kalıyorsunuz. Üstelik doktor bademcik iltihabı olan yüz hastaya bakmaya çalışırken kalbi delik çocuğa ayıracak yeterli zamanı kalmıyor.

“Para ödemeyeyim, istediğim hastaneye gideyim, ama sıra beklemeyeyim, hangi tahlili istiyorsam yaptırayım, uygun gördüğüm ilacı yazdırayım” şeklinde bir sağlık sistemi dünyanın hiçbir yerinde yok. En zengin devletlerin bile böyle bir talebi karşılayacak kaynağı mevcut değil. Eğitim veya savunma bütçesinden kısarak sağlık bütçesini arttırmak gibi bir seçeneğimiz olmadığına göre sağlık hizmetini bilinçli kullanmak zorundayız. Bunun da ilk adımı basamağa dikkat etmek. Güvendiğiniz, güzel iletişim kurabildiğiniz bir aile hekimine kaydolun ve her seferinde önce kendi doktorunuzla görüşün. Uzun vadede memnun kalacağınızı ümit ediyorum.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.