
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Pladis ve GODIVA Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, distribütörlerle bir araya gelerek kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. Ülker, “Mutlu et, mutlu ol” misyonuyla küresel piyasalarda faaliyet gösterdiklerini vurgulayarak, şirketin yalnızca ürün üretmediğini, tüketicilere mutluluk ve güven sunduğunu belirtti. Ülker, 2026’da da inovasyon, sürdürülebilirlik ve saha odaklı çalışmayla müşterilere değer katmayı hedeflediklerini söyledi.
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Pladis ve GODIVA Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker, yaptığı açıklamada “Mutlu et, mutlu ol” anlayışının şirketin kurumsal DNA’sını oluşturduğunu belirterek, Ülker’in yeni kampanyasıyla bu misyonun küresel ölçekte daha görünür hale geldiğini vurguladı.
Murat Ülker, distribütörlerle bir araya gelerek kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.
“Mutlu et, mutlu ol” misyonumuzu artık dünya biliyor. Bu vizyon köklerimizin ifadesidir. Ve babamın “Biz, herkesin hangi ülkede yaşarsa yaşasın, mutlu bir çocukluk geçirme hakkına sahip olduğuna inanıyoruz” sözünden türemiştir.
pladis, Godiva, Demet’s operasyonlarını yaparak globalliğe adımlar attığımız ilk günlerde “Sadece bisküvi ve çikolata üretmiyoruz; Her bir lokmada, tüm dünyaya mutluluk vaat ediyoruz.” diyerek kendi açımdan babamın sözünü özetlemiştim.
Bir süre bu iki ifade temel misyonumuzu anlatmak için kullanıldı. Sonra fark ettim ki Yıldız Holding olarak dünyanın dört bir yanındayız; Türkiye, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Türki Cumhuriyetler, Amerika kıtası, Japonya, İngiltere, Kıta Avrupası, Afrika, Çin, Rusya, Güney Doğu Asya’da, farklı din, dil ve ırktan 4 milyardan fazla insana, çeşitli din, dil, ırka mensup 85binden fazla çalışanımızla ürün/hizmet sunmak, her gün “fayda” yaratmak için gayret içinde oluyoruz. Çalışanlarımız 100 farklı pasaporta sahip!
Bunu yaparken, Türkiye başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde sosyal sorumluluk çalışmalarına öncülük ediyor, sosyal yardım projelerinde yer alıyor, yarışmalara katılıyor ve örnek oluyoruz. Çalışanlarımız, yaptıkları işin yalnızca bir görev değil, topluma katkı sağlayan bir sorumluluk olduğu bilinciyle hareket ediyor.
“Faydalı iş” (salih amel), insanlığa yarar sağlayan, topluma değer katan iştir. Biz de yaptığımız her işi bu anlayışla ele alıyoruz. Bu inancım zamanla slogana dönüştü ama esasen ne yaptığımızı ve neden yaptığımızı anlatan ortak dilimiz haline geldi.
Biraz geçmişe gidersem, Ülker, yolculuğuna bir aile şirketi olarak başladı. Biz hep aile değerlerimizi kurumsal değerlerimiz olarak da aldık, bu değerleri muhafaza ederek yolumuza devam ettik. Bünyemizdeki tüm şirketleri ve markalarımızı da bu aile şirketi özümüzle birleştirdik. Ne kadar büyürsek, ne kadar globalleşirsek, aile değerlerimizden vazgeçmedik. Aile şirketi olmak demek bizim için; dürüstlük demek, haysiyet demek, hedef koymak ve onun için emek vermek, geleceğe hayırlı miras bırakmak, Salih Amel yoluyla fayda üretmek demek, Velhasıl #mutluetmutluol!
Bu manevi değerlerimiz, bize Sabri Bey’den kalan en kıymetli mirastır. Bugün başarılı bir global Yıldız Holding inşa edebildiysek, değerlerimizi rehber edindiğimiz ve onları koruduğumuz içindir.
İlginç olan şu ki, pladis’i oluşturan şirketler de farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda ve farklı kültürlerde kurulmalarına rağmen, Ülker’e benzer şekilde, aynı temel şirket değerleri ile büyüyen aile işletmeleriydi.
Dünyanın zorlu bir dönemden geçmesi yeni bir şey değil. Ülker, İkinci Dünya Savaşı’nı da yaşamış bir şirket. Dünya hızla değişiyor, hayat zorlaşıyor ve biz de kendi değişim hızımızı dünyaya uyarlamak zorundayız.
Yıldız Holding yaklaşık 80 yıllık birikimin deneyimiyle iş yapan global ve her türlü krize dayanıklı bir şirket; hatta Ülker, Godiva, McVitie’s, Jacob’s, Carr’s, Crawfords, BN, Verkade, Demet’s, Flipz gibi üçyüzden fazla markayı aynı çatı altında toplarken aynı zamanda bu şirketlerin tecrübelerini üst üste ekleyemezsiniz ama tecrübenin bileşkesini almak mümkün; pladis bin yılı aşkın deneyim sahibidir. Bu nedenle:
- Çevik, esnek ve girişimciyiz.
- 4-5 milyar nüfusluk bir tüketici kitlesinin yaşadığı alanda faaliyet gösteriyoruz.
- Tüketici odaklıyız.
- Fark yaratan inovatif ürün ve hizmetlerimiz var.
- G0AL 21 hedefimiz (G:goya, 0:sıfır hata, A:amaç birliği, L:alanında Lider)
- İşimize, yüreğimizi katıp sürdürülür şekilde #mutluetmutluol yaşam şeklimiz.
- Performansı konuşmamıza bile gerek yok. Zaten mükemmeliyetçi olduğunuz için bizimlesiniz. Hepinize çok güveniyorum.

Ben kontrol edemeyeceğim şeylere hiç üzülmedim, kontrol edebileceğim meselelerle ilgileniyorum. Benim açımdan bakarsanız hala mutlu edip, mutlu olduğumuz ve hala mutlu edip mutlu olacağımız çok sayıda müşterimiz ve tüketicimiz var. Bu büyük bir fırsat. Lideriz ve bu fırsatları değerlendirme gücü ve yetkinliğine sahibiz.
2026 zorlu bir yıl olacak; sizlerden beklentim, iş yapma maliyetlerinizi yakından takip etmeniz, nakit akışınızı iyi yönetmeniz ve işinize yatırım yapmaya devam etmenizdir.
İşinize her yönüyle yani insanlarınıza da yatırım yapmanın önemini de hatırlatırım. Ben sizlerle çalışıyorum. Sizler de ben gibileri işe alınız.
Ve tabii ki işinizin, liderliğinizin gereği neyse onu yaparak tüketicilerimizin her anını bu yıl kırmızı gülücüklü emojilere boğmanız. Onlara tekraren “Ülker varsa mutluluk var”ı hatırlatmanız.
Tüm yıl boyunca ikonik markalarımızın itibarını gözeterek, yeni ürünlerle, yeniliklerle müşterilerimizi, tüketicilerimizi mutlu edin, mutlu olun.
Tabii siz yine de satışın tahsilatla olan bağını unutmayın, paranızı takip edin, takipçi olun, nakit her daim kraldı bu yıl krallığını bir kez daha taçlandıracak. Satışın tamamlanması tahsilatla olur.
Sahaya çıkmayı ve sahada olmayı çok seviyorsunuz, yılın kaç günü GOYA yapıyorsunuz, Bir yılda kaç km yol kat ediyorsunuz?
Neredeyse yılın yarısında GOYA’lıyorum. 400 saatten fazla uçuyorum. Çok da iyi oluyor, yazıyor, çiziyorum. Yoksa zaman bulmam zor. Seyahati sevdiğim doğru ama sahada olmam, satış noktası, fabrika gezmem işimizin gereği. Sahaya yakın olursak ancak sorunları ve fırsatları anında görür ve harekete geçebiliriz. Ki bugünün şartları daha da fazla sahada olmayı yani GOYALAMAYI gerektiriyor. Her fırsatta sahaya çıkıp, müşterilerinizi ziyaret edin, fırsatları görün.
Ben bu konuda “önde gelen biri” olayım diye başlamadım bu işe. Covid döneminde evdeydim, canım sıkılıyordu, okudum, yazdım, paylaşayım dedim. Geldiğimiz noktada yarım milyonu aşkın takipçim var. Bu sayede çok okuyorum, yaptıklarımı, yapacaklarımı daha organize ve stratejik düşünebiliyorum. GOYA’larımı sistemli paylaşıyorum, anı biriktirmiş oluyorum.
Teknoloji ve son dönemde özellikle yapay zeka gündeminizin üst sıralarında… Teknoloji ve yapay zekanın verimli kullanımı ve iş dünyasındaki yerinin ne yöne evrileceği konusunda görüşlerinizi rica ediyoruz.
Teknoloji ve özellikle yapay zeka, artık “ek bir araç” değil iş yapış biçimimizi baştan sona yeniden tarif eden bir altyapı. Ne “her şeyi çözer” diye büyütmek, ne de “oyunbozan” diye küçümsemek gerek. Asıl iş, iyi bir yapay zeka kullanıcısı olabilmek. At sahibine göre kişner.
Yapay zeka verim getirir; ama “akıl” hala insandadır: Yapay zeka çok şeyi “okumuş” olabilir; yine de saçmalayabildiğini görüyoruz Çünkü biz çoğu zaman zeka ile aklı karıştırıyoruz. Zeka; bilgiye erişim, hız ve örüntü yakalamadır. Akıl ise muhakeme, bağlam okuma, değerlerle karar verme ve sorumluluk alma işidir. Bu yüzden iş dünyasında yapay zekanın rolünü “yerine geçmek”ten ziyade insanı güçlendiren bir artırılmış zeka olarak görmek daha isabetli olur.
İş dünyasında en hızlı dönüşüm başladı: Bugün yapay zeka talep tahmini, stok optimizasyonu, tedarik zinciri planlama, üretimde kalite kontrol, enerji verimliliği, bakım ve onarım öngörüleri gibi alanlarda doğrudan verim üretiyor. İletişim ve pazarlamada hedefleme, içerik üretimi, medya izleme, analiz gibi konularda vaatler güçlü; fakat burada “otomasyon” ile “yapay zeka”yı ayırmak şart: Çoğu çözüm hala otomasyon/analitik seviyesinde; değeri belirleyen şey verinin kalitesi ve insanın doğru soruyu sorması.
Riskli tarafı, mahremiyet, güven ve itibar: Yapay zekanın karanlık yüzü de var: yüz tanıma/mahremiyet, veri güvenliği, telif ve en önemlisi deepfake ve dolandırıcılık… Ben bunu bizzat yaşıyorum; ses ve görüntü taklidiyle insanların dolandırılmasına yönelik sahte içerikler yayınlanıyor, itibar katline kadar gidiyor. Platformların, regülasyonun ve şirket içi yönetişimin bu yeni risklere göre güncellenmesi şart.
Hibrit çalışma standardı: İnsan ve yapay zeka birlikte iş yapacak. İyi ekipler, yapay zekayı “asistan” gibi değil ön karar hazırlamakta kullanacak, ama son kararı insan verecek.
Özetle yapay zeka, verimi ve hızı artıran büyük bir kaldıraç; fakat akıl, sorumluluk ve değerler hala insanda olacak. Bizim hedefimiz en doğru etkiyi ve en güvenilir sonucu üretmek olmalı. Bunu da veri kalitesi, etik çerçeve ve mahremiyet/güvenliği merkezde tutarak; yapay zekayı işimizin her yerine ama doğru yönetişimle entegre ederek yapabiliriz.
Tabii ki, yani evvet. Özgür bildiğim kadarıyla Galatasaraylısınız. Bence doğru soru şu: Galatasaray bu yıl şampiyon olabilecek mi?
Bakın spor bir eğlencedir. Toplumu asil, centilmen, soylu kılarsa değerlidir. Yoksa kavga değildir. Mutluluk sebebi olmalıdır. Tabii ki kazanmak güzeldir.
Ayrıca spor futboldan ibaret değildir. Fenerbahçe basketbol dahil, amatör branşlarda bile şampiyondur; topyekün spor kulübüdür.
Zaten Pazar günü kesinleşmiş sonuçları, tüm hafta tartışmak saçmalıktır.
Sohbetin sonunda da ek sorular geldi;
Çok şükür iyi gidiyor. Atıştırmalık kategorilerinde net satışlarımız $ 4,5mlyr, %15 de para kazanıyoruz. Bu sene rakiplerimiz küçülürken biz dünya çapında %5 büyüdük.
Rakipler küçülürken sen büyüyorsan ihtiyacı rakiplerinden daha iyi karşılıyorsun demektir. Bu da gelecek için iyi bir işarettir.
Bir de borç ödeme bölümü var tabii. Sendikasyon borcumuz yarım milyar dolar kaldı.
Yurtdışında da bir milyar dolar borç geri ödeyeceğiz.
Ufukta yeni bir satın alma, var mı? Yeni bir işe / sektöre girmeyi düşünüyor musunuz?
Yok diyemem, kesin şu var da diyemeyeceğim. Ama şunu söyleyebilirim, artık işlerimizi organik ve satın almalarla büyüteceğiz. Artık hisse satışı yok. Ama ticaret bu, her daim şirket alır, satarız.
Gıdada farklı bir kategoriye girme planınız var mı?
Türkiye’deki gıda işlerimizi uluslararası arenaya taşımaya devam edeceğiz, mesela donuk gıda!
Ama her şey de o kadar hızla değişiyor ki rekabete cevap vermek için de hep bir kapıyı da açık bırakmak gerekiyor.









