Hayat Hikayelerimde bakış açısı bir yetişkine değil bir çocuğa ait

Hikâyelerimde bakış açısı bir yetişkine değil bir çocuğa ait

Yazar Birsen Ekim Özen’e çocuk edebiyatı ile ilgili sorularımızı yönelttik. Özen, çocuk edebiyatındaki gelişimle ilgili olarak “Türkiye’de çeşitlilik hızla artıyor. Zaman iyi çalışmaları mıknatıs gibi çekecek ve çocuk kitaplarındaki bu hızlı üretim geriye zengin bir liste bırakacak,” diyor.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
​Hikâyelerimde bakış açısı bir yetişkine değil bir çocuğa ait
Birsen Ekim Özen

ZEYNEP TUNA KESİMLİ

En En sevilen serilerinizden Şirin’in kahramanı; hata yapan ama onlardan ders çıkaran, kendisiyle barışık bir karakter. Bu kadar çok sevilmesinde okurun kendisine benzeyen bir çocukla karşılaşmasının etkisi yadsınamaz.

Sizin de söylediğiniz gibi okur, hikâyede kendisine benzeyen bir kahraman görüyor. Şirin ne kendinden emin ne de çok başarılı, sadece doğruyu yapmaya çalışan ve her çocuğun içinden geçebilecekleri düşünen bir öğrenci. Bu okurlara sahici bir karakter olarak yansıyor. Yazarken çocukluğuma dönüp o zamanlar neler düşündüğümü hatırlamaya özen gösteririm. Bu yüzden Şirin’de de diğer hikâyelerimde de bakış açısı bir yetişkine değil bir çocuğa ait.

-Şirin nasıl ortaya çıktı? Hikâyesini merak ediyoruz.

Elimde hikâye dosyaları ile Timaş Çocuk’a başvurduğumda Şirin henüz ortada yoktu. Cemcan’ı beğendiklerini ama bir kız karakteri tercih edeceklerini söylediler. Ben de kendi çocukluğumdan izler taşıyan Şirin’i ortaya çıkardım. Çocukken güvenli bulduğum ortamlarda aynı Şirin gibi sadece kendiminkini değil herkesin hakkını savunur ve durmadan büyüklerin neler yaptığını gözlemlerdim. Ama tanımadığım bir ortamda kendime güvenim yerle bir olurdu. Şirin bu açıdan benden farklı. Herhalde bilinçsiz olarak keşke dediklerimi de karaktere eklemişim.

-Kaleme aldığınız birkaç seri ve onlarca kitap var. Sizce seri kitap yazmanın en zor kısmı nedir?

Seri kitap yazmanın kendine göre zorlukları olsa da çok keyifli yanları da var. Karakteriniz her kitapta daha da güçleniyor, okurlar onun durumlar karşısında verecekleri tepkiyi merak ediyorlar. Bu da sizi, kahramanınızla bir sürü maceraya dalmak için heveslendiriyor. Zor yanı ise hikâyeye ait dünyanın sizi bazen sınırlaması. Oradan çıkmak, başka bir tarza geçmek hem zor hem de riskli. Onu da bağımsız başka hikâyeler yazarak başarıyorsunuz. Bazı hikâyeler seri yazmaya çok uygun bazıları ise uygun değil. Seri hikâyelerde karakteriniz bazı şeylerin farkına varıyor ama tamamen değişmesi hikâyenin son bulması anlamına geldiği için sadece olaydan kendince bazı dersler çıkarıyor. Oysa Aura kitabım gibi hikâyelerde kahramanım öylesine büyük bir değişim geçiriyor ki bundan sonra onunla ilgili anlatacaklarım hiçbir zaman bu kadar etkili bir değişim taşıyamayacağı için hikâye bitmiş oluyor gözümde.

-Öğretmenlik yaptığınız yıllarda, öğrencileriniz için kitaplar ararken -anladığım kadarıyla nitelik ve nicelikte fark ettiğiniz bir boşluğu doldurmak için- “Kendim neden yazmıyorum?” diyerek öyküler kaleme almaya başlıyorsunuz. Güncel çocuk kitaplarını takip etme imkânınız oluyor mu? Türkiye’deki gelişimi nasıl yorumluyorsunuz?

O zaman da çok güzel kitaplar vardı ama ben ders konularını anlatan hikâyeler arıyor ve bulamıyordum. Profesör serilerinin ilk fikri aklıma o zaman düşmüş olmalı. Sonrasında Almanya’da yaşamaya başlayınca kitap çeşitliliği karşısında şaşkına döndüm ve bizdeki kitap çeşitliliğinin artmasına katkıda bulunma cesaretini gösterdim. Bir de içinizde bıdı bıdı konuşan bilmiş bir ses var. “Seni kim okur!” deyip duran bu sesi de bastırmam gerekti bu arada. Hepsi birleşince yazmaya başladım. Türkiye’de çeşitlilik hızla artıyor. Hangi kitapların kalıcı olacağını ise zaman gösterecek. Çok güzel kitaplar yanında neden yazıldığını anlayamadığım kitaplar da çıkıyor karşıma. Zaman iyi çalışmaları mıknatıs gibi çekecek ve çocuk kitaplarındaki bu hızlı üretim geriye zengin bir liste bırakacak bence.

-Sizin severek okuduğunuz çocuk kitapları neler?

Çocukken okuduğum Pıtırcık serisi hala gözdem. Hatta yıllar sonra Viyana’da Almanca özel sayısı çıkmıştı karşıma, eski bir dostu bulmuş gibi sevinmiştim, mutluluktan gözlerim dolmuştu.

Bu ayın kitapları

Baharın merhametli ninesi, Ayşe Şasa

Mecaz Çocuk, çocuklara örnek olacak kıymetli isimlerin hayat öykülerini çocuklarla buluşturan bir seri hazırladı. Geleceğe Mektup serisinin ikinci kitabı olan “Çiçek Açan Mevsim Ayşe Şasa” çeşitli dergilerde yayınlanan öykü, deneme ve şiirleriyle tanıdığımız Dilara Ayşe Akdeniz tarafından kaleme alındı. Öğretmeni, kahramanımız Ayşe’ye kendisiyle aynı ismi taşıyan değerli bir insanın hayatını araştırma ödevi veriyor ve bu kurguyla Ayşe’nin “Ayşe Şasa” ile tanışmasına, onun hayatına yakından bakmasına tanıklık ediyoruz. Pek çok açıdan çocuklara ve yetişkinlere ilham olabilecek Ayşe Şasa’nın nasıl bir ailede yetiştiğini, hangi okullarda eğitim aldığını, bu süreçte nelerle karşılaştığını, sinema ile olan bağını yani Ayşe Şasa’nın ruh macerasını çocuğa görelik ilkesinden ayrılmadan okuyoruz bu kitapta. Dilara Ayşe Akdeniz’in incelikli betimlemeleri, akıp giden kurgusu ve verdiği etkinlik önerileri keyifli bir okuma deneyimi sunuyor. Çocuklara küçük yaşlarda Ayşe Şasa ile tanışma imkânı tanıması ise bu kitabı ayrıcalıklı kılıyor. 7 yaş ve üzeri için.

-Çiçek Açan Mevsim Ayşe Şasa  Dilara Ayşe Akdeniz

-Mecaz Çocuk, Nisan 2022, 72 sf.

Arkadaşlık bankını dene!

Sıradan Bir Geko kitabının yazarı Wendy Meddour’un kaleme aldığı ve Arkadaşım Beni Bekliyor ismiyle Türkçeye kazandırılan kitap Uçanbalık Yayınları tarafından basıldı. Arkadaşım Beni Bekliyor, kendisini yalnız hisseden ve bu sebeple arkadaşlık bankına oturup yeni bir arkadaş edinmeyi bekleyen, gün sonunda bankın çalışmadığını düşünüp birlikte tamir etmeye çalışan ve bu esnada da farkında olmadan arkadaş olan iki çocuğun hikâyesi duru bir biçimde anlatıyor. Kitap, çözüm odaklı kurgusu ve yüreklendiren hikâyesiyle okula alışma sürecinde ya da girdiği yeni bir ortamda arkadaşlık kurmakta güçlük çeken minikler için biçilmiş kaftan. Daniel Egneus’un çizimleriyle 4 yaş ve üzeri için.

-Arkadaşım Beni Bekliyor  Wendy Meddour

-Uçanbalık Yayınları, Mayıs 2022, 40 sf.

Merhaba, ben Devrim

Ketebe Çocuk; Türkiye’nin sanatçılarını, onların ilham veren hikâyelerini, eserlerini çocuklara tanıtma amacıyla Sanat Ülkesi ismiyle yayınladığı arşivlik seriye, ressam Devrim Erbil kitabıyla başladı. Devrim Erbil’in “Merhaba, ben Devrim, ben bir ressamım. Hayatımda iki kez büyülendim.” satırlarıyla giriş yaptığı ve çocukluğundan itibaren sanat yolculuğunu samimi bir dille kaleme aldığı kitabın çizimleri Gözde Eyce’ye ait. Bu kitapta; Devrim Erbil’in kendisine hediye edilen bir halının hayatını nasıl etkilediğini, nakış öğretmeni olan annesinin işlediği motiflerin yaşamını nasıl renklendirdiğini, resim stilinin altyapısını nasıl oluşturduğunu, Bedri Rahmi Eyüboğlu’yla nasıl tanıştığını, sanatla ilgili kıymetli görüşlerini ve çocuklara satır aralarında verdiği cesaretlendirici önerileri okuyabilir, eser örneklerini hayranlıkla inceleyebilirsiniz. 5 yaş ve üzeri için.

-Devrim Erbil/Sanat Ülkesi  Devrim Erbil

-Ketebe Çocuk, Haziran 2022, 32 sf.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.