Yeni Şafak

Gazeteciler özgür Filistin için yazdı

01:0015/01/2025, Çarşamba
G: 14/01/2025, Salı
Yeni Şafak
Mescid-i Aksa.
Mescid-i Aksa.

Gazze İslam Üniversitesi akademisyenlerinden Refaat Alareer’in İsrail tarafından şehit edilmeden önce yazdığı ‘İlla ölmem gerekiyorsa, sen yaşamalısın… Hikâyemi anlatmak için…’ şiirinden hareketle bir araya gelen bir grup gazeteci Nehirden Denize Özgür Filistin adlı kitabı kaleme aldı.

ZEYNEP SANCAR

Dünya 75 yıldır Filistin topraklarında adım adım ilerleyen bir işgale şahitlik ediyor. Devletlerin çoğu sessizliğini korurken vicdan sahibi her fert siyasi ve toplumsal boyutunun ötesinde şahit olduğu insani trajedi karşısında sorumluluk hissediyor. İsrail, on yıllardır devam eden katliamlarını 7 Ekim 2023’ten itibaren soykırıma dönüştürdü. 20 yılı aşkın süredir abluka altında tuttuğu Gazze’ye hiç durmaksızın ölüm yağdıran İsrail artık yapay zeka ile bölgede hiçbir canlı bırakmamak için her tür savaş teknolojisini devreye soktu.

Artık mesele bölgesel olmaktan çıktı, tüm dünyanın sorumlu olduğu insanlık ve vicdan meselesine dönüştü. Zira hiçbir evrensel hukuk kuralını tanımaksızın anne karnındaki fetüsten insani yardım görevlilerine, gazetecilerden doktorlara herkesi hedef alan soykırımcı İsrail bu pervasızlığı ile bütün insanlık için bir tehdide dönüştü.

Dolayısıyla Gazze sadece Filistinlilerin, Arapların ve Müslümanların değil tüm dünyanın meselesi. Filistin’in özgürlük mücadelesinin yanında durmak ise insan olmanın bir gereği.

Kitabın önsözünde neden böyle bir çalışma için bir araya gelindiğini Demet Tezcan şu cümlelerle özetliyor: “Gazze İslam Üniversitesi akademisyenlerinden Refaat Alareer 6 Aralık 2023’te tüm ailesiyle birlikte yok edilmeden önce ‘İlla ölmem gerekiyorsa, sen yaşamalısın… Hikâyemi anlatmak için…’ demişti. Mademki biz yaşıyorduk ve elimiz kalem tutuyordu biz de Gazze’ye, Gazze soykırımına, Filistin’e dair yazmalıydık.

Bu sorumlulukla Siyonist lobinin yıllar süren soykırım ve mağduriyet anlatısını, en ufak karşı çıkışta antisemitizm yaygarasıyla üzerini örttüğü gerçekleri 2 filozof ve düşünürlerin yazdıklarına kulak vererek aktarmaya çalıştık. Sadece Gazze’de ne olup bittiğini değil işgal rejiminin teolojisini, cihadı, göçü, boykotu, İslam düşmanlığını, medyayı, sosyal medyayı, dünyadaki aktivizmi, gençlik eylemlerini, kültür sanat dünyasının tavrını, Siyonist işgali ve karşı duruşu tarihî arka planıyla ele aldık.”

HER BOYUTUYLA İSRAİL İŞGALİ VE FİLİSTİN DİRENİŞİ

Siyonizm, çıkış noktası olarak Yahudiliği kullanan, yaptığı, yapacağı tüm insanlık dışı eylemlere, katliam ve soykırımlara bu inanç çizgisinden gerekçeler üreten bir ideoloji. İsmihan Şimşek bu kitap için ilahiyatçı kimliği ile Siyonizm’in teolojik ve dinî arka planının soykırıma etkisini değerlendirdi.

Uzun yıllardır işgalin tüm evrelerini özellikle İsrail medyası üzerinden derinlikli okumalarla izleyen Emine Çınar, Nekbe’den, bugüne direnişin tarihsel seyrini yazdı. Çınar, işgalci İngilizlerden devraldığı mirası her geçen gün daha da acımasızlaştırarak bugüne taşıyan İsrail’in hangi yöntemler ve sistematikle Filistinlileri topraksız bir millet haline getirmeye zorladığını kaleme aldı.

Gazeteci ve aktivist Cahide Hayrunnisa Çiçek, işgalin etkisiyle Filistin halkının yaşamak zorunda kaldığı sürgün, göç ve göçün tesirlerini, bölgede bu yer değiştirmelerle oluşan yapıyı, kamp olarak söz edilen yerleşim birimlerinin nasıl meydana geldiğini, kendi topraklarında göçmen durumuna düşen Filistinlilerin hangi bölgelerde kamplar oluşturduklarını konu aldı.

Savaş muhabirliği ve gazeteciliğin geçmişten günümüze nasıl bir seyir izlediğini ve savaş muhabirliğinin ortaya çıkış serüvenini anlatan gazeteci ve yönetmen Zümrüt Sönmez küresel medyanın Gazze’ye bakışını, batı medyasının basın özgürlüğü ve tarafsız habercilik iddialarının 7 Ekim sonrası nasıl büyük bir yalana dönüştüğünü, Gazze’deki meslektaşlarımızın işgal altında gerçekleri dünyaya duyurma mücadelesini kayda geçirdi.

GAZZE, HAKİKAT VE GAZETECİLİK

Gazeteci ve aktivist Emine Dolmacı soykırıma karşı örgütlenmeye katkısı açısından sosyal medyanın rolünü kaleme aldığı yazısında küresel medyanın açıkça katille işbirliği yaptığı bir zeminde tüm Gazze halkının nasıl vatandaş gazeteciliğinin birer icracısı haline geldiğini de anlatıyor. Dolmacı bu duruma şu cümlelerle dikkat çekiyor: “Bir memlekette herkes mi gazeteci olur? Eğer yaşanan savaş, şiddet ve soykırım tüm dünyanın gözü önünde devam ediyorsa, uluslararası kuruluşlar, hukuk mekanizmaları, devlet başkanları sesini çıkarıp yaptırım uygulamıyorsa, İsrail’e ve yapılan zulme karşı ortak bir cephe oluşturulamıyorsa herkesin gazeteci olmaktan başka seçeneği yoktur.”

Kitabı yayına hazırlayan Demet Tezcan ise Auschwitzden Gazze’ye Uzanan Yol yazısı ile Yahudilerin mazlum kimliğini nasıl tüm dünyaya dayattıklarını İsrailli entelektüellerin yazdıkları çerçevesinde ele alıyor. Tezcan, İsrail’in politikalarını ve Yahudi kimliğinin işgal rejiminin politikalarını meşrulaştırmak için araçsallaştırılmasını eleştiren Hannah Arendt, Zygmunt Bauman, Norman Finkelstein, Gilad Atzmon gibi isimlerin Siyonizme itirazlarını hatırlatıyor.

KÖTÜLÜĞÜN İKİZ ÇOCUKLARI: NAZİZİM VE SİYONİZM

İsrail işgali ve özellikle 7 Ekim sonrası yaşanan katliamlar karşısında kültür sanat dünyasının tavrını inceleyen Gülcan Tezcan, Siyonizmin şekillendirdiği kültürel hegemonyanın özellikle ABD ve Avrupa’da edebiyat, sanat ve sinema dünyasında uyguladığı sansür ve baskıları değerlendirdi.

Gazeteci Sümeyye Ertekin aktivizm hareketlerini, karşı mücadelenin ve dayanışmanın önemli bir ayağını oluşturan boykotu kaleme alırken dünya tarihinde dikkat çeken boykot eylemlerini de hatırlatıyor. Ertekin, İsrail’e yönelik boykot ve günümüzde Filistin’e destek hareketlerini tarihe not düşüyor. Nazizm ve Siyonizm’in birebir örtüşen uygulamalarını inceleyen gazeteci Emeti Saruhan, dünya tarihinde korkunç katliamlarla iz bırakan bu iki korkunç ideolojinin nasıl ruh ikizi olduğunun altını çiziyor.

Filistin ve Gazze’deki İsrail işgali ile ilgili on yıllardır dünyanın pek çok yerinde protesto eylemleri yapıldı. Filistin halkına destek vermek isteyen halklar farklı dönemlerde, İsrail’in yol açtığı çeşitli yıkımlar sonrası meydanlara çıkıp tepki gösterdi. Ancak 7 Ekim sonrası tüm dünya vicdan sahipleri ve vicdan yoksunları olarak ikiye ayrıldı. Genç gazeteci Nesibe Hale Tezcan, tüm dünyada Gazze’ye destek veren gençlik ve gençlik eylemlerini kaleme aldığı yazısı ile Nehirden Denize Özgür Filistin kitabında yer alıyor.



#Gazze
#Mescid-i Aksa
#Kudüs
Yorumlar

Merhaba, sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynak oluşturur. Lütfen diğer kullanıcılara ve farklı görüşlere saygı gösterin. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı dil kullanmayın.

Henüz yorum bulunmuyor

İlk yorumu siz yapın.

Kapat

Günün en önemli haberlerini e-posta olarak almak için tıklayın. Buradan üye olun.

Üye olarak Albayrak Medya Grubu sitelerinden elektronik iletişime izin vermiş ve Kullanım Koşullarını ve Gizlilik Pollitikasını kabul etmiş olursunuz.