
İsrail tarafından şehit edilen Ayşenur Ezgi Eygi’nin hayatına odaklanan “Zeytin Ağacının Altında” belgeseli, TYB ödülüne layık görüldü. Kazandıkları ödülü Ayşenur Ezgi Eygi’ye ve insanlığı savunurken hayatını kaybeden herkese ithaf ettiklerini söyleyen belgeselin yönetmeni Zümrüt Sönmez, “Eygi’nin öyküsü, bireysel bir idealizmden çok, baskı altında yaşayan bir halkla kurulan vicdani bağın simgesi haline geldi” dedi.
İsrailli keskin nişancı tarafından şehit edilen Türk aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin yaşamına odaklanan “Under an Olive Tree” (Zeytin Ağacının Altında) belgeseli, Türkiye Yazarlar Birliği’nin (TYB) 2025 TV Belgesel Kategorisi’nde ödüle layık görüldü. Filistin meselesine dair insan hikâyelerini uluslararası izleyicilere aktaran TRT Word yapımı belgesel, Eygi’nin adalet ve özgürlük mücadelesiyle geçen kısa ömrünü yakınlarının şahitliğinde sunuyor. Belgesel yalnızca Eygi’nin hikâyesini anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda bir ulusun onurunu ve özgürlük mücadelesini koruma iradesini güçlü bir şekilde yansıtıyor.
FİLİSTİN, AMERİKA VE TÜRKİYE’DE ÇEKİLDİ
Ayşenur Ezgi Eygi’nin ölümünün birinci yıl dönümü olan 6 Eylül 2025’te yayına giren belgesel, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin 2025 yılı Sedat Simavi Ödüllerinde de TV Belgesel kategorisinde ödüle layık görülmüştü. Kazandıkları ödülü Ayşenur Ezgi Eygi’ye ve insanlığı savunurken hayatını kaybeden herkese ithaf ettiklerini söyleyen belgeselin yönetmeni Zümrüt Sönmez, şöyle konuştu: “Çekimleri Filistin, Amerika ve Türkiye’de gerçekleştirdik. Aile üyeleri, arkadaşları ve görgü tanıkları aracılığıyla Ayşenur’un portresini çizmeye çalıştık. Eygi’nin öyküsü, bireysel bir idealizmden çok, baskı altında yaşayan bir halkla kurulan vicdani bağın simgesi haline geldi. Ayrıca Ayşenur’u Amerika’dan Filistin’e götüren motivasyonu irdelerken, Filistin direnişinin farklı coğrafyalardan gelen insanlar tarafından nasıl sahiplenildiğini de göstermeye çalıştık.”
ZOR BİR DENEYİMDİ
Belgesel çalışmalarına başladıklarında Ayşenur’un ölümünün üzerinden yalnızca altı ay geçtiğini belirten Sönmez, “Çekim süreci hem bizim için hem de röportaj yaptığımız insanlar için duygusal olarak zor bir deneyimdi. Bu durum belgesele de fazlasıyla yansıdı. Diğer yandan, bize çok özel bir hikâye emanet edildiğini de derinden hissettik. Ayşenur’un öyküsü kamuoyunun gündemine düştüğü ilk andan itibaren önem taşıyordu; ancak ailesi, yakınları ve tanıklarla konuştuktan sonra bu hikâyeyi en doğru biçimde anlatmanın bizim sorumluluğumuz olduğuna inandık” dedi.

ZEYTİN AĞACININ ALTINDA ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ
Çekimlere Ayşenur’un katledildiği Nablus’ın Beyta köyündeki zeytin ağacının altında başladıklarını dile getiren Yönetmen Sönmez, “İlk röportajımız, öldürüldüğü gün Ayşenur’un yanında olan İsrailli aktivist Jonathan Pollack ile o noktada yapıldı. Jonathan da dahil röportajlarda konuştuğumuz herkes, Ayşenur’un bir zeytin ağacının altında hayatını kaybettiğine dikkat çekti. Zeytin ağacı Filistin’i, zeytin dalı ise barışı simgeler. Böyle bakınca zeytin ağacı İsrail’in sadece insanları değil, hakikati, barışı ve direnişi de yok etmeye çalıştığını vurgulayan güçlü bir metafora dönüşüyor. Bizim filmimiz için de bundan daha iyi bir başlık olamazdı diye düşünüyorum” diyerek filmin ismini koyma hikâyesini anlattı.
RACHEL İLE AYŞENUR’UN AİLESİ BULUŞTU
Belgeselin belki de en çarpıcı noktalarından biri, yine İsrailliler tarafından Filistin topraklarında öldürülen aktivist Rachel Corrie’nin ailesi ile Ayşenur’un ailesinin bir araya geldiği sahnelerdi. Birbirine benzeyen bu iki hikâyeyi belgeselde göstermek istediklerini aktaran Sönmez, “Rachel’ın ailesi Ayşenur’un ölüm haberini alır almaz Eygi ailesiyle iletişime geçip ilk günden itibaren onların da yanında yer aldılar. Biz de bu dayanışmayı ve iki ailenin hikâyelerindeki paralelliği belgeselde göstermek istedik. Bu bölüm, Ayşenur’un uluslararası alanda öldürülen ilk aktivist olmadığını; eğer İsrail durdurulmazsa benzer kayıpların devam edeceğini göstermesi açısından kritik öneme sahip” ifadelerini kullandı.









