Hayat Ülkemin güzelliklerini anlattım

Ülkemin güzelliklerini anlattım

Türkiye’nin en başarılı sanatçılarından İzzet Keribar, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü. Bu vesile ile bir araya geldiğimiz Keribar, “Ülkemizin en güzel yönlerini bütün dünyaya tanıtmak için uğraşıyorum. Türkiye’nin şehirlerini ve insanlarını bir belge olarak kayıt altına aldım. Bugün varılabilecek en yüksek nokta bu oluyor galiba” diyor.

Abone Ol Google News
Harun Karabuç Yeni Şafak
Ülkemin güzelliklerini anlattım
Fotoğrafçı İzzet Keribar

Bir ülkeyi anlatan gezi kitaplarını incelediğinizde birçoğunda fotoğrafçı İzzet Keribar’ın imzasını görürsünüz. Fotoğraflarında izlenimci tarzı benimseyen Keribar’ın fotoğraflarını daha ilk başta anlayabilirsiniz. O, fotoğrafta duayen bir isim. Dünyanın dört bir yanında çektiği unutulmaz kareler ve kazandığı ödüllerle Türkiye’nin en başarılı sanatçılarıdan biri. Uluslararası Fotoğraf Federasyonu tarafından Ekselans, Fransa Kültür Bakanlığı Üstün Başarı Şövalyelik unvanı bulunuyor. 1991’de National Geographic Traveler (USA) dergisinin Uluslararası Fotoğraf Yarışması’nda ikinciliği var. 2011 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü alan İzzet Keribar, bu yıl Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü. Bu vesile ile Keribar’ın Sirkeci’deki stüdyosunun kapısını çaldık.

ÇOCUKLARIMA HATIRA

“İzzet Keribar ismi bir yerde kulağa çalınıyorsa sadece iyi fotoğraf çektiğim için değil. Ben başından beri Türkiye’de nasıl fotoğraf çekilir, nereleri ve neleri çekmek gerekir diye bir yol tutturdum. İşte o yolun meyvelerini bu büyük ödül gelince elde etmiş oldum” diyen Keribar, fotoğrafa bakış açısını şöyle anlatıyor: “Ben renkli fotoğraflar çekiyorum. Dijitalciyim. Benim bir özelliğim de ön plan ve geri planı uyumlu bir şekilde fotoğrafa aktarmak. Ülkemizin en güzel yönlerini bütün dünyaya tanıtmak için uğraşıyorum. Çocuklarımıza güzel bir baba hatırası bırakacağım. Türkiye’nin şehirlerini, insanlarını bir belge olarak kayıt altına aldım. Bugün varılabilecek en yüksek nokta bu oluyor galiba. Bu ödül sadece bana ait değil bütün fotoğraf dünyamız almış gibi addediyorum.”

ŞİMDİ HERKES FOTOĞRAFÇI

Teknolojinin gelişmesiyle beraber bugün milyarlarca fotoğraf üretiliyor. Ciddi bir tüketime dönüştü fotoğraf. Herkes bir anlamda fotoğrafçı. Ancak Keribar böyle düşünmüyor. Fotoğrafın sadece deklanşöre basmakla ilgili bir şey olmadığını kaydeden Keribar, “Fotoğraf bir paylaşma sistemi. Bir yaşam tarzı olduğu zaman diğerlerinden ayrılır. Bugün fotoğraf çekiyorum diyenler fotokopi çekiyorlar. Oysa her fotoğrafın bir öykü anlatma gücü olması gerekiyor. Tabi kendimize göre numaralarımız var. Deklanşöre doğru zamanda basma, ışığı ayarlama, doğru açıda olmak gibi... Orada olmayan, sizin heyecanınıza ortak olmayan kimseye heyecanınızı aktarabilmek başarıdır. Ben her gün erken kalkıp disiplinle fotoğraf çekiyorum. Elli kere gittiğiniz yerde yine fotoğraf çıkarabilirsiniz” diyor.

HAYAT ŞARTLARI BASİTTİ

İzzet Keribar’ın fotoğraf yolculuğu çok eskilere, 1950’lere dayanıyor. Bu uzun yolculuğu kendisinden dinliyoruz: “Lisedeyken fotoğraf makinelerine aşıktım. Dükkanlara gider makinelere bakardım. Çok zor ve kısıtlı imkanlarla fotoğraf çekerdik. Malzeme bulmak çok zordu. O günlerde her şey daha zordu ama hayat şartları basitti. Yokluk içinde, zor yaşam şartlarında daha basit şeylerden zevk alıyorduk. O küçük çapta çektiğimiz fotoğraflar birdenbire bugün bir servet oldu. 1950’lerin siyah beyaz fotoğrafları Ara Güler dışında kaç kişide var? 1956’da gönüllü olarak Kore’ye gittim. 1953 model Leica’m vardı o zamanlar. Kore’de bir sene kaldım. Asıl fotoğrafçılığı orada öğrendim. Fotoğraf insana farklı kapılar açıyor.”

ARŞİVİM 80’DEN SONRA ZENGİNLEŞTİ

Keribar’ın o yıllara dair tek üzüntüsü, genç yaşta çektiği fotoğrafları kayıt altına alıp bir arşiv oluşturmamak. “16- 17 yaşlarında bir çocuk kızlarla dans edelim, eğlenelim diye düşünür. Ben de o yaşlarda fotoğrafa yeteri kadar değer veremedim. O yıllarda çektiğim fotoğrafları keşke arşiv olarak saklasaydım. Bu kadar kıymetli olduğunu bilseydim, saklardım. Ben bunun sonradan farkına vardım. 80’lerde tekrar fotoğrafa başladığımda bu yanlışı bir kere daha yapmam dedim kendime ve asıl arşivim 80’lerden sonra oluşmaya başladı” diyen Keribar, uzun yıllar aile işi olan tekstilcilikle fotoğrafçılığı aynı anda yürütüyor.

YASEMİN İPLİK’TEN FOTOĞRAFA

Evet, Keribar’ın ailesi tekstil işiyle meşgul. 1970’ten 1997 yılına kadar da Yasemin İplik adında bir firmaları var. O dükkanın kapatılıp nasıl fotoğraf stüdyosuna döndüğünü Keribar şu sözlerle anlatıyor: “1997 yılında tekstil işimiz kapatıldı. İyi ki de kapatıldı. Devam edenlerin çoğu battı. Zamanında musluğu kesmesini bileceksiniz. Parasız kaldık ama borcumuz yoktu. 60 yaşında işsiz kalınca ne yapasınız? Ben devam edeceğim dedim. Aynı adreste tabelayı değiştirdik. Yasemin İplikçilik, İzzet Keribar Görsel Tanıtım oldu. Burası roket gibi yükseldi. Yirmi sene sürdü bu yükseliş. Dünyayı da dolaşmaya başladım bir yandan.”

HAYATTA HER ŞEY BAŞARI DEĞİL

Hayatta her şeyin başarı olmadığını kaydeden Keribar, “1980’lerde iyi fotoğrafçılar 50 ila 100 kişi arasındaydı. Bugün onbinlerle ölçülebilir. Bunların içinden mutlaka çok büyük cevherler de çıkar. Ama sır orada değil mesele bunu devam ettirmek. Benim belki de en büyük başarım kırk seneden beri hiç ara vermeden nefes alır gibi düzenli bir şekilde, çok profesyonel arşiv tutarak fotoğraf çekmek. Benden daha iyi fotoğrafçılar da vardır ama düzenli bir arşivleri yok. Bizim inanılmaz bir disiplinimiz var. Büyük bir özveri gerekiyor böyle bir fotoğrafçı olmanız için. Bir de hayatta her şey başarı demek değildir. Hayat inişli çıkışlıdır. ‘Eyvah ne oldum’, ‘Aman ben neymişim’ dememek, ortayı tutturmak lazım” diyor.

Çöl kitabı yapmak isterdim

Bugüne kadar 70 civarında ülkeye gittiğini söyleyen İzzet Keribar, “Bir şey yapmak isterdim ama bu hayatta nasip olmadı. Her zaman ‘Dünya Çölleri’ adında bir çöl kitabı yapmak isterdim. Çölde inanılmaz fotoğraflar çekilir. Birkaç çöl fotoğrafım var ama on katı olması lazım. Yüzde onunu ancak çektim. Amerika, Dubai, Mısır ve Fas çölleri var” diyor. Keribar, çağa da ayak uydurmuş bir fotoğrafçı. Instagram da kullanıyor. Takip etmek isterseniz izzet_keribar_photography adresinde.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.