Üç kitap ve 12 Eylül gerçeği

Arzu Akyol
00:004/09/2010, Cumartesi
G: 3/09/2010, Cuma
Yeni Şafak
Üç kitap ve 12 Eylül gerçeği
Üç kitap ve 12 Eylül gerçeği

12 Eylül 1980 askeri darbesinin 30'uncu yılında Doğan Kitap tarafından yayınlanan üç kitap, 12 Eylül'ün karanlık koridorlarına bir ışık tutuyor. Bu ışık 12 Eylül karanlığında yolunu kaybetmiş herkese kılavuz oluyor

Bu ülkede yaşı 50'ye yaklaşan herkesin bir 12 Eylül hikayesi vardır.

12 Eylül'ün 30'uncu yılında ve darbe anayasasının değiştirilmesi için yapılacak referanduma sayılı günler kala, Doğan Kitap'tan çıkan üç kitap düne ve bugüne ışık tutuyor: Akın Bodur'un kaleme aldığı 'Dört İdam Bir Tanık', Haşim Akman'ın kitabı 'Otuz Yıldır 12 Eylül'ü Yaşayanlar Anlatıyor' ve Jan Devletoğlu'nun yazdığı ' İngiliz Arşivlerinde12 Eylül'ün Ayak Sesleri'…


İDAMLARIN TANIĞI 'SON ANLARI' ANLATIYOR

Akın Bodur'un kitabında, 12 Eylül'de gerçekleşen dört idamın gözlemcisi, 30 yıl sonra 'son anları' anlatıyor. 12 Eylül 1980 darbesinin en acı, en karanlık sonuçları hiç kuşku yok ki sıkıyönetim mahkemelerinin verdiği ve aceleyle uygulanan idam kararları.

7 bin siyasi sanık idamla yargılandı, 517 kişi idama mahkum edildi, 50'sinin cezası infaz edildi. Serdar Soyergin, Mustafa Özenç, Ali Aktaş, Ahmet Kesre de idam edilenlerden dördüydü. Adana'da idam sehpasına çıkarılan bu dört mahkumla ilgili bilinmeyenler, infazlarda gözlemci olarak hazır bulunan Mustafa B'nin anlatımlarıyla gün ışığına çıkıyor. Gazeteci Akın Bodur, 12 Eylül sürecinde 1980-83 yılları arasında, Adana 1 Nolu Sıkıyönetim Mahkemesi'nin kararıyla idam edilen üçü sol, biri sağ görüşlü dört mahkumun infaz öykülerini, bu idamların infazında gözlemci olarak bulunan Mustafa B'nin anlatımlarıyla okura aktarıyor. Dört İdam, Bir Tanık gazeteci Akın Bodur'un kaleminden 30 yıl sonra 12 Eylül karanlığına tutulan, güçlü, sarsıcı, etkili bir ışık.


UNUTMAK iÇiN HATIRLADILAR

Haşim Akman'ın kitabı ise bir 'unutmak için hatırlama ve hesaplaşma' kitabı. İdam edilenler, fişlenenler, yurttaşlıktan atılanlar, işkencede, açlık grevinde ölenler, 'intihar edenler' oldu, partiler sendikalar, dernekler kapatıldı. Gazeteler, dergiler, kitaplar, şarkılar filmler yasaklandı.12 Eylül'ün toplumun bütününe uyguladığı şiddet, toplumsal belleği yaraladı. Yaşananlar mağdurların belleğinin en diplerine gömüldü. Sonraki kuşaklar, geçmişin mirasından uzak tutuldu, köksüzleştirildi. Toplum hesaplaşmadan uzlaşmayı, 'hatırlamak' yerine 'unutma' yolunu seçti. Bu kitap böyle bir kaygıdan hareketle, doğum tarihi itibariyle 12 Eylül öncesinde neler yaşandığının farkında olamayacağı için sonrasını da doğru değerlendiremeyeceği varsayılan okur hedeflenerek hazırlanmış ve üç farklı bölümde oluşturulmuş. İlk bölüm 12 Eylül yönetiminin doğrudan bertaraf ettiği, 11 Eylül 1980 Perşembe gününe kadar hareket halinde olan sol, sağ ve İslamcı unsurların temsilcileriyle yapılan görüşmelerden oluşuyor. İkinci bölüm o zamana kadar ihmal edilmiş bir alan olan kadın hareketinin ortaya çıkışının aktör ve tanıklarıyla görüşüldü. Üçüncü bölümde ise 12 Eylül'ün sanata yansıması konu ediliyor.



İNGİLİZ ARŞİVLERİNDE

12 ELÜL'ÜN AYAK SESLERİ

Jan Devletoğlu da kitabında 1838 yılında kurulan ve devletin çeşitli kurumlarına ilişkin yaklaşık 11 milyon resmi belgeyi muhafaza eden, Birleşik Krallık Devlet Arşivleri'nde yer alan, Türkiye'nin son darbesiyle ilgili belgelere yer vermiş. Kitaba göre Birleşik Krallık Devlet Arşivleri'nde Türkiye'nin son darbesi 12 Eylül 1980 dönemine ait yaklaşık 2 bin belge var. Bu kitapta okuyacağınız belgelerde Cumhuriyet tarihimizin son açık darbesinin 1975 yılından başlayarak ağır ağır nasıl yaklaştığını, bir diğer ifadeyle “12 Eylül'ün arşivlerdeki ayak seslerini” duyacaksınız.