Gravürü emanet edecek genç arıyor

Büşra Sönmezışık
00:0027/01/2013, Pazar
G: 26/01/2013, Cumartesi
Yeni Şafak
Gravürü emanet edecek genç arıyor
Gravürü emanet edecek genç arıyor

Ressam Cemal Akyıldız, yaptığı gravürlerle 63 yıldır tarihi yaşatıyor. Camileri, türbelerin ve daha pek çok tarihi eseri gravürünü yapan ressam, yurt içinde ve dışında pek çok sergi açmış. Yaşayan en büyük gravür ressamı Akyıldız gravür ressamlığının yitip gitmesinden büyük üzüntü duyuyor. Usta gravür ressamı, mesleği kendisinden sonra bırakacak yetenekli öğrenciler arıyor.

Cemal Akyıldız Türkiye''nin en önemli gravür sanatçısı. 1933 yılında doğan Akyıldız, kendini bildi bileli resim çizdiğini dile getiriyor. Akyıldız o yılları şöyle anlatıyor: ''Babam tüccardı ve Cumhuriyet sonrası o dönemin en gözde mesleklerinden birisi ticaretti. Malum ressamlık gelecek vadeden bir meslek olarak görülmüyordu o yıllarda. Bu nedenle babam resme olan ilgimi gördüğü halde bana ticaret lisesinde okumaktan başka seçenek bırakmamıştı.'' Fakat Cemal Akyıldız ticaret lisesinde okusa da hiçbir zaman tüccar olmak istememiş. Bir taraftan hocaları ''sen resim yapmalısın'' derken diğer taraftan babası ''tüccar olacaksın'' diye baskı yapmış. Fakat babasının istediği okulu okusa da resim yapma hevesi ağır basmış.

KENDİME GRAVÜR DERSİ VERDİM

Liseyi bitirdikten sonra da doğru o günkü adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisi''ne kaydolmuş. ''En başından beri klasik resme meraklıydım''diyen Akyıldız, Hattat Hamit, Hamit Toktay, Hikmet Onat, İbrahim Çallı, İhap Hulusi gibi döneminin en önemli hocalarından ders aldığını anlatıyor. Henüz yaşı çok genç olmasına rağmen kendine bir atölye kuran Akyıldız, sinema afişleri, roman kapakları, ders kitapları gibi pek çok alanda çizim yaptığını söylüyor. Ardından da gravür ressamlığına merak salıyor. 1950''li yıllarda gravür yapmaya başlayan Akyıldız, bu alanda hiçbir hocadan eğitim almadığını belirtiyor ve ekliyor: ''Desen bilgimi pekiştirerek kendi kendime hocalık yaptım.'' 20 yıl önce Kurtuluş Savaşı ve Atatürk konulu gravür çalışmasıyla Cumhurbaşkanlığı ressamlığına seçilen Akyıldız''ın II. Büyük Millet Meclisi''nde müzesi bulunuyor. 2 binin üzerinde kitap kapağı yapan Ayyıldız''ın cumhurbaşkanlığı ressamlığı nedeniyle her yıl bir Orta Asya ve Balkanlara giderek burada bulunan Türk eserlerini araştırıp gravürlerini yapıyor. Cumhurbaşkanları portrelerini gravürlemiş. Türkiye''nin pek çok bölgesine giderek tarihi eserlerini gravürünü yapan Akyıldız, bunları kitapçık haline getirmiş. Şu sıralar Eyüp Sultan Türbesi üzerinde çalışıyor.

Cemal Akyıldız:
''Rönesans döneminde yağlıboya çalışan ressamların eserlerini halk pek göremezdi. Çünkü tablolar, şatolara ve saraylarda bulunurdu. Ressamlar bundan rahatsızlık duyuyorlardı. Şimdiki gibi matbaa yöntemi olmadığı için ressamlar yaptıkları resmi çoğaltmak istiyorlardı. Çizdikleri resmin kalıbını yapmaya başladılar. Ressam resmini çinko, pirinç veya bakır levha üzerine eliyle oyarak yapıyordu. Bu oyma işlemine de Latince''de Grave denir. Resmi yaptıktan sonra üzerine mürekkep döker, mürekkebin fazla kısmını alır oyduğu yerlerdeki boya sabit kalır. Üzerine kağıdı yerleştirir ve pres makinesiyle bastırdığında oyulmuş kısımdaki mürekkepler kağıda geçer. Zamanla bu alan gelişince gravür ressamlığı ayrı bir branş oldu. ''

Resmi ibadet eder gibi çizmek gerektiğini söyleyen ressam Cemal Akyıldız, ''Bugünkü öğrencileri yeterli görmüyorum. Çünkü temelleri yok. Modern resme görül veren kişi gravür yapamaz.Resimden çok iyi anlaması ve perspektifi çok iyi bilmesi lazım. Tarih bilgisi olması gerekiyor. Bir de sevmek gerekiyor. Ayrıca maddi bir beklenti içine de girmemesi lazım. Sabırlı olmak yetmiyor. Mesela ben; resim yaparken dünya ile irtibatımı koparıyorum. Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum bile. İbadet gibi. Manevi duygularım bana bunu yaptırıyor'' diyor.

Cemal Akyıldız''ın gravürleri parmak ısırtıyor.Recep Tayyip Erdoğan belediye başkanıyken Karadeniz''le ilgili çizdiği eserleri görüp makamına davet etmiş. Akyıldız, ''Erdoğan beni onurlandırdı va hala da eserlerime değer verir''diyor.

"Türkiye''de gravür çok anlaşılabilen bir sanat değil'' diyen Cemal Akyıldız sebebini şöyle açıklıyor: ''Akademilerde gravürü makine ile çiziyorlar. O yüzden benzetme olmuyor. Ben gravürü önce kâğıda, sonra filmle metale aktarıyorum. Metal asitle resmi meydana geliyor. Baskıda mürekkeple çizdiğim yerler resim olarak kâğıda aktarılır. Pek çok yer gezip gördüm. Önce tarihi mekanları gezip hakkında bilgi ediniyorum.'' ardından oturup gravürünü yapıyorum.

İnsan gravürü yapmak diğer gravarlere göre daha zormuş. Cemal Akyıldız okul kitaplarındaki gravür tarzı Atatürk resmini 1956''da kendisi çizmiş. Gravürde figür benzetmenin zor olmasının sebebini Akyıldız, düzeltmenin olmamasıyla açıklıyor.

Cumhurbaşkanlığı ressamlığına seçilen Cemal Akyıldız, her yıl Orta Asya ve Balkan ülkelerine giderek buradaki Türk eserlerini çiziyor.

''Mimarlık üzerine eğitim almadım fakat mimarlık ressamıyım'' diyen Cemal Akyıldız, tekniğini de kendi bulmuş. Mimarlar ile yaptığı çizim arasındaki farkı'' Mimarlar plan çizerler. Ben ise derinlik veriyorum'' sözleriyle anlatıyor.

Tarancı, kitaplarının kapaklarını çizdirdi

Portrelerini çalıştığı iki şairi gravür sanatçısı Cemal Akyıldız şöyle anlatıyor: ''Cahit Sıtkı Tarancı, çok duygusal bir şairdi. Varlık yayınları bütün dünya klasiklerinin kapaklarını bana çizdirirdi. Cahit Sıtkı''nın en önemli kitabı 35 Yaş Şiiri''dir. Ben bu kitap kapağını 50''li yıllarda çizdim. Kendisini de tanırdım. Kütüphaneye Varlık yayınlarına gelirdi. Diyarbakırlı çok zengin bir ailenin oğludur. Babası ticaret lisesinde okutmak istedi. Bir türlü ailesinin kendisine biçtiği yaşamı kabul etmedi. Hep üzgün bir hali vardı. Şiirlerin hepsinde ölüm vardır. İnsan ömrünü 70 olarak kabul etmiştir. Fakat kendisi 50''sine varmadan öldü. Orhan Kemal ise ufku çok geniş ve çok derin bir insandı. Anadolu''nun halkını ve ıstırabını en iyi yansıtan yazardır. Kendisini yakinen tanırdım. Onu tanıdığımda aramızda 25 yaş fark vardı. Ben onun emsali değildim ama genç bir ressam olarak beni severdi.''