Kalbiyle şair, aklı ve zekâsıyla hükümdar

Harun Karaburç
00:0013/04/2011, Çarşamba
G: 12/04/2011, Salı
Yeni Şafak
Kalbiyle şair, aklı ve zekâsıyla hükümdar
Kalbiyle şair, aklı ve zekâsıyla hükümdar

Ünlü şair ve yazar Prof. Dr. İskender Pala Muhteşem Şair Muhibbi ismini verdiği yeni çalışmasında cihan imparatoru Kanuni Sultan Süleyman'ın Muhibbi mahlasıyla yazdığı şiirleri şerh ediyor

46 yıllık hükümdarlığı süresince sınırları kıtalara ulaşan bir cihan imparatorluğunu yönetmiş olan Kanuni Sultan Süleyman'ın siyasi ve askeri alandaki başarılarının ardına gizlenmiş bir kimliği daha vardı: Divan şairliği. Muhibbi mahlasıyla şiirler, gazeller, müfretler yazıyordu kudretli padişah. Esasen Osmanlı padişahlarının çoğunda vardır şiire olan bu ilgi. Ancak Kanuni Sultan Süleyman bunların içinde ilk akla gelendir. Kanuni, Arapça ve Farsça'yı şiir söyleyebilecek kadar iyi biliyordu. Kanuni ile ilgili muhtelif kitapların yayımlandığı bugünlerde Prof. Dr. İskender Pala da elini taşın altını koyuyor ve Muhteşem Şair Muhibbi adlı yeni çalışmasında divan şiirinin önemli isimlerinden Muhibbi'nin şiirlerine yer veriyor. Pala, Kapı Yayınları'ndan çıkan kitabın girişinde Kanuni dönemine dair birkaç söz söylemeyi de ihmal etmiyor. Kanuni devrinde mimari, hat, musiki, şiir, el sanatları gibi pek çok alanda ileri düzeye ulaşıldığını ve bu alanlarda önemli isimlerin, ustaların yetiştiğine değinen Pala, yine o zamanlarda yetişen Baki, Fuzuli, Karahisari, Mimar Sinan, Ebussuud Efendi, Barbaros Hızır Hayreddin Reis, Piri Reis gibi değerli zatlara dikkat çekiyor.

10'daki hikmet

İskender Pala aynı zamanda Kanuni'nin başına gelen 'garip' olarak nitelendirdiği tesadüfler zincirine de yer veriyor: “Onuncu hicret asrının başında dünyaya gelmiş, Osmanlı Devleti'nin onuncu padişahı olarak tahta çıkmıştır. Aynı çağda bulunan on hükümdarın en büyüğü ve güçlüsü olmuş, on evlada sahip olmuş, saltanatı müddetince on şeyhülislam, on veziriazam, on reisü'l-küttap, on ünlü şair yaşamış ve bizzat başında bulunduğu ordusuyla on büyük zafer kazanmıştır.”

Allah'ın kulu, sevgilinin kölesi

Kanuni'nin Divanı'nda yer yer lirik, yer yer hamasi duyguların yer aldığını belirten Pala, onun şiirleriyle gerçeği ve tasavvuf dünyasını yansıttığını dile getiriyor. “Kendisini Allah'ın kulu ve sevgilisinin kölesi olarak görür, ona göre mısralar oluşturur. Sevgili karşısında boyun eğen yumuşak mizacıyla onun gönlünde taht kurarken bir sultan olduğunun farkındadır. Yani dünyaya baş eğdiren o muhteşem sultan, sevgilisi karşısında çaresiz bir âşık ve şairdir.” diyerek insanların gözünde yer eden asık suratlı padişah imajını kaldırıyor. Kitabın kapağında da yazdığı gibi “Kalbiyle şair, aklı ve zekâsıyla hükümdar!”. Kitapta Kanuni'nin Divanı'nda yer alan şiirler günümüz Türkçesiyle veriliyor. Titiz bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkan kitap Osmanlı hükümdarlarının farklı yönlerini görmek isteyenler için rehber olabilir.

Dest-i Kudretle yoğ iken âlemi var eyledün

Kimini Müslim kılıp kimini küffar eyledün


Hardan güller bitürdün nahlden hurma-yı ter

İbret içün kullarına hikmet izhar eyledün


Kimine virdün bihişt ü hil'at ü tac ü kemer

Kiminün yerin cehennem menzilin nar eyledün


1- (Ey yüce Allah!..) Kudret elinle şu kâinatı yoktar var ettin. (içinde insanı yaratıp) Kimini mümin kıldın, kimini inkârcılardan eyledin.

2- Kulların ibret alsınlar (da imana gelsinler) diye, dikende güller açtırıp fidanda taze hurmalar verdin, hikmetlerini gösterdin.

3-Bazılarına cennetle birlikte cenett giysileri, saltanat tacı ve yiğitlik kuşağı bağışladın da; bazılarının yerini cehennem, durağını ateş eyledin.