Bingöl-Elazığ karayolunda 24 Mayıs 1993''te teröristlerce 33 askerin şehit edildiği saldırıdan yaralı kurtulan askerlerden Osman Partal''a, Başbakan Erdoğan''a yazdığı mektubun ardından 20 yıl sonra gazilik unvanı verildi
Bingöl-Elazığ karayolunda 24 Mayıs 1993''te teröristlerce 33 askerin şehit edildiği saldırıdan yaralı kurtulan askerlerden Osman Partal''a, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan''a yazdığı mektubun ardından 20 yıl sonra gazilik unvanı verildi. Askerlik görevini yaptıktan sonra yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle iş bulamadığını vurgulayan Partal, 20 yıl süreyle gazi olabilmek için umutla beklediğini ve bunu da Başbakan Erdoğan sayesinde kazandığını belirtti. Partal, 23 Aralık 2012''de kendisine ve 19 arkadaşına gazilik rütbesi verilmesi talebini içeren mektubunu, Dolmabahçe''deki Başbakanlık Çalışma Ofisi''ne ilettiğini ve kısa süre önce de gazilik rütbesi aldığını ifade ederek, ''Başbakan Erdoğan''ın ellerinden öpüyorum. Kendisine mektup yazdım ve bana sahip çıktı'' diye konuştu.
Çözüm sürecinin olumlu olarak sonuçlanmasının Türkiye için büyük önem taşıdığını söyleyen Partal, şunları kaydetti: ''Bizim analarımız ağladı, bundan sonra başka anaların ağlamaması için Başbakanımıza sonuna kadar destek veriyorum. Kiminle görüşülecekse görüşülsün, yeter ki analar ağlamasın.''
Gazi Er Osman Partal, teröristlerce düzenlenen saldırıda çene kemiğinin kırıldığını, vücudunda kurşun izleri bulunduğu ve psikolojisinin bozulduğunu söyledi. Olay anını her hatırladığında arkadaşlarının yardım seslerini yeniden duyduğunu anlatan Partal, şunları söyledi: ''Usta birliğime gitmek için Malatya''daki birliğime teslim olmuştum. İki ayrı otobüsle 54 arkadaşımla Bingöl''e doğru yola çıktık. Ama her nedense 3 saatlik yolu 6 saatte gittik ve bize akşam saatlerinde pusu kurdular. Bir tepeye götürerek 3 metre mesafeden üzerimize 7 bin 500 mermi sıktılar. Bunu da olay yeri tespit tutanaklarından biliyorum. O anda kol kola olduğum arkadaşlarım benim kadar şanslı olamadı. Şehit olan arkadaşlarım üzerime düştüğü için beni de öldü zannettiler. Ayrıca orada ''yokum'' diyen Şemdin Sakık da oradaydı. Mesela bir arkadaşımızın ayakkabısını, benim de cebimden sigara aldı.''






