'Poyrazköy'de ele geçirilen mühimmat davası'nda tutuklu olarak yargılanan teğmenler Faruk Akın ile Sinan Efe Noyan'ın tahliye edilmesine karar verildi.
'Kafes Eylem Planı' ve 'Amirallere Suikast' iddialarına ilişkin davalarla birleştirilen Poyrazköy'de ele geçirilen mühimmatla ilgili 71 sanıklı davada, tutuklu teğmen sanıklar Faruk Akın ile Sinan Efe Noyan, tahliye edildi.
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, 71 sanığın yargılandığı 'Poyrazköy'de ele geçirilen mühimmat' davasının 18. duruşmasında, tutuklu sanıklardan teğmenler Faruk Akın ile Sinan Efe Noyan'ın, atılı suçların mahiyeti, atılı suçlar yönünden yasada öngörülen cezaların sınırları ve tutukları kaldıkları süre gerekçe gösterilerek tahliyesine hükmetti.
Mahkeme heyeti, sanıklarla ilgili yurt dışı çıkışı yasağı hükmünde de bulundu.
'Kafes Eylem Planı' ve 'Amirallere Suikast' iddialarına ilişkin davalarla birleştirilen Poyrazköy'de ele geçirilen mühimmatla ilgili 71 sanıklı davada savunma yapan tutuklu sanık emekli Binbaşı Levent Bektaş, 'Sayın mahkemeden vakit kaybetmeden vicdanı ayaklar altına alan mevcut hukuki durumun sonlandırılmasını, benim ve tüm tutuklu sanıkların tahliyesini ve beraatını talep ediyorum' dedi.
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden duruşmada Gölcük'te yapılan ev aralamalarında görev alan İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı polis memurlarından Ziya E, tanık olarak dinlenildi.
Belirlenen adreslerde görevlilerin sadece delillerin bulunduğu yerleri aradığını ve evde başka yerlerin aranmadığını söyleyen Ziya E, kendilerine 'uyuşturucu araması yapıldığının' belirtildiğini, ancak aramayı terörle mücadele ekiplerinin yaptığını ifade etti.
Tanık Ziya E, sanık ve sanık avukatlarının aramaya ilişkin sorduğu soruların bir çoğuna da 'bilmiyorum' ve 'hatırlamıyorum' cevaplarını verdi.
Tanık anlatımından sonra duruşmada söz alan tutuklu sanık emekli Binbaşı Levent Bektaş, 'Burada yargılananlar, terörist değil, kurban' diyerek, Poyrazköy'de bulunan mühimmatlar ve ambalajları üzerinde parmak izinin ya da herhangi bir DNA verisinin olmadığına dikkati çekti.
'Kafes eylem planı'nın nerede bulunduğunun dahi bilinmediğini savunan Bektaş, 'Polis, incelemeyi 3 No'lu DVD üzerinde yaptığını belirtmiş. Teknik bilgilerinde, CD'nin incelendiğini ve kapasitesinin 528 MB olduğunu yazmışlar. Dünyada, 528 MB kapasitede imal edilmiş bir DVD var mı? Suçsuz bir şekilde 3 yıldır cezaevindeyim, son bir yıldır da hücrede' dedi.
Bu davaya ilişkin delillerin Anayasa ile Ceza Muhakemeleri Kanunu'na (CMK) uygun toplanmadığını savunan Bektaş, 'Bütün kanunları okudum ve suçsuzluğum ortaya çıkacak diye düşündüm. Ama kanunlarda yazılanlar pratikte uygulanmıyor maalesef. Bu yüzden 3 yıldır içerideyim. Buradaki arkadaşlarımın hepsi de benim gibi suçsuz' diye konuştu.
AK Parti milletvekilleri veya parti tüzel kişiliği adına kimsenin bu davaya müdahil olmadığını ve bunun düşünülmesi gerektiğini belirten Bektaş, 'Baktılar, incelediler, iddianameyi, davanın gelişimini, ortaya çıkan gerçekleri gördüler ve onlar da bu planın sahte, bu davanın içinin boş olduğuna karar verdiler. Yani yalana ve iftiraya ortak olmadılar' ifadesini kullandı.
Bektaş, davaya müdahil olan Agos Gazetesi avukatlarının da artık duruşmalara gelmediklerini ve onların da birileri tarafından oynanan oyunun farkında olduklarını savundu.
Davada suçlu olduğunu gösteren tek bir delil dahi bulunmadığını ve tek bir delilin dahi kendisine gösterilmesi halinde herkesten özür dileyeceğini aktaran Bektaş, savunmasını şöyle tamamladı:
'Alemlere rahmet Cenab-ı Fahr-i kainat efendimiz, 'Zulüm karşısında susan, dilsiz şeytandır' diye buyurmuşlar. Bu zulüm karşısında susanlar, zulmün yapılmasına müsaade edenler ya bu zulme ortaktırlar ya da yukarıdaki Hadisi Şerifin muhatabıdırlar. Sayın mahkemeden vakit kaybetmeden vicdanı ayaklar altına alan mevcut hukuki durumun sonlandırılmasını, benim ve tüm tutuklu sanıkların tahliyesini ve beraatını talep ediyorum.'
Duruşmada söz alan tutuklu sanıklardan Koramiral Deniz Cora da, hakkındaki suçlamanın iki adet dijital veriye dayandığını ve bu yüzden tutuklu olduğunu belirterek, bu verilerin şüpheye yer vermeyecek şekilde sahte olduğunu ispatladığını savundu.
Davada yargılanmasına neden olan belgelerin aynısıyla, ayrıca 'Balyoz Planı' davasından da tutuklu olarak yargılandığını ve bunun hukuki olarak açıklanamaz olduğunu belirten Cora, 'Mahkemenizin bunu açıklamasını istiyorum' dedi.
Savunması sorulan tutuklu sanıklardan Albay Ümit Metin de bu davada olan delillerle ilgili 'Balyoz Planı' davası kapsamında da tutuklu olarak yargılandığını hatırlatarak, 'Bir insan aynı verilerle ayrı 2 davadan ayrı ayrı tutuklanır mı? Dünyanın hiçbir yerinde yok böyle bir hukuk sistemi. Bu ancak hukuk fakültelerindeki öğrencilere emsal olarak gösterilebilir' diye konuştu.
Savunma yapan, bu davanın tutuksuz, 'Balyoz Planı' davasının ise tutuklu sanığı Albay Ali Türkşen de, duruşma salonunda duvara yansıtılan sinevizyonla mahkeme heyetine daha önce TRT'de yayınlanan 'Savaşta ve Barışta Türk Ordusu' adlı program içinde yer alan, kendi yaptığı röportajı izlettirdi.
Bir kısmını izlettiği programın ardından konuşan Türkşen, 'Bu izlediğiniz program bu salona teknolojiyi sokmadığınızın kanıtı. Gölcük'ten çıkan belgelere göre ben röportaj verdiğim sırada 'azınlıklar' isimli bir belge hazırlamışım ve bu belgeye göre fezleke hazırlamışlar. Ben bu fezlekeyi hazırlayanlar hakkında suç duyurusunda bulunuyorum' dedi.
Bu davalar yüzünden TSK'da rütbe alamazken, 'bu davalarda art arda terfi aldığını' ifade eden Türkşen, şöyle konuştu:
'Önce 36 ayla yargılanıyordum. Şimdi başka bir davada 2 kez ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyorum. Beni sizin verdiğiniz karar ilgilendiriyor. Çünkü ben o kararın hesabını sizden soracağım. Öbür dünyada iki elim sizin yakanızda olacak.'
Mahkeme Heyeti Başkanı Vedat Yılmazabdurrahmanoğlu'nun, 'O zaman bizim adaletimize güvenin' dediği Türkşen, bu kez de, 'O zaman şu taleplerimizi kabul edin, şu raporları getirin, şu 'şahane olmuş' diyen amiri çağırın' ifadesini kullandı.
Kaçırılan Kartepe feribotundaki vatandaşları SAT komandolarının kurtardığına dikkati çeken Türkşen, 'Vatandaşları kurtaran o SAT komandolarını, burada terör örgütü üyesi olmakla suçlanan adamlar yetiştirdi' dedi.
Duruşmada taleplerle ilgili görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Uysal, tutuklu sanıklar teğmenler Faruk Akın ile Sinan Efe Noyan'ın tahliye edilmesine karar verilmesini istedi.
Davaya ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu teğmenler Faruk Akın ile Sinan Efe Noyan'ın tahliyesine hükmetti.
Heyet, diğer tutuklu sanıkların ise eylemlerin vasıf ve mahiyeti, suçlara ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, devam etmesi, suçların CMK'nın 100/3. maddesinde sayılan katalog suçlardan olması ve öngörülen ceza sınırıyla tutuklulukta geçirdikleri süreleri dikkate alarak tahliye taleplerinin reddiyle, bu hallerinin devamına karar verdi.
Mahkeme heyeti, verdiği tahliye kararıyla birlikte tutuklu sanık sayısının 6'ya düştüğü bu davanın duruşmalarını, 30 Nisan Pazartesi ve 2 Mayıs Çarşamba günlerine erteledi.






