
İyi oynayan iki kişinin aynı takımda yer almamasına dikkat edilirdi...
Üç kornerin bir penaltı sayıldığı, bel üstü gelen topun gol sayılmadığı, 90'lı yıllarda mahalle maçlarında çocuklar tarafından konulan doğaçlama kurallar...
1/13

Maçlar minyatür kalede oynanıyorsa, penaltı boş kaleye ters şekilde topukla vurulurdu... Maçtan önce kaleleri belirlemek için hayali kale direkleri arası adım ile sayılır, olmaları gereken yerler iki taş ile işaretlenirdi...
2/13

Maçın bitişi hava kararınca, ezan okununca, anne-baba çağırınca olurdu.
3/13

Topu patlatan parasını öder, patlak top ikiye kesilip kafaya takılırdı...
4/13

Takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, adım almayı iyi bilenindi.
5/13

Abanma ve burun vurma yoktu, vurulursa eleştirilip kınanırdı...
6/13

Penaltılarda kaleci değiştirilirse 2 penaltı atılırdı. Eğer ilk penaltı gol olursa ikincisi atılmazdı...
7/13

Tanju, Rıdvan, Metin, Ali, Feyyaz, Hagi, Hakan, Hami gibi dönemin popüler futbolcularının adı alınırdı...
8/13

Maçı izleyen küçük bir grup varsa, penaltı olup olmadığına o karar verirdi, saygı vardı...
9/13

Top, oyun alanı içerisindeki herhangi bir arabanın altına kaçarsa büyük bir şevkle arabanın altına yatılıp top alınırdı. Topu ilk kim kaparsa o takımda başlardı...
10/13

Topun sahibi tüm kuralları koyar, takımı kurar, kaleyi seçer, istemediği kişileri topuyla oynatmazdı...
11/13

Gol olduktan sonra eğer tartışmalar olursa ve golü yiyen takımın bir oyucusu golü kabullenirse rakip takım direk o kişiyi yüceltip “adamın gol diyo” diyerek golü alırlardı. Ardından golü kabullenen kişi de kaleye veya defansa alınırdı...
12/13

Maçlarda eğer iddia varsa ödüller genel olarak Algida Max, meybuz, 2,5 litrelik kola vb. ürünlerden oluşurdu...
13/13

Pas vermeden sadece çalım atarak gol atılırsa sayılmazdı...
#maç
#mahalle maçı






