
Oktay, Tuncay, Şenay, Gülistan… Onlar ünlü markaların kıyafetlerini mahallelerindeki merdivenaltı atölyelerde üretiyorlar. Bir apatmanın bodrum katındaki iş yerlerinde sıcağın ve dikiş makinaların gürültüsünü arabesk müziğin sesiyle örtmeye çalışıyorlar. Üzerimizdeki kıyafetlerin merdivenaltı hikayesi.
Kanada Adil Ticaret Ağı (The Canadian Fair Trade Network), yaptığı afiş çalışmasıyla kıyafetlerdeki etiketleri tekstil işinde çalışan emekçilerin hayat hikayelerini yazdı. Bu çalışmanın amacı tekstil emekçilerinin çalışma koşullarına dikkat çekmekti. Etiketlerin birinde aynen şöyle yazıyordu: “%100 pamuklu. 9 yaşındaki Behnly tarafından Kamboçya'da üretildi. Behnly her sabah 5:00'te kalkıp çalıştığı konfeksiyon fabrikasına doğru yola çıkıyor. İşe vardığında da işten ayrıldığında hava karanlık olacak. Üzerine incecik şeyler giyiyor; çünkü çalıştığı ortamda sıcaklık 30 dereceyi buluyor. Odadaki toz ağzına ve burnuna doluyor. Onu yavaş yavaş boğan bir günün sonunda 1 dolardan az para kazanacak. Bir maske ise şirkete 10 cente mal olurdu. Etiket hikayenin tamamını anlatmaz.”
Peki bizim üzerimizdeki şık giysilerin etiketinde bir Türk tekstil işçisinin hikayesi olsa neler yazılırdı? İşte bu sorunun peşine düşüp geçtiğimiz hafta bir günümüzü tekstil atölyelerinde geçirdik. İstanbul'un hemen hemen bütün varoş semtlerinin ara sokaklarında sayısız tekstil atölyesi var. Çoğu apartman dairelerinin bodrum katlarında yer alıyor. Havasız, loş ve oldukça sıcaklar. Mahalle aralarında üretim yaptıkları için daha çok o mahalledeki insanlar çalışıyor. Hemen evin yakınında çalışmak özellikle de mahalledeki genç kızlar ve kadınlar için cazip geliyor. Hem aile bütçesine katkıda bulunuyorlar hem de mahallenin gözü önündeler.
Atölyelerden birinden içeri giriyoruz. Diğer atölyeler gibi bu da bir apartmanın bodrum katında. İşçi sayısı alınan fason işin yoğunluğuna göre değişiyor. Mesela biz oradayken 10 olan işçi sayısı 18'e kadar yükselebiliyormuş. Dünyaca ünlü markaların kıyafetleri de semt pazarlarında satılan kıyafetler de bu fason iş yapan atölyelerde üretiliyor. Atölyelerin çalışma şartları oldukça zor. Ama onların tek dertleri ekmek parasını çıkarmak. Sigortalı çalışan işçiler de var sigortasız işçiler de. Kendisi yıllardır tekstil atölyesinde çalışan işçilerin bazıları eşini, kızını eve katkıda bulunsun diye yanında getiriyor ve çoğu günlük ya da haftalık işçi olarak çalışıyor. Sigorta da yapılmıyor. Mesai sabah 8'de başlıyor ve akşam saat 19.00'a kadar aralıksız makine başında dikiş dikiyorlar. Makine gürültüsünü bastırmak için bir atölyede arabesk müziği çalarken diğerinde ilahiler dinleniyor.
Örnektepe'de gezdiğimiz bir atölyenin basık bir havası var ve camlar duvardan biraz yüksekçe ve küçük olduğu için içeri fazla hava giremiyor. Sıcak olan ortama birde havada uçuşan kumaş tüyleri, ütü sıcaklığı, makine sesleri eklenince sıkıcı ve bir çalışma ortamına dönüşüyor. Böyle bir ortamda çalışmak hiç de kolay görünmüyor. Ali Ustabaşı çalışma ortamının zorluklarını anlatırken, “Şimdi iyi burası. Kışın tüylü kumaşlarla çalıştığımız işler oluyor. O zaman mecbur maske takıyoruz. Sıcaklığı düşürmük için de vantilatörü çalıştırmaktan başka başka yapacak şeyimiz yok” diyor.
Bu atölyede çalışanlar için haremlik selamlık uygulanıyor. Bunun sebebini atölye sahibi Salih Bey şöyle izah ediyor: “Biz muhafazakar bir aileyiz. İş yerimizde de buna dikkat ediyoruz. Haremlik selamlık uygulaması sayesinde de aileler rahatça eşlerini kızlarını atölyemize göndermeye başladılar. Yoksa mahalledeki erkekler evlerindeki kadınların çalışmalarını istemiyorlar.” Sabah 10.00'da ve öğleden sonra 16.00'da 15 dakika çay molası var. Kadınlar bu molalarda birlikte çaylarını içerken erkekler dışarıya çıkarak hava alıyorlar. Ortacı Gülistan'da çayı boşalan abla ve abilerine hizmet ediyor. Ortacılar atölyelerin bel kemiği diyebiliriz. Genellikle işe yeni başlayan ve henüz dikiş makinasını kullanmayı bilmeyenler bu işte görevlendiriliyor. Atölyenin her işine onlar koşturuyor. Gülistan da diğer atölyelerdeki ortacılar gibi artan kumaşları kesiyor, çayı demliyor, servis ediyor, dikiş makinalarına ip takıyor. Kim ne isterse ona yardıma koşuyor. İşi öğrenmek için gelenler olduğu gibi yaz tatilinde harçlığını çıkarmak isteyenler de bu işi tercih ediyor.
Konfeksiyon işçilerinin haftalık kazançları 350 ile 600 lira arasında değişiyor. Bu ücretin altında çalıştıran atölyelerde var. Emek ve tecrübeye göre ücretlendirme yapılıyor. İşçiler arasında en fazla makinacılar en az ortacılar kazanıyor. Yıl içinde bazı dönemlerde iş azalması sebebiyle çalışanların sayısı da verilen ücret de düşebiliyor.
Yüzde 80 pamuklu. Oktay tarafından üretildi. 20 senedir konfeksiyonda çalışıyor. Makine başında bütün gün dikiş dikiyor. Ailesinin geçimi için bu işi katlanıyor. Makine sesi yüzünden sık sık baş ağrıları geçiriyor. Yaptıkları işin çok stresli olması yüzünden kendi çocuklarını bu işe bulaştırmayacağını söylüyor. Işlerin yetişme kaygısından dolayı sürekli gergin olduğunu ama bu işi meslek edindiğinden dolayı bırakmadığını belirtiyor.
Yüzde 100 koton. Celalettin tarafından üretildi. 15 senedir tekstil atölyelerinde çalışıyor. Senelerdir, 2 abisiyle beraber aynı iş yerinde, ekmek yediği bu meslekten memnun. Babası atölyenin sahibi. Çocuk yaşta girdiği bu atölyelerde geçmiş ömrü.
Yüzde 70 penye. Tuncay tarafından üretildi. Doğuştan sağır ve dilsiz. Evli ve 2 çocuk babası. Oktay ve Celalettin'in abisi. Kardeşleri de o da yıllardır atölyelerde ütücülük yapıyorlar. Sıcak aylarda ütü başında çalışan Oktay, yeri cam kenarında olduğu için kış aylarında da soğuk havaya maruz kalıyor. Şimdi işinin erbabı haline gelse de zamanında elini, parmaklarını ütü ve buharından çok yakmış.
Yüzde 100 polyester. Halime tarafından üretildi. Kocası vefat ettiği için 2 çocuğunun ve evin geçim yükü sırtında. Çocukları için katlandığı bu işte 20 yıldır çalışıyor. 43 yaşında. Bu işi ne kadar meslek edinse de kimsenin tozlu ve havasız bir ortamda çalışmak istemeyeceğini anlatıyor. Çok zor şartlar altında çocuklarını bugünlere getiren Halime, başlarında erkek olmaması sebebiyle çocuklarını atölye köşelerinde büyütmüş.
Yüzde 100 keten. Ali tarafından üretildi. 46 yaşında. 32 senedir konfeksiyonlarda çalışıyor. Mesleğe başladığından beri başka başka atölyelerde çalışmış.2 oğluna bu işi öğreterek kendi iş yerini açmayı planlıyor. Konfeksiyon işinde şu an ustabaşı konumuna gelmiş. Kimi zamanlar iş olmaması sebebiyle parasız kalsa da bu işi yapmaktan hiçbir zaman vazgeçmemiş.
Yüzde 50 pamuk yüzde 50 polyester. Şenay tarafından üretildi. Şenay evli bir çocuk annesi. Kendi gibi bir tekstil atölyesinde çalışan eşine yardımcı olabilmek için atölyede dikiş dikiyor. Evde oturmaktansa çalışmanın daha iyi olduğunu söyleyen Yılmaz hayattan bezmiş bir halde makine başında önüne gelenleri dikip duruyor. “Geçinebilmek için çalışmak lazım” diyor.








