
Daha önce Mahalle Mektebi, Post Öykü, Türk Edebiyatı gibi dergilerde öyküleri yayımlanan Gülşen Funda’nın ilk kitabı Felgu Ketebe Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı. Funda, ilk eseri yayımlandığında hissettiklerini, “Sesimin uçtuğunu hissettim, uçup başka başka çatılara konabileceğini. Sesim bir kanat sahibi olduğuna göre, diye düşündüm, dilediği kadar uzağa gidebilirdi” cümleleriyle açıklıyor.
Sesimin uçtuğunu hissettim, uçup başka başka çatılara konabileceğini. Sesim bir kanat sahibi olduğuna göre, diye düşündüm, dilediği kadar uzağa gidebilirdi. Bu his çok güzel, tabiri caizse, “İthaka’ya doğru” yola çıktığını görmek. Dilerim, uzun sürer yolu.
Kendimle göz göze gelmiş gibi hissettim, ardından dünyayla. Dürüst olayım, mahcup oldum biraz. Kâğıtlar var, üzerinde hikâyelerim. Ağaçları düşündüm uzun bir süre. Ne yapabilirdim ki, iş işten geçmişti.
Anneme. Anadilimi kazandırdığı için başta. Güçlü bir kadın olarak bana ve yazdığım hikâyelere ilham verdiği için. Ve elbette, kendi hikâyeme kattığı sayısız güzellik için.
Felgu. Kitaba adını veren öyküyü yani. Adlar önemlidir, eski çağlardan beri, duadır ad, yazgıdır, büyüdür. En önemlisi varlık, ad ile kazanılır. “Felgu” kelimesi yitip gitmesin istedim ben de. Bu dünyada ne yaptın sorusuna “Bir kelimeyi işittim ve ona sahip çıktım.” diyebilirdim böylece.
Vakti yoktur galiba, “yazma” tutkusuyla dolup taşıyorsanız tüm işleri bir kenara bırakabiliyorsunuz. En azından bende böyle. O yazma ateşini bulmayagörsün insan, hiçbir şey duramaz önünde. Bir hikâyeye başladığımda ya da hikâye beni çağırdığında gece gündüz ona hizmet ederim. Yeter ki dalları göğe uzansın, gövdesi güçlensin, yaprakları güzelleşsin.
Bir bilgisayarım olana kadar defterlere yazdım, bir sandık dolusu defterim var bu yüzden. Sorudan bağımsız olarak, kurşun kaleme inanıyorum ben. Ömrümce eksik olmasın isterim elimden.
Felgu
Gülşen Funda
Ketebe Yayınları
2020
80 sayfa







