Son zamanlarda gelen verilere göre Türkiye'nin 'Küçük Amerika' olma hayalinin gerçekleştiğini söyleyebiliriz. O verilerin ne olduğundan önce, söz konusu hayalin tarihi arka planına bir göz atalım:
Osmanlı'nın son dönemine damgasını vuran İttihat ve Terakki partisi yöneticilerinin ekonomi alanındaki önceliklerinden birisi, "Türkiye, Türkler arasında zengin insanlar bulunmadığı için fakirdir. Bazı Türklerin zengin olmasına fırsat verelim ki Türkiye zengin olsun" teziydi. Bu yüzden "Milli iktisat, milli ekonomi" anlayışını geliştirdiler ve yerli girişimciliği geliştirmeye çalıştılar. İttihat Terakki kökenli olan Mustafa Kemal de cumhuriyeti kurduğunda aynı yolda yürüdü. Vakanüvis kayıtlarına göre Mustafa Kemal Paşa, 1922 yılında Sovyet Büyükelçisi Aralov'la yaptığı konuşmada şöyle diyor, "Türkiye'de işçi sınıfı yoktur. Çünkü gelişmiş bir sanayi yoktur. Bizim burjuvamızı ise burjuva sınıfı haline getirmek gerekir... Benim amacım, Anadolu tacirine yardım etmek, senginleşmesini sağlamaktır." Şu anda Türkiye'nin en zengin ailelerinin Anadolu'dan İstanbul'a seyri, bunun göstergesi niteliğinde.
Cumhuriyet ekonomi yönetimlerinin temel düsturu olan bu sözler, 1950'lerde iktidar olan Adnan Menderes'le "Her mahalleden bir milyoner çıkarma" şeklinde slogana dönüşmüştür. Adnan Menderes, nihai hedefini de, "Küçük Amerika olmak" şeklinde özetlemiştir. Yazının başlangıcında da belirttiğim gibi son gelen veriler, bu hayalin gerçekleştiğini gösteriyor.
İşte üç örnek veri:
1- ABD kadar milyarder çıkardık: Forbes 2011 listesine göre Türkiye, 1 yılda 10 yeni dolar milyarderi çıkardı ve toplam milyarder sayımız 38'i buldu. Yavru vatanlı milyarderle bu sayı 39 oldu. İşin ilginç yanı, aynı dönemde ABD'den de 10 yeni dolar melyarderinin çıkması. Yani bir yılda ABD kadar dolar milyarderi çıkarabilir olmuşuz. Listedeki milyarderlerimizin toplam serveti ise 64,7 milyar dolara ulaştı. Peki rakam neyi ifade ediyor? Bunun için Vakanüvis kayıtlarına bir göz atıyoruz: 1924'te Türkiye Cumhuriyeti'nde dolaşımdaki toplam para miktarı, 156 milyon TL idi. Aynı tarihte bankalardaki mevduat da 76 milyon TL seviyesindeydi. 1950'ye gelindiğinde dolaşımdaki para miktarı 986 milyon TL'ye, mevduat ise 1 milyar 118 milyon TL'ye çıkmıştı. Yaklaşık çeyrek asırdaki artış bu kadar gerçekleşebilmişti. Forbes 2011 listesine göre sadece Koç Ailesi'nin servetindeki toplam artışın bir önceki yıla göre 5,2 milyar doları bulması, nereden nereye gelindiğini gözler önüne seriyor.
2- Yılda 1 milyar dolar yardım: Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz '2010 itibariyle Türkiye 1 milyar dolara yakın dış yardım yaptı. Türkiye artık alan el değil veren el konumuna geldi' diyor. 1950'lerde dolaşımda olan para kadar bir yılda yardım verebilmek dikkate değer bir durum.
3- 100'ü aşkın ülkeye eğitim: Daha önceden röportaj yaptığımız Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi (TİKA) Başkanı Musa Kulaklıkaya, "Her yıl, 100'ü aşkın ülkeden farklı alanlarda çalışan 2 bin uzmanı Türkiye'ye getirerek eğitiyoruz" demişti. Bu da önemli bir gösterge.
4 milyar dolar servetiyle "Türkiye'nin en zengini" unvanını elinde bulunduran Mehmet Emin Karamehmet, ortak ve müdürleriyle Forbes listesini kapatacak gibi gözüküyor. Turkcell'in temelini birlikte attığı Murat Vargı yanında bu sene petrol şirketi Genel Enerji'deki ortağı Mehmet Sepil de Forbes 2011 listesinde yerini aldı. Enerji dağıtım ihalelerine birlikte girdiği Kazancı ailesinden Ali Metin Kazancı'nın da 1,4 milyar dolarlık servetiyle listeye dahil olması da dikkat çekti. Diğer taraftan Karamehmet'in eski banka yöneticilerinden Hüsnü Özyeğin'in de 3 milyar dolarlık servetiyle listede olduğunu unutmamak gerekiyor. Kısacası, Karamehmet'le doğrudan veya dolaylı şekilde yolu kesişen 4 kişi bugün dolar milyarderi. Son olarak Şarık Tara'nın bir zamanlar yöneticisi olan Erman ılıcak'ın da 2 milyar dolar servetiyle 11. sırada bulunduğunu hatırlamakta fayda var.






