Hayatİstikbale uzanan köprü Cemil Meriç

İstikbâle uzanan köprü: Cemil Meriç

Ümit Meriç’in “Babam Cemil Meriç” adlı kitabı İnsan Yayınları arasından, gözden geçirilmiş şekilde yeniden yayınlanıyor. Üç kat kadar genişleyen çalışmada fotoğraf albümü ve yeni başlıklar dikkat çekiyor.

Haber MerkeziYeni Şafak
Ümit Meriç’in, babası Cemil Meriç’in kitaplarından bahsettiği güzel bir söyleşisi yayınlandı
Ümit Meriç’in, babası Cemil Meriç’in kitaplarından bahsettiği güzel bir söyleşisi yayınlandı

SULEYHA ŞİŞMAN

Geçen ay Ümit Meriç’in, babası Cemil Meriç’in kitaplarından bahsettiği güzel bir söyleşisi yayınlandı Nihayet dergide. Bir babanın kitap dünyasının, kültür ufkunun çocuğunda bıraktığı yansımayı, şekillendirdiği bilgi ve ilgi yatağını, uyandırdığı kabiliyeti okumaya çalıştık, sanırım dosya seçimindeki niyet de buydu. Bir dergi söyleşisinin elverdiği dar alanda Cemil Meriç âlemine intikal etmeye başlamışken, bu ay da “özel bir çalışma”yla Meriçlere konuk oluyoruz. Aslında bu konuk olma fikrini de Ümit Meriç’in yeni kitabının önsözündeki ifadelerden ödünç alarak söylüyorum: “Bu sayfalarda elbette düşünen, çalışan ve yazan bir Cemil Meriç var. Ama asıl amacım, sizi 1916’da dünyaya gelen, 1987’de aramızdan ayrılan Cemil Meriç’le evimize gelmiş bir misafir gibi dost kılmak.”

REKLAM

YARI ÖMRÜN REFAKATÇİSİ

“Düşünen ve yazan Cemil Meriç’ten çok, yaşayan Cemil Meriç’i” takdim eden ve bize bir yerlerden tanıdık gelen bu kitap, Babam Cemil Meriç. Mütefekkirin 30. sene-i devriyesi kapsamında hazırlanan ve İnsan Yayınları tarafından yayımlanan bu çalışmayı yeni kılan basit bir gözden geçirme ve genişletme çabası değil, ona yeni bir hüviyet kazandıran tasarruf ve emektir, buna sonra değineceğim.

İrfan geleneğimizdeki büyük şahsiyetlerin birçoğunun iki kapak arasına girip ele gelecek eserleri yoktur. Fakat biz bu erenleri nakış nakış dokudukları evlatlarıyla, yolda izlerini takip eden tilmizleriyle zikrederiz. Diyebiliriz ki satıra yazılan bir eser bırakmamış niceleri, marifet ilmini müridlerinin sadırlarına kaydetmiştir. Bu cihetten baktığımızda Cemil Meriç’in 12 telif, 8 tercüme eserden oluşan külliyatı kadar hocalık sıfatı, yetiştirdiği öğrencileri ve evlatları da anılmaya değerdir. Bu düşünceye Sadık Yalsızuçanlar’ın on sene önce yayımlanan bir yazısında rastladım, orada umut edilen “yorum” şimdi Babam Cemil Meriç’le ikmal oldu: “Cemil Meriç’in ‘eser’leri arasında biri var ki, kıymeti anlatmakla bitmez: Ümit Meriç. Sadece birikimi ile değil zarafeti ve imanı ile de bize sürekli ders veren Ümit Meriç Hanımefendi’den bir Cemil Meriç yorumu bekleme hakkımızı mahfuz tutuyoruz.”

REKLAM

Babam Cemil MeriçnÜmit Meriçnİnsan Yayınların2018n420 sayfa

Eserlerinden hareketle bir Cemil Meriç biyografisi ortaya çıkarmak pek tabii mümkün; bu kitaptaysa Cemil Meriç’in yetmiş yıllık ömrünün yarısının refakatçisi, feri kalmamış gözlerinin “nur-ı aynı” olan kerimesinin zaviyesinden hayat hikâyesini okumak nasip oluyor. “Çocukluk günlerinde bahçede oynayan arkadaşım, bütünlemeye kalınca matematik öğretmenim, dertli anlarımda dostum, aynı yazıhanenin iki tarafında çalışırken hocam olan Cemil Meriç’le beraberliğimizin yoğunluğu dünya tarihinde pek az baba-kıza nasip olmuştur” diyen Ümit Hanım, Cemil Meriç okurunu artık tatmin etmediğini düşündüğü ve “ezbere hatıralar buketi” diye nitelendirdiği eski versiyonu, bu sefer kendi izlenimlerine, babasıyla birlikte geçirdikleri vakitlere daha fazla yer vererek yetkinleştiriyor.

REKLAM

Ümit Hanım’a mektubunda Fuat Andıç, Cemil Meriç’in hocalık vasfı hakkında şöyle yazıyor: “...kısa ve özlü bir şey yazmak güç. Haddizatında hoca hakkında bir iki sahife yazılamaz. Hiç olmazsa ilm ü irfanı hakkında bir cilt, hocalığı hakkında bir cilt, dostluğu ve insanlığı hakkında birkaç cilt yazmak lazım. (...) Profesörler, alimler, devlet adamları tanıdım. Çok sevdiğim dostlarım oldu. Ama ne baban gibi insan-hoca’ya rastladım, ne de baban kadar yakın dostum oldu.”

Babam Cemil Meriç, satır aralarında hayatı boyunca fikirlerini cömertçe paylaşan, imkânsızlıklara ve bazen içerisine düştüğü karamsarlık dehlizlerine rağmen tüm varını talebelerine mebzulen dağıtan, onlarla içtiği su ayrı gitmeyen Meriç portresini de bize sunuyor. Evladının, talebelerinin hatıralarını okurken, “gözlerini, hayatını hakikat uğruna feda ederek, nesl-i ati destanlarına bir zafer ve fedakârlık numunesi olmuş hakiki bir insan” olma idealine olabildiğince yaklaşmış bir Cemil Meriç’le karşılaşıyoruz. Mektubunda “Muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim, kelimeden, sevgiden bir köprü” diye yazan Cemil Meriç’i Babam Cemil Meriç’te görebiliyoruz.

REKLAM

Peki, 92 yılından itibaren Kültür Bakanlığı ve İletişim Yayınları tarafından 10 baskısı neşredilen bu kitaptan yeni bir çalışma olarak bahsetmek neden okuyucuya haksızlık değildir? Bu soru kapımızı çalınca, hemencecik Ümit Hoca’nın yıllarca demlendirip iki yıldan fazla bir zamandan beri üzerinde çalıştığı, özenle hazırlanan Babam Cemil Meriç’in sadece gözden geçirilmiş bir nüsha olmadığını, aynı zamanda metninin de neredeyse 3 katı kadar genişletildiğini, ayrıca sonuna da Cemil Meriç’in hayatını serimleyen fotoğraflardan bir albüm eklendiğini söyleyebilirim. Böylece elimizdeki kitap büyük boyda 420 sayfaya ulaşıyor. Yaklaşık 150 sayfalık uzunluğundan olsa gerek, bütün bir metin hâlinde akıp giden ilk versiyonu görenler, ilk baskıların aksine yenisinde başlıklar ve dipnotlarla tanzim edilmiş yapısal değişikliği hemen fark edecekler.

REKLAM

TOHUMLAR ÇİÇEK AÇACAK

Babam Cemil Meriç’in özel baskısında Meriç ailesinin hicret yolunun detaylandırıldığı da hemen dikkat çekiyor. Böylece Dimetoka’yı, Tırnova’yı, Osmanlı Rumeli coğrafyasından Antakya, Halep hattına cereyan eden serancamı, 20. yüzyılın başındaki siyasi ve askerî gidişatla kesişen Meriçlerin kaderini tarihî düzlemde okuma imkânı doğuyor. Cemil Meriç’in kitaplar yoluyla İstanbul’la ilk teması, Rıza Tevfik ile irtibatı, Lamia Hanım’la alakalı tafsilat şimdiye dek değinilmemiş konulardan. “Türkiye’nin Ruhu” belgeseli mülakatlarından alınan pasajları da yenilikler arasına dâhil edebiliriz.

REKLAM

Ümit Meriç kitabında bir projesinden bahsediyor, bir müjdeli haber veriyor: “1987’den 2017’ye kadar geçen otuz yıl zarfında Cemil Meriç’in attığı tohumların nasıl çiçek açtığı, hakkında ne gibi çalışmalar yapıldığı, ‘Türkiye’nin Cemil Meriç’i başlığını taşıyan bir başka eserde değerlendirilecek.” Ümit Hanım’ın, talebesi ve okuru olarak babasına saygılarını sunduğu ifadeleriyle yazımızı sırlayalım: “Bombalarla titreyen dünyamızda, kucağında kitaplardan bir buketle gülümseyen” Cemil Meriç’in ruhu şad olsun.

Raco Dağı'ndaki PKK/PYD hedefleri ateş altında
Dünya

Raco Dağı'ndaki PKK/PYD hedefleri ateş altında

Suriye'nin Afrin bölgesindeki terör örgütü PYD/PKK hedefleri havadan ve karadan vuruluyor.
Diriliş Ertuğrul'dan üzücü haber
Hayat

Diriliş Ertuğrul'dan üzücü haber

TRT 1 ekranlarında yayınlanan Diriliş Ertuğrul dizisinin yönetmeni Metin Günay, bir süredir hastanede tedavi gören babası Muhsin Günay'ı kaybetti. Vefat eden Keçiborlu Eski Belediye Başkanı Muhsin Günay, yarın Isparta'da defnedilecek.
Bir ilk: BAL'dan Milli Takım'a seçildi
Spor

Bir ilk: BAL'dan Milli Takım'a seçildi

Karadeniz Ereğli Belediyespor’un 2017-2018 sezonu BAL Ligi kadrosunda yer alan 2000 doğumlu Volkan Uluğ, U18 Milli Takımı'nın 21-23 Şubat tarihleri arasında Antalya da oynayacağı Rusya maçının 22 kişilik kadrosunda yer alacak.
Heynckes'in Beşiktaş şaşkınlığı
Spor

Heynckes'in Beşiktaş şaşkınlığı

Şampiyonlar Ligi son 16 turunda yarın Beşiktaş'ı konuk edecek Bayern Münih'te teknik direktör Jupp Heynckes, düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Siyah-beyazlıların çok iyi bir teknik direktöre sahip olduğunu ifade eden Alman çalıştırıcı, Beşiktaş'ın daha önce bu tura kalamamasına şaşırdığını söyledi.
Yerli ilacı kim istemiyor
Hayat

Yerli ilacı kim istemiyor

Türkiye, savunma başta olmak üzere birçok sektörde yerli atılımı yaparken ilaçta tersi yaşanıyor. Yerli firmalar kapandı, ilaç pazarı ABD'li ve Avrupalı firmaların eline geçti. İlaca yılda 25 milyar lira harcayan Türkiye’de en çok ciro yapan ilk 100 ilacın 95’i ithal.


Yerli ilaca darbe, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun (TİTCK) 2016’da yerli üretime desteği kesmesiyle indi. Hatta yabancılar aynı ilaca iki farklı hastalık için ayrı ruhsat alabilirken yerli firma ruhsat almakta zorlanıyor. Ruhsat öncesi istenen paralar ve TİTCK’e ödenen danışmanlık ücretleri de yerli üreticiyi vuruyor. Yerli şirketler ya kapanıyor ya da fason üretime geçiyor.


Yerli üretim durunca yabancı firmalar ilacı piyasadan çekiyor veya fahiş zamlar yapıyor. Mestino isimli ilaç ilginç bir örnek. İthalat özendirilince üretim İsveç’e taşındı. Fiyatı da 11 liradan 300 euroya fırladı.