“Avrupa'da inanç gereği olmasa da 15 yıl öncesi eşarp takılıyordu ve bunu ben de taşıdım o dönemde. Eşarp dinin gereği olunca için çok daha normal geliyor bana”
Heide Backın, Tekbir firmasından gelen teklifle başlamış tesettürlü kıyafetler tasarlamaya. Müslüman olmayan Alman bir modacının Türkiye'ye gelip tesettüre uygun kıyafet tasarlaması garip gelmişti önce. Ama kendisiyle konuştuktan sonra örtünmenin hassasiyetlerini iyi kavradığını gördüm. Ona göre tessettür 'modası olabilecek' birşey.Türkiye'deki tesettürlü kadınları gayet şık ve modern bulan Backin diktiği kıyafetleri de giyiyor da.
Son günlerin gündeminde Tekbir Giyim'in düzenlediği “tesettür defilesi” var. 25 yıldır tesettür giyim üzerindeki hakimiyetini kimseye bırakmayan Tekbir, 1992 yılından bu yana defileleriyle konuşuluyor. Durum böyle olunca eleştirenler de, destekleyenler de artıyor. Peki spekülatif bir konu olan 'tesettür modası' nereye oturuyor?
Evet. Bir çok ülkeye ürün tasarladım. Ama Müslüman ülkeler kendi giyinme tarzıyla farklılık gösteriyorlar. Mesela; Dubai'de kadınlar abiye dış kıyafet giyiyorlar. Dolayısıyla tasarım ve giyim dış kıyafette değil iç kıyafette oluyor. İç kıyafet olarak da oldukça esnek giyinebiliyorlar. Bu esneklikte dekolte bile yer alıyor. Onlara sadece kapalı değil açık kıyafette tasarlayabiliyorum.
Hayır. Hiç sınırlanmış hissetmiyorum. Sonuçta siz kolu uzattığınız zaman bu moda anlamında sınırlanmış olmuyorsunuz. Ama şu var ki ben zaten Müslümanlıktan uzak değilim. Nasıl giyindiklerini ve bunun nerede sınırlandığını biliyorum. Atölyemde de daha önce Müslümanlar çalıştığı için bu konuda tecrübeli sayılırım.
Şöyle; uzun yıllardır Müslümanlarla çalışmaya alışkınım ve teklif geldiğinde hemen gözümde canlandırdım. Köln'deki atölyemde Müslüman bayanlar çalıştırıyorum ve bu sayede onlardan görerek ve takip ederek çok şey öğrendim diyebilirim. Bana yakın bir konu olduğu için dolayısıyla tasarlarken de hiç zorluk çekmedim.
Avrupa'da inanç gereği olmasa da 15 yıl önce eşarp takılıyordu ve bunu ben de taşıdım o dönemde. Müslüman ülkelerde bunun dinin gereği olarak taşınması da bana çok çok normal geliyor. Hiçbir zaman itici gözüyle bakmadım aksine çok naïf durduğunu düşünüyorum ve hiç yadırgamıdım bu durumu.
Tabiki yapılabilir ve bence tessettür modası var ve olmalı. Uzun bir kaban düşünün bu senenin modası daha yuvarlak hatlı. Bunda bir sakınca görmüyorum. Eğer kalıpların dışına çıkılmıyorsa moda elbette yapılabilir. Öteki sene daha farklı bir hat gelir onu tesettür formuna oturtturursunuz.
Moda dediğiniz şey eteğin kısalması veya uzatılması gibi birşey değil. Moda, üzerinizde bir pardesü varsa onu hatlarıyla ortaya çıkartmak. Ama dediğiniz şeyi kendine yakıştıran insanlar vardır ve onlar kendi modalarını oluşturmuşlardır. Herkes istediği gibi giyiniyor. Bu modanın çıkardığı birşey değil.
Evet var. Tasarladığım ürünlerde kesinlikle kısa çalışmıyorum ayrıca vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde tasarlıyorum. Buna oldukça dikkat ediyorum. Çünkü bazı normları aştığınız zaman iş gayenin dışına çıkar. Dolayısıyla her zaman bir çerçeve olmalıdır.
Şöyle; iç giyim ve dış giyim olarak ikiye ayırıyorum. İç giyimde renk konusunda sınırlama getirmiyorum. Mavi, yeşil, pembe gibi canlı tonları kullanıyorum. Canlı veya mat tonlarda giyinilebilir. Ama dış kıyafette örneğin pardesülerde koyu renkler veya taba tonları daha çok tercih ediyorum. Çok fazla dikkat çekmeyecek şekilde olmasına dikkat ediyorum. Avrupa'daki dizaynlara uygun tasarlasam da renk konusunda ayrım yapıyorum.
Olumsuz bir tepki almıyoruz genelde ama öneriler oluyor, onları dikkate almaya çalışıyoruz.
Çok farklı. mesela orta yaşlı kadınlar uzun bir pardüse giyiniyor ve başını oldukça düzgün bağlıyorlar. Ama genç nüfusa baktığımda kot eteğin üzerine kısa kollu bir t-shirt giyip üzerine başörtüsü takabiliyor. Her ülkenin dikkat ettiği husus birbirinden oldukça farklı. Almanya'daki kadınlar Türkiye'deki kadınların kocalarının giy dediği şeyleri giymek zorunda kaldıklarını düşünüyor.
Türkiye'ye baktığımda öyle olmadığını gördüm. Benim gözlemlediğim kadarıyla gayet şık ve modern bir algı var. Tabi şunu da unutmamak lazım. Çok fazla Türk tanımıyorum sadece çevremde yani Istanbul'da gördüklerimden yola çıkarak söylüyorum.
Aslında şöyle; geçtiğimiz günlerde atölyeye bir bayan geldi. Başını bağlamış ve çok şık bir kıyafet vardı üzerinde. Hiçbir hattını belli etmeyecek şekilde önden düğmeli bir kıyafetti. Hem Avrupa modasını taşıyan hemde örtünen biriyle karşılaşıyorsunuz. Modernite o kıyafeti nasıl taşıdığınızla ilgili birşey esasında. Eğer kapalı normlara riayet ederek düzgün giyinebiliyorsanız bunun adı modern giyim tarzı olur.
Evet. Yapım aşamalarında giyiyorum.
Aktif olarak tam olarak 9 aydır çalışıyorum. Ama tanımam geçen sene düzenlenen defile ile oldu. Teklif geldi, ben de memnuniyetle kabul ettim. Böylelikle çalışmalara başladım.
Eleştiriye karşı değiliz eblette. Yanlız defile denildiğinde bazı şeyler şov amaçlıdır. Mevlevi şovuna uygun olması açısından kadınlara giydirildi. Arap kıyafetlerinde günümüzde kullanılan bir kıyafet olmasa da peçe hakimdir. Bu tür şeyler şovun konseptine uygun olarak yapıldı. Mankenler ise o gün diğer günlerden farklı olarak tesettür defilesine çıktılar. Işleri neyse onu yaptılar.
Her defile gösterisinde olduğu gibi yaptığımız defilede de şov gösterisi hazırlandı. Yeşil sosyete ve beyaz müslüman kavramlarını da diğerlerinden ayırmıyoruz. Her yıl bir ürün tasarlıyoruz ve defile ile sunuyoruz. Bunun dışında yapılan spekülatif tavırlara da yakın değiliz.
Anlaşılamayan bir desteksizlik söz konusu. Tesettür firmasıyız ve tesettürlü bayanları giydiriyoruz. Iç kıyafet ve dış kıyafet olarak tasarlıyorum. Ama kimsenin tercihlerini sınırlayamazsınız. Eğer iç kıyafet olan bir ürünü dışarıda da giymek istiyorsa o müşterinin tercihine kalmıştır.
Bu konuda fetva vermek ona düşmez. Aslında Şevket Eygi defilelerimize daha once gelmişti. Podyuma çıkan mankenler aynı mankenlerdi. O zaman çok beğendiğini yazmıştı. Hatta bunu bir “zafer” olarak görüp tebrik de etmişti. Şimdi kendisiyle çelişiyor.
Onun çok istediği şeyler bu defilede vardı. “Osmanlı kültürünü içinde barındıran kıyafetler niye yok” derdi. Bu defilede Anadolu Selçuklu'dan başlayıp Osmanlı kültüründen günümüze kadar alıp tasarladık.
Bayan tesettür firmasında kadını kullanmazsanız ne kullanacaksınız. Onun yerine erkeklere giyidiremem ki. Bir de yaptığımız ürünleri zaten iç kıyafet ve dış kıyafet olarak ayırıyoruz. Biz üretiyoruz onu nasıl kullanacağına müşteri karar veriyor. Bir defa ben o mankenleri örtüyorum. Onları açmıyorum ki teşhir olsun.
Tabi her zaman var. Abartılı makyajlarının olmaması, yürüyüşlerine dikkat etmesi gibi kurallar vardı. Kıyafetler son derece güzeldi.
Bunlar Arap içerikli kıyafetlerdi, onlara göre bir kareografi yapıldı. Osmanlı kıyafetlerinde de mehteran kullanıldı. Ben bunda bir sakınca görmüyorum. Sonuçta Müslüman'ın Allah'a dua etmesi gizli saklı yapması gereken birşey değil ki. O yüzden buna karşı çıkmadım. En büyük ilgiyi de o dua sahnesi aldı.
Ahmet Hakan var olduğundan beri eleştiriyor. Dikkate almıyorum. Çünkü ne İslam hassasiyeti var ne de alnı secdeye değer. Maskaralık yapan, üç maymunu oynayan bir adam…
Fıkıh, hadis, tefsir bilen bir insanım ben. Tesettür giyimi konusunda en çok bilenden daha iyi bilirim. Bu konuyu dini açıdan izah ederim.
Benim geldiğim tarihte örtülü gençler yok denecek kadar azdı. Bunu ben yapmasam kim yapacak. “Bunlar yanlış, doğrusu şudur” diyecek bir adam var mı? Bir şeye karşı çıktığınız zaman alternatif ortaya koymanız gerekir. Yoksa herkes yorum yapabilir. Biz alternatif ürettiğimiz için bu defileleri yapıyoruz.
Bu bahsettiğiniz şey abiyelerde daha çok var. Ama zaten abiye dediğiniz nişan ve düğünde kadın erkek ayrı ortamlarda giyilir. Kadınların arasında onu giymenin bir sakıncası yok…






