Kahraman sağlıkçılar

Neslihan Önder
Neslihan Önder
04:0015/07/2023, Cumartesi
G: 14/07/2023, Cuma
Yeni Şafak
15 Temmuz'un kahraman sağlıkçıları.
15 Temmuz'un kahraman sağlıkçıları.

15 Temmuz gecesinin iz bırakan kahramanları arasında sağlıkçılar da vardı. Kimisi FETÖ’cü hainlerin kurşun yağdırmasına rağmen çatışma hatlarına girip yaralıları tahliye etti, kimisi acil servislerde 1 dakika bile dinlenmen can kurtarma seferberliğine katkı sundu.

15 Temmuz'da herkes bulunduğu çevre, icra ettiği meslek ve içinde var olan vatan sevgisiyle büyük kahramanlıklara imza attı. Askeri uçakların alçak uçuş yaptığı, silah seslerinin bir an bile susmadığı o karanlık gecede sağlık çalışanları da en ön safta görevlerini can siperane şekilde icra ederek yüzlerce vatandaşın hayatını kurtardı. O dönemki adıyla Boğaziçi Köprüsü'ne en yakın yerlerden biri olması dolayısıyla Haydarpaşa Numune Hastanesi de daha önce eşi benzerine rastlanmamış bir gece geçirdi. Hastanede görevli sağlık çalışanları o gece yaşananları Yeni Şafak'a anlattı.

İLK GELEN YARALI 3 POLİS OLDU

FETÖ'cü subayların darbe kalkışmasında ilk olarak tuttukları Boğaziçi Köprüsü'nde o gece adeta can pazarı yaşandı. O can pazarında bir kişiyi daha kurtarabilmek için var gücüyle çalıştı onlar. Ne silah, ne de uçak sesleri onları durdurabildi. Kendi canlarını hiçe sayarak sabaha kadar 200'ün üzerinde hasta baktılar. 15 Temmuz şehitlerinden Erol Olçok ve Abdullah Tayyip Olçok'a ilk müdahale eden doktor Haydarpaşa Numune Hastanesi Acil Tıp Kliniği Uzmanı Dr. Mehmet Koşargelir'di. "O gün 3 polis ateşli silah yaralanmasıyla hastaneye getirildi. Haliyle sorduk ne oldu diye? 'Asker ateş etti, darbe girişimi var' dediler" diyen Koşargelir, o andan itibaren kendileri için bir maratonun başladığını söyledi.

BİRLİK OLMASAYDIK ALTINDAN KALKAMAZDIK

İlk yaralıların ardından yoğun bakımı boşalttıklarını, acildeki tüm hastaları servislere yatırdıklarını anlatan Koşargelir, " Yaralıların geleceğini hissettik ve onun için önlemlerimizi almaya başladık. 12 ameliyathanemizi açtık, o gün görevli olmayan tüm doktor ve sağlık çalışanlarını hastaneye çağırdık. Hastanede refakatçi olan ya da yakınlarda olan sağlıkçılar da koşarak yardıma geldiler. Sedyelerimiz kalmadı. Yaralılar kesintisiz geliyordu. yolda bulduğu yaralıyı getirip bırakıyor, tekrar yaralı almaya gidiyordu. Gelenlerin çoğunu yere yatırmak zorunda kaldık. Sedyelerde tedavi gören hastalar, daha ağır hastalara yer verdi. Zaten doktor, hemşire ve hasta vatandaş desteği olmasaydı biz o günün altından kalkamazdık. Kovid-19 sürecini de yaşadık ama o gece kadar yorulmadık" diye konuştu.

KAYMAMAK İÇİN KANI SÜREKLİ TEMİZLEDİK

Cerrahların akın ettiği hastanede ameliyathaneler sabaha kadar çalıştı. Doktorlar bir an bile soluklanmadı. Koşargelir o anları şu sözlerle anlattı: "Sabaha kadar bir damla su içecek bile vaktimiz olmadı. Acil servis kan gölüydü. Kayıp düşmemek için sürekli o kanları temizliyorduk. Yedek kıyafetleri olanlar üstlerini değiştirdi, olmayanlar kana bulanmış giysileri ile göreve devam etti. O kandan bize bir hastalık bulaşır ya da bir şey olur diye hiç düşünmedik. Hastalara müdahale ederken, daha sonra alçak uçuştan kaynaklanan ses olduğunu duyduğumuz sonik patlamalar yaşandı. Bomba etkisi yarattı ve bina zangır zangır sallandı. O an tüm personel birbirimize sarıldık, ağladık ve işimize devam ettik. Biz tabii kendimizi düşünmedik. Önce yaralılar vardı yani. Yaralılara müdahale etmeyi düşündük."

ŞEHİTLER İÇİN DUALAR OKUDUK

"Kanlı bir darbe girişimi olduğunu gelenlerden öğrendik, asker vatandaşa silah sıkıyordu. Bu ülkede daha önce darbeler oldu ama hiç vatandaşa silah sıkılmadı yani. Ilk defa silahların sıkıldığını ve ilk defa şehitlerin olduğunu görüyoruz. O mahşer yerinde Allah güç verdi böyle bir yükün altından kalkabildik. O günün sonunda tüm ekibimle, şehit olanlar için dua okuduk. Allah milletimize bir daha o günü göstermesin. Darbenin dili ve sahibi tektir. O yüzden bu ülke bizim biz bu ülkeyi canımız pahasına korumamız lazım. Bizim görevimiz de o gün sağlıktı. Biz sağlıkla mücadele ettik."

Mehmet Koşargelir

ABDULLAH TAYYİP OLÇOK İLK ŞEHİDİMİZDİ

"Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip Olçok'a da ilk müdahaleyi ben yaptım. Abdullah Tayyip Olçok ilk şehidimizdi. Geldiğinde vefat etmişti. Babası Erol Olçok henüz sıcaktı. Sedye kalmadığı için yere uzanarak 20 dakika kadar kalp masajı yaptım. Ancak hayata dair hiçbir işaret göremedim. Son hastamızı da tedavi edene kadar darbenin başarılı olup olmadığını bilmiyorduk. Ama acil servise askerin gelişi geciktikçe rahatlıyorduk. Asker değil, yaralı vatandaşlar geldi sabaha kadar. Vatanını ve milletini seven

biri olarak o gece ömrümde ilk kez asker görmediğim için sevindim.

34 yıldır hekimlik yapıyorum ama hiç o gece kadar kötü bir gece yaşamadım. Mümkün değil. Bir daha yaşanacağını da zannetmiyorum. O gece yani Allah bir daha yaşatmasın, savaşta bile bu kadar yaralı gelmez."

KİTAPLARA KONU OLACAK BİR UYGULAMA GELİŞTİRDİLER

15 Temmuz'da yeni bir triaj modeli uyguladıklarını belirten Dr. Koşargelir, "O an böyle bir karar almamız gerekiyordu. Bu birçok yayına ve hastaneye örnek oldu. Bunu afetlerde anlattık. Bu yeni bir model. Kitaplarda yazılan bir model değildi. Dünyada bilinen triaj modellerinin dışında bir yöntem yaptık" dedi.

Kartal Akduman

Ambulanslara ‘gitmeyin’ talimatı vermişler

Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde can pazarı yaşanırken, hastaneye hiçbir ambulansın gitmemesi de dikkat çekti. Darbe girişiminin yaşandığı gece ambulansların giremediği köprüde sadece Üsküdar Belediyesi’ne ait bir ambulans çalıştı. Sağlık personeli izinde olduğu için 2 şoför 1 ambulansla darbe gecesi destan yazdı. İddiaya göre 15 Temmuz gecesi 112 Acil ambulanslarına “Can güvenliğiniz yok, gitmeyin” talimatı verilmişti. Yıllardır ambulans şoförlüğü yapan Kartal Akduman, o gece üzerlerine kurşun yağarken inisiyatif alarak Boğaziçi Köprüsü’ne gidip yaralı taşıdıklarını anlattı. Acil ambulanslarının “Can güvenliğiniz yok, gitmeyin” talimatı aldığını söyleyen Kartal Akduman, “45 yaralı ve 2 şehit taşıdık. Ambulansımıza kurşunlar isabet etti” dedi. Hiçbir sağlık personelinin bulunmadığı ambulansta Akduman ve şoför arkadaşı İmdat Yıldız yaralılara müdahale etti. 15 Temmuz’un doğum günü olduğunu söyleyen Kartal Akduman, “Darbe gecesi ben doğum günümü kutluyordum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bunun bir kalkışma olduğu söylemi üzerine kendi müdürümü aradım ve dışarı çıkacağımı söyledim. Her türlü çıkacaktık ama ambulansı alalım mı diye sormak istedim. Müdürüm hiç vakit kaybetmeden Kısıklı’ya çıkmamızı söyledi. O gün benim aracımın sağlık personeli izinde olduğu için yine diğer şoför arkadaşım İmdat Yıldız ile birlikte 2 şöför 1 araç olarak yola koyulduk” diye konuştu.

ÇATIŞMA BÖLGESİNE GELMEDİLER

Akduman şu ifadeleri kullandı: “Biz o gece bildiğimiz ilk yardım ve almış olduğumuz eğitimle müdahale etmeye başladık. O gece robot gibi olmuştuk. İçimiz donuyordu ama hareket etmek zorundaydık. Motorcu arkadaşlar yaralıları getirdi, biz müdahale edip hastanelere götürdük. Sabaha kadar mermi atışları devam ederken sivil bir vatandaş yanımıza gelerek ortopedi doktoru olduğunu ve yardımcı olmak istediğini söyledi. Kendisi Tekirdağ Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Ortopedi Doktoru Ali Seyit Gümüşdaş’tı. Onun sayesinde aynı anda 5-6 yaralıya müdahale edebildik. Ambulansımız adeta bir seyyar hastaneye dönüştü. Normalde bir ambulans 1 yada 2 kişi taşır. Ama biz o gece orda aynı anda 5 kişiyi hem hastaneye naklettik hem de müdahalelerini yaptık. Hocamız ulaşabildiği yerlerden takviye destek istedi ancak her nedense ambulanslar hastaneden hastaneye yaralı naklediyordu. Sıcak çatışma bölgesinde hiçbiri yoktu. Daha sonra tanıdığımız 112 Acil Ambulans şoförlerine sorduğumuzda kendilerine “Can güvenliğiniz yok, gitmeyin” denildiğini söylediler” şeklinde konuştu.

Ahmet Özbek

Her yer kan gölüydü perdeleri indirip yere serdik

Dr. Mehmet Koşargelir ile o gece mücadele veren doktorlardan biri de Uzman Dr. Ahmet Özbek’ti. “Olaylar ilk başladığında yaralılara isabet eden kurşunlar küçüktü. Ancak saatler ilerledikle kurşunlar büyüdü” diyen Özbek, “Gelen hastalara bakıp tedavi edince yeni geleceklere hazırlanıyorduk. Abdullah Tayyip Olçok’un vefat ettiğini ve başka çocukların vurulmuş olduğunu gördüğümde sinir boşalması yaşadım. Hani çocuğa da ateş edilmez diye düşündüm.

O sırada sürekli telefon geliyordu. Hastaların kim olduğunu soruyorlar ama öğrenmemizin imkanı yok. Hastalarda sürekli bir kanama var ve her yer kan gölü. O kadar çok kayıyorduk ki en son perdeleri indirip yere serdik” şeklinde konuştu.

ACİL SERVİSTE 25 KİLOMETRE YÜRÜDÜM

Dr. Özbek, o gece yaşadıkları dehşeti şu sözlerle ifade etti: “Sedye yetmiyordu. Yakınları vefat edenler, ‘Bizim hastamız vefat etti, onu sedyeden indirelim, yeni gelen hastaları yatırın’ diyorlardı. Ben bunu duyduğumda şok oldum. Savaş uçakları tarafından alçak uçuş yapılıyor, camlar patlıyordu. Sabaha kadar hekim arkadaşlarımızla sırt sırta verip çalıştık. Dinlenmeye fırsatımız olmadı. O gün acil servisten çıktığımda adım sayara baktım ve sadece o küçücük alanda 25 kilometre yürüdüğümü gördüm. Böyle bir gece geçirdik. O gün Meclis’in bombalandığını duyduğumda bu başka bir şey bu darbe değil, işgal diye düşündüm. Aradan 7 yıl geçti ama o gece yaşananları unutamadım. Ne zaman köprüden geçsem o anlar geliyor aklıma. Böyle bir şeyi unutmak da mümkün değil zaten.”



#Milli İrade
#15 Temmuz
#FETÖ
#Darbe Girişimi