Hayat Uzak uçları şiir yakin kılsın

Uzak uçları şiir yakin kılsın

Açalım önümüze büyük atlasları. Farzediniz ki can sıkıntısından patlıyoruz ve birden aklımıza geldi!Şiiristan Atlası!.. Geleceğe eğik harflerle dizdim onu. Bu öyle bir atlas ki, onu üç boyutlu bile hissedebiliriz. Çünkü şiir, tarihe dalışlar yapar. Bir dalgıçtır şiir. Bizim için inci avlamaya da iner, geleceğe doğru kanat çırptığı kadar. Ve şiir şimdiki zamandır.

Haber Merkezi Yeni Şafak
Arşiv
Arşiv

KAMİL EŞFAK BERKİ

Şu 21. yüzyılda değişen nedir ki? İnsanoğlu, doğanın gümrah yeşiline gark olduğu en erken zamanlardan bu yana şiirden hiç kopamadı. Onu şiirden mahrum etmek için loş odalarda kararlar alınmış olabileceğini bile hesaba katabilirsiniz. O denlü gizli bir ihanet, sinsi bir savaştır bu.

Batı uygarlığı gide gide, şiiri yitirme sürecine girdi. Pek bi acımasız mı oldu bu hüküm?

Açalım önümüze büyük atlasları. Farzediniz ki can sıkıntısından patlıyoruz ve birden aklımıza geldi!

Şiiristan Atlası!.. Geleceğe eğik harflerle dizdim onu. Bu öyle bir atlas ki, onu üç boyutlu bile hissedebiliriz. Çünkü şiir, tarihe dalışlar yapar. Bir dalgıçtır şiir. Bizim için inci avlamaya da iner, geleceğe doğru kanat çırptığı kadar. Ve şiir şimdiki zamandır.

Avrupa ülkelerinin sömürü sultasından kurtulan Doğu ülkeleri insanlarının edebiyata büyük önem verdiklerini görürüz haritaya göz gezdirdiğimizde. 2016 yılının son gecesinde Çin devlet kanalında ülkenin yaşayan, herhalde en şiir yüklü şairinin davet edilmiş olduğunu gördüm. Bir saatten fazla sürdü kendisine sorulan sorular ve o sorulara verdiği cevaplar. Aynı gece tam 12.00’de devlet başkanı bir konuşma yaptı. Çinli şairin şiirleri Çin resim-harfleri (ideogram) ile ekranda beliriyor, altta da o şiirlerin İngilizcesi yer alıyordu.

Çin pirincinin yanına bir de Çin bilinci getirilebilir.

Birkaç ay öne Endonezya şiirinden tanıtmalar vermeye çalışmıştım Kitap ekinde. Malezya şiirine de bir toplubakış yazımız yayınlanmıştı. Doğu Afrika Swahili şiirinden örnekler de Mart sayısında okur karşısına çıkmıştı.

Bu sayıda da çağdaş Malezya şiirinin yükselen şairlerinden, hatta önde gelen şairi Latiff Mohidin şiirine yaklaşacağız. Uzak uçları şiir yakin kılsın! Karşılıklı çekinikliğin devâsı duyarlıkların, gönülleri sınırlı kalmaktan kurtaracak işleyişi, hicrî takvim tarihinde yatıyordur. Bunu aymalıyız, bir an evvel. Dem bu demdir dem bu dem demeliyiz, içerimizde devinen özlemlerin ney nağmelerine uyarak. Şiir, yakin kılar, şiir sahih duyarlıktan doğan emin bilgidir. Şair, ümmetin hal ve gidişi ile içten bağlı ise şairdir. Pakistan’da Muhammed İkbal öyledir, Bengaldeş’ten Nazrul İslâm öyledir.

Türkiye’de bugün Sezai Karakoç şiirin ve şiir sanatının hakkını aynı anda verebilen evrensel bir sestir. İkbal’in Câvid-nâme’si ile Sezai Karakoç’un Taha’nın Kitabı’nın rafında yan yana koyulacağı günler gelecektir. Tüm İslâm ülkelerinde...

RESSAM DA OLAN ŞAİRLER

Evet, Lâtif Muhiddin 20 Ağustos 1941’de dünyaya geldi. Tam adı Abdullatiff Mohidin’dir. Dokuz yaşında ilk yağlı boya tablosunu yaptı. Berlin Güzel Sanatlar Akademisi’nde yüksek lisans çalışması için kendisine burs verildi. Bugün Malezya’nın en iyi ressamlarından biridir. E. E. Cummings, William Blake gibi. Salleh Ben Joned, onun için: “Bildiğim kadarıyla, dünyada eseri iki vâdide de aynı derecede etkileyici bir başka ressam-şair veya şair-ressam düşünemem.” Ben de diyorum ki Cummings ve Blake gibi devasa ünler karşısında Malezyalı sanatçının kalite düzeyine ket vurulamaz. Türkiye’de de İlhan Berk, Metin Eloğlu, Ferit Edgü aynı zamanda ressam sanatçılardı. Bununla birlikte resimde bir iddiaları olamamıştır.

Lâtif Muhiddin, güney eyaletlerinden birinde bir Kampungda doğdu. Kampung Malayca’da köy demek oluyor. Köyü, tropik ormana bitişik denecek kadar yakın bir köydü. Bu ayrıntı şu anlama gelir: cangıl, şiirinde de resimlerinde de önemli bir etmen olmuştur. Çocuk sayılacak bir yaşta, sonradan İngiliz Malaya’sının bir parçası olan Singapur’a gitti. Orada otellerin çevresinde dolandı; okul giderlerini karşılayabilmek uğrunda turistlerin portrelerini çizdi, resimler yaptı. Resimde “harika çocuk” olarak görülmeye başlandı. En sonu 1960’ta Berlin’de akademiye kabul edildi.

İşte Lâtif Muhiddin, Berlin’de –ana diliyle- şiir yazmaya başlar. Resimlerinde olduğu gibi, şiirlerinde de, gözünün önünden gitmeyen manzaralar, hayali ile avunduğu imgeler, onu geldiği yere, yurduna usul usul evirmekteydi. Berlin’den döndükten sonra, otostopla yolda-elini kaldırarak Güneydoğu Asya’nın çoğu bölgelerine yolunu düşürdü. Birçok şiirini bu yolculuklarda yazmış olmalıdır. Hakkında, ‘gezme tiryakisi’ benzetmesi yaptılar. Türk okuru için, o da 1940 doğumlu olan Cahit Zarifoğlu çağrışımı hazırdır. Yedi Güzel Adam’da mercek altına alınacak imge, simge ve benzetilerle örtük öfkeler bulunuyor.

SÖMÜRGECİLER GÖRSÜN VE UTANSIN

Lâtif Muhiddin bir şair olarak ortaya çıktığında, kimi değerlendirmeler gecikmedi. Sömürgeciler görsün ve utansınlardı. Çağdaş Malay şiirinde

biricik olarak görüldü. Eşsiz bir iç dünyası oluşu ve hatta rakipsiz görünüşüyle;

çarpıcı bir etki yaptığını öğreniyoruz.

İlk kitabı Mekong Irmağı (1971), kitaba adını veren aynı başlıklı şiir, tahmin edilebileceği gibi Vietnam Savaşı’na işaret eder. Toplumcu ve/ya politik durumalışçı bir şair olmadığı halde, bu şiir bize adetâ işkence çeken yalnız ruhun, evrendeki anlam arayışının fırsatı olur, denmiştir hakkında.

Mekong, ırmak

pırıltılarla titreşen ışık yansılarının

gözümü almasına izin verme

bereketli yatağında görebildiğim tek

kan çiçekleri

ve kayalarda açık yaralar

gece yaklaşırken

bir fırtına gelecek kuzeyden

kıyıların çökecek

ama senin akışın daha güçlü

olacak Niyagara şelâlelerinden

Ben Joned: “burada doğa, ırmakla öne çıkarken, insan şiddetiyle lekelenmiş: gençliğin en güzel deminde “kan çiçekleri”, “açık yaralarından” kan akan “kayalar” yorumuna girişmiş.

Böylelikle, onun şiiri kendine özgü bir insan şiiri oluyor. Bu da onun angaje değil, içedoğuşlu bir şiirin doğurganı olduğunu gösterir. İnsan onuru adına zalime, tirana, tağuta, şiir dili içinden karşı çıkmak. Burada Lâtif Muhiddin A.B.D.’ye, Olcas Süleymanov Kazak müslümanı konumuyla S.S.C.B.’ye, Endonezya’da genç yaşta ölen Şairil Enver Hollanda kıskacına. Ortadoğu’da Nizar Kabbani, Adonis, Salâh Abdüssabur, Mahmud Derviş Büyük Britanya, A.B.D., İsrail’e...

ÖZGÜR BİR İLHAMLA ORTAYA ÇIKIŞ

Şairil Enver yirmi yedi yaşında bu dünyadan ayrılmış çok velûd bir değerdir. Kısacık ömrüne sığdırdıkları: Rilke’nin mektup ve şiirlerinden, T.S. Eliot, Conrad Aiken ve Hollandalı yazar Du Perron’dan çeviriler. Archibald MacLeish, Federico Garcia Lorca ve Hollandalı iki edebiyatçı olan Marsman ve Slauerhof’tan uyarlamalar. Daha bir öğrenciyken yazdığı şiirleri sonradan ortaya çıkarmamış, kendsine ün kazandıran şiirlerini 1942 Japon istilâsında ortaya koymuştur. Bu şiirler işgal altındaki ülkede el yazması çoğaltmalarla elden ele dolaşmıştır. İngiliz bir incelemeci: “Endonezya Edebiyatı, daha önceki hiçbir dönemde, bir kişiliğin, böylesine özgür bir ilhamla ortaya çıkışına tanık olmamıştır” demiştir.

Lâtif Muhiddin’in şiirlerini, Osman Bayraktar’ın benim ilgimi çekecektir duygusuyla beraberinde getirdiği Fables of Dawn adıyla yayınlanmış seçmeler kitabından çevirmeye başlayalı on yıl kadar oluyor. Seçkide altmış şiir yer alıyordu. Tamamını Türkçeleştirdim. Şiirlerin başlıklarını paylaşmam gerekirse: Mekong Irmağı, Mavi Otobüs, Maya, Uçtu Gitti, Girit, Kıvrılan Çizgi, Sen Hiç Bilmeyeceksin, Casuarina, Özlesen, Kim Taşıyacak Haberleri, Sesler, Göç, Bu Kumsalda, Geçen An Geri Dönüyor. Bu şiirden bir parça:

New York

vakit akşam mevsim yaz

huzursuzluk, şaşırmalar

ve can sıkıntısı

hiç durmayacak bir asansörde

açıp okuduğum gazete

içine aldı beni

büyüyor, büyüyor

duyabiliyorum:

gitar tellerine

abanıyorlar Harlem’de

bir gongun titreşimleri

‘metro’ diyorlar

tuz buz oluyor bütün aynalar

tuz buz oluyor bütün camlar

duyabiliyorum:

Bowery’de kan ter içinde

bir sahte peygamberin çığlıkları

“tanrı aşktır”

kendimi gazeteye sarıp paketleyecektim

yere doğru gittikçe hızlanırken asansör

Kuklacının, Gölge Oyunu, Işık Eğlencesi, Gecenin Sessizliği, İddet’den Sonra, Şafak Sofrası (Mantin, 1945), Büyüyor Çiseleyen Yağmur, Durgunluk Usul Usul Emer, Dalıp Gitmiş Gözlerin, Bir Gelen mi Var?, Kalın Kefen, Bir Damla Mürekkep, Bana Yolculuk Buraya Kadar Kanım Dolanır Daha, Maske Ya Da Benim Adım, Yarıgece Biçimleri, Gecedöndü Ezgileri, Cangılın Orta Yerinde, Dikenler, Kırların Ortasında, Sallardan Bir Köy, Bir Ozanın İşi, Kocamış Kaplan, Rüzgâr ve Ev, Hamamböceğinin Ölümü, Bir Fecir Meseli, Rawa-Rawa, Bir Şehir, Yaşlı Bir Kadın ve Ölüm, Ayna, Havada Yüzen Sözler, Zaman Seni Eve Çağırdı (bir ozana ağıt), İki Şiir Birbirinin İçinde, Acıktım, İçi Sevgi Taşan Tan Saldırmış, Oturmuşlar Sessiz Yan Yana, Acı ve İnlemeler, Mağrib, Gece İlham Perisi Saldırınca.

Latif Muhiddin

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.