Arslan: Yaptıklarımız mide bulandırır

Aa
00:0020/10/2009, Salı
G: 20/10/2009, Salı
Yeni Şafak
Arslan: Yaptıklarımız mide bulandırır
Arslan: Yaptıklarımız mide bulandırır

Birinci 'Ergenekon' davasıyla birleştirilen Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırı dosyasının sanıklarından Alparslan Arslan, 'Bizim yaptığımız kötülükler ortaya çıkarsa insanların midesi bulanır' dedi. 


İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada üye hakim Hasan Hüseyin Özese'nin sorularını cevaplandıran Arslan, tanıyıp tanımadığı sorulan bazı kişilerle 'ülkücü ve vatanını, dinini seven insanlar olması' nedeniyle görüştüğünü söyledi. 


Arslan, 'Sedat Peker'i tanıyıp tanımadığı' yönünde bir soruya, 'İsmini duyuyordum. Kendisini Fenerbahçe'deki bir çay bahçesinde, cipin içinde otururken gördüm. Başka da görmedim. Ondan burs da almadım' karşılığını verdi. 


Süleyman Esen ile iyi bir insan olduğu için samimiyet kurduğunu ve iyi diyaloglarının olduğunu, onun türbanla ilgili görüşünü bilmediğini ve Danıştay baskınından kendisine bahsetmediğini öne süren Arslan, Hakkı Kurtuluş'un ofisinde 6 ay avukatlık stajı yaptığını dile getirdi.


Gürhan Gür ile birlikte Yeditepe Hukuk Bürosu'nu kurduklarını ve avukatlıktan elde ettiği kazançla da rahat geçinebildiğini anlatan Arslan, Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Derneği'nden (VKGB) Hüseyin Görüm, Hüseyin Nalın ve Bülent Gürkan'ı tanıdığını söyledi.


VKGB'nin özel sohbetler gerçekleşen toplantılarına katıldığını ve Nihat Gürkan ile din sohbetleri dışında kimseyle orada konuşmadığını ifade eden Arslan, hakim Özese'nin 'Kuvayi Milliye Derneği hakkında ne biliyorsunuz?' sorusu üzerine de 'yaşam çizgisini beğendiği Fikri Karadağ'ı tanıdığını, ancak birkaç sohbetten sonra yaşayamayacağını bildiği için kendisini Hüseyin Görüm ve Hüseyin Nalın'a attığını ve oradan Fikri Karadağ dışında ofisine gidip geldiği Muzaffer Tekin'le de görüştüğünü' söyledi. 


'KÖTÜLÜKLERİN ORTAYA ÇIKMASI'

Osman Yıldırım'ın akıllı bir adam olduğunu ve sohbet ettiklerini belirten Arslan, alacak verecek meselesi nedeniyle tanıdığı Hüseyin Görüm'ün de inandığı değerler için fedakarlıklarda bulunmuş biri olduğunu ve onunla ilk olarak Maltepe'deki bir ofiste tanıştığını anlattı.


'Bizim yaptığımız kötülükler ortaya çıkarsa insanların midesi bulanır' diyen Arslan, Hüseyin Görüm'ün iş yerine gidip geldiğini, ancak onun Maltepe'deki konteynerine hiç gitmediğini, Hüseyin Görüm ile görüşmesinin, ona yardım etmesinin parayla ilgisinin olmadığını ve kendisiyle din, diyanet meseleleri üzerine konuştuğunu kaydetti.


Hakim Özese'nin sorusu üzerine Salih Kurter ile daha önceden tanışıklığının olduğunu ve haftada 2-3 gün yanına gittiğini belirten Arslan, yalnız gitmemeye çalıştığını, bütün arkadaşlarını görüşmeye çağırdığını, Süleyman Esen'in görüşmelerde genelde suskun olduğunu, Salih Kurter'in kendisine Danıştay saldırısıyla ilgili bir telkininin olmadığını ve Kurter'in kendi yörüngesinde yaşayan bir adam olduğu için o işlerle ilgilenmediğini söyledi.

Arslan, hakim Özese'nin, 'Danıştay ve Cumhuriyet baskınlarıyla ilgili Salih Kurter ve Süleyman Esen'in bir nasihati oldu mu?' sorusuna, 'Müslüman Müslümana cihat et demezse edepsizliktir. Kurter'de idrak olsa yeryüzüne çıkardı... Guantanamo'da aşk varsa, uçkurumu keserim. Kurter ile paylaşmak istedim, paylaşamadım. Salih Kurter'i koyduğum noktayı, Kurter hak etmiyor' yanıtını verdi. 

Salih Kurter'e örtülü olarak yardım etmeye çalıştığını, açıktan para vermediğini, halısının altına koyduğunu ve alışverişten aldıklarını evine bıraktığını anlatan Arslan, 'Kurter'in evinde babası İdris Şahin'e ait bir alışveriş fişinin bulunması' yönündeki soruya ilişkin 'Bildiğim kadarıyla bir tanışıklıkları yok. Elazığ'dan market kartlarıyla aldığım bir alışverişten olabilir' dedi.


'KURACAĞIM DEVLETİ KAFAYA KOYMUŞTUM'

'Osman Yıldırım ile ilk olarak 2001 veya 2002 yıllarında tanıştığını, bazı alacaklarının tahsiline onunla gittiğini, Osman Yıldırım'ın birlikte kavga edeceği güvenilir bir insan ve önemli biri olduğunu' ifade eden Arslan, Veli Küçük ile Osman Yıldırım'ın tanışıp tanışmadıklarını hatırlamadığını ve Veli Küçük isminin ortaya atılmasının hoşuna gitmediğini söyledi. Hakim Özese tarafından emniyetteki ifadeleri hatırlatılan Arslan, şöyle konuştu:

'Ben devleti değiştireceğime inanıyordum. Belki saflık. Osman ile Bostancı sahilinde yürürken ona anlatırdım. Ama bilen insanların olması lazım. 27-28 yaşındaydım. Alparslan Arslan devleti değiştirecekti. Karadeniz'den Lazlar'ı toplayacaktım. İstanbul'da batağa batmış Kürt gençleri toplayacaktım. Kuracağım devleti kafaya koymuşum. Kafamda hepsi var ama Müslümanlaştırarak. Orduyu kurup silahları dağıtacaktım. Utanarak anlatıyorum ama kafamdaki kurgu buydu. Yukarıdan verilen görev bu, yoksa olmaz.'


'YİNE BOMBA ATARIM'

'Danıştay baskınına kimlerle gittiği' sorulan Arslan, arabanın içinde Osman Yıldırım, İsmail Sağır ve Erhan Timuroğlu'na 'Danıştay'a gidelim, basalım' diye konuştuğunu, bu kişilerin de kendisine 'tamam', Osman Yıldırım'ın 'her şeye varım' dediğini söyledi.

Osman Yıldırım'ın bu işte menfaatinin olmadığını, sadece Allah için yaptığını kaydeden Arslan, emniyet ifadesinde Osman Yıldırım ile Cumhuriyet baskınını konuştuğu hatırlatılınca, 'Doğru, gerçek bu. Osman Yıldırım eylemi bana sordu, planda uzlaştık. Başörtüsüne el kalktığında yine bomba atarım' dedi.

Başka bir soru üzerine, günlük gazeteleri hemen hemen haftanın 4-5 günü takip ettiğini söyleyen Arslan, Danıştay'ın türbanı yasaklayan kararıyla ilgili haberi farklı bir yerde duyduğunu ve duyduğu zaman da kafasının infilak ettiğini belirterek, böyle bir şeyin olamayacağını düşündüğünü ve o gece evinde yatarken nasıl bir silah bulabileceğini düşündüğünü söyledi.

'Danıştay'ı çok rahat vuracağımdan eminim' diye düşündüğünü anlatan Arslan, 'bir gün sonra Kemalettin Gülen adlı bir kişinin yanına gelerek Vakit gazetesini kendisine gösterdiğini, Mustafa Birden'i arayıp küfrettiğini söylediğini ve bunun hoşuna gittiğini' anlattı. Arslan, 'Bu Müslüman bir gencin tavrıdır. ...' dedi.

Kemalettin Gülen'i, 'Fethullah Gülen'in yeğeni, ülkücü, nurcu ve cemaatçi biri olarak bildiğini' ifade eden Arslan, 'Kemalettin Gülen'e sahip çıkma pozisyonunda onunla görüştüğünü, Danıştay baskınından bir hafta önce Gülen'in Üsküdar'daki ofisine gittiğini ve istemesi üzerine Gülen'in kendisine Danıştay 2. Daire Başkanı Mustafa Birden'in adreslerini gösteren, telefon numaraları olan bilgisayar çıktıları verdiğini' iddia etti. Arslan, Kemalettin Gülen'in kafasındaki planlarından haberinin olmadığını' dile getirdi.



'TÜRKİYE CUMHURİYETİ'Nİ SIRF ATATÜRK YÜZÜNDEN YIKMAK İSTEDİM"

Eylemine neden olan Danıştay kararını tam olarak bilip bilmediği sorulan birinci 'Ergenekon' davasının tutuklu sanığı Alparslan Arslan, '(Başörtülü biri, başörtülü giremedi) diye zannediyorum' dedi.

Duruşmada bu kez üye hakim Sedat Sami Haşiloğlu tarafından çapraz sorguya alınan Alparslan Arslan'a, Danıştay baskınından önceki telefon mesajları soruldu.

Arslan, telefon mesajlarında geçen 'malzemeler'in nasıl kullanılacağı yönündeki soruya, 'Malzemelerle Doğan Medya Center, ATV, bankalar, özellikle Yapı Kredi Bankası ve Rahmi Koç'u vurmak isterdim' diye cevap verdi.

'Türkiye Cumhuriyeti'ni sırf Atatürk yüzünden yıkmak istediğini' söyleyen Arslan, Ahmet Baydar'a yazdığı, 'Para hazır olsun, ona göre' mesajının da 'Silah, roket, bomba, keleş almak için para ihtiyacından kaynaklandığını' ve Ahmet Baydar'ın yapacağı baskından haberinin olmadığını dile getirdi.


'HASTAYIM, BEYİNSEL PROBLEMLERİM VAR'

Salih Kurter'in, Süleyman Esen ile kendisine muska yaptığını ve muskaları boyunlarında taşıdıklarını söyleyen Arslan, bir soru üzerine, Orhan Kadı'dan ihtiyaç üzerine Danıştay baskınından 4-5 ay önce Browning marka silahı aldığını ve bunun sebebinin de kalabalık olan İstanbul'daki problemler olduğunu ifade etti.

Mahkeme Başkanı Köksal Şengün'ün 'zaman konusunda çelişkiye düştüğü' yönünde uyarısı üzerine Arslan, 'Hastayım, beyinsel problemlerim var' dedi.

'Browning marka silah almışken ve bununla baskını yapabilecekken neden 2 Glock silah da alma ihtiyacı hissettiniz?' sorusunu yanıtlayan Arslan, silahların kendisine lazım olduğunu, sadece kirli işlerde kullanmak için değil başka işleri için de gerekli olduğunu, daha önce hiç görmediği Glock marka silahları x-ray cihazından geçebilmeleri ve Danıştay binasına rahatlıkla girmesini sağlayacağı için aldığını söyledi.


'DANIŞTAY BASKINI, ZAN ÜZERİNE Mİ?'

Danıştay binasına tek başına girdiğini ve kimselerin yardımını almadığını anlatan Arslan, 'Silahları temin ettiği 7 bin TL'yi nereden bulduğu' yönündeki soruya, 'İş yapıyoruz. Şükürler olsun ki para gelirdi elime. Aç değildim, açıkta değildim' diye yanıt verdi.

Danıştay baskını ve Cumhuriyet Gazetesi'ne bomba atılmasıyla ilgili kimseden talimat almadığını belirten Arslan, hakim Haşıloğlu'nun sorduğu, 'Danıştay'ın verdiği kararı tam olarak bilip bilmediği' yönündeki soruya, '(Başörtülü biri, başörtülü giremedi) diye zannediyorum' şeklinde yanıt verince, Haşıloğlu bu kez, 'Zan üzerine mi eyleme girdiniz?' diye sordu.

Arslan, söz konusu olayda anaokulu öğretmeninin başını açmaması durumunda Danıştay'ın bu kararının ortaya çıkmayacağını, anaokulu öğretmeninin başörtüsünü açmasına veya kapamasına saygı duyduğunu, herkesin buna hakkı olduğunu anlattı.

Arslan, 'Seni etkileyen olay Cumhuriyet Gazetesi'nde çıkan 'başörtülü domuz' karikatürü mü, yoksa Danıştay'ın başörtüsüyle ilgili verdiği karar mı?' sorusunu da 'Danıştay kararı. Edepli olmak lazım' diye cevapladı.

Ankara'da bulunduğu sırada Tarkan Toper ile görüşmesinin nedeni sorulan Arslan, Toper ile Armegeddon ve kutsal savaş üzerine konuştuklarını, yorgunluğu halinden belli olan Toper'in kendisi gibi bir hayat silsilesine sahip biri olduğunu, avukatlığın belli boyutlarını yaşadığını, dengesizleştiğini ve Toper ile Kocatepe'de de görüştüklerini dile getirdi.

Daha önce, Ahmet Baydar'a, 'Kuzey Irak'a gidecektim' dediği hatırlatılan Arslan, Kuzey Irak'a gitmek için İlnur Çevik'i İsmail Paker ile görüştürdüklerini, fakat İsmail Paker ile Ankara'da görüşmediğini, Kuzey Irak'a da direnişçilere katılmak için gitmek istediğini, problem çıktığı için gidemediğini ve çantasında pasaport bulunmasının da Kuzey Irak'a gitmek istediğini gösterdiğini ifade etti.

Arslan'a, hakim Haşiloğlu tarafından bazı telefon numaralarının sorulması üzerine araya giren Arslan'ın avukatı Oğuz Kayıran, müvekkiline bu soruların sorulmasının gereksiz olduğunu savundu. Haşiloğlu da 'Arslan'ın telefonları hatırladığına' dikkat çekti.

Alparslan Arslan, hakim Haşiloğlu'nun sorduğu bazı sorulara, gülerek cevap verirken, 'Kusura bakmayın, hastayım yani. Cezaevinde varlık problemleri, gelgitler yaşadım. Şu an kontrollüyüm' dedi.

Duruşmada saatin 17.00 olması nedeniyle, tutuklu sanık Alparslan Arslan'ın çapraz sorgusuna ara verilirken, sanıkların taleplerine geçildi.