Katalan-İspanyol yönetmen Rodrigo Cortés Giráldez'in çoğu Amerikalı bir oyuncu kadrosu ve 3 milyon dolar gibi düşük bir bütçe eşliğinde Barcelona'da çektiği 'Toprak Altında', her ne kadar sırtını yasladığı konsept daha önce 'Alacakaranlık Kuşağı' gibi popüler televizyon dizileri ve 'Kill Bill' gibi kült sinema filmlerinde belli ölçüde aşındırılmış olsa dahi, kurduğu klostrofobik cinnet atmosferiyle 'izleyiciyi bunaltıp gerim gerim germe' yönündeki amacına yine de büyük çapta ulaşıyor.
Kanlı canlı birinin “intikam”, “cezalandırma” ya da “karmaşık bir planda yapılan vahim yanlışlık” gibi nedenlerle daracık bir tabutun içine hapsolup orada boğularak can vermeye terk edilişi, doğrusu ya, korku-gerilim sineması içinde çok da özgün duran bir espri değil…
Sözgelimi, hafızamı birazcık zorladığımda, 1980'li yıllarda, hikâyesi bütünüyle aynı türden şok edici bir finale doğru ilerleyen, -belki de gençlik çağlarımda olduğumdan dolayı- izleyince ciddi biçimde etkilendiğim bir “Alacakaranlık Kuşağı” bölümü hatırlıyorum. Mâlûmunuz, “Alacakaranlık Kuşağı”, 1960'lardan bu yana Amerikan televizyonlarında aralıklarla sürüp giden popüler bir fantastik dizi ve bir dönem ülkemizde de TRT tarafından yayımlanmıştı.
“Tabut” denilen o soğuk nesnenin sinemada bir gerilim unsuru olarak bundan çok daha etkili boyutlarda kullanılışına ise Quentin Tarantino'nin 2004 yapımı kült filmi “Bill'i Öldürmek”te (Kill Bill) tanık olmuştuk. Öykünün baş kahramanı “gelin” (Uma Thurman), medeniyetten çok uzaklardaki bir şaolin tapınağında deli dolu bir kung-fu ustasından son derece bezdirici bir dövüş eğitimi aldıktan sonra, düşmanlarının kendisini toprağın altına tıkarak yok etme planından, bu zorlu eğitim sürecinde kazandığı hayatta kalma tekniklerini kullanarak kurtulmayı başarıyordu.
İyi de etmiş; çünkü “Toprak Altında”, Tarantino'nun “Kill Bill”i gibi artık hemen her sinemaseverin hafızasına kazınmış azılı bir rakibe rağmen yine de kendi kulvarında başarılı, ağızda farklı bir lezzet bırakarak tıkır tıkır işleyen bir filme dönüşüyor. 3 milyon dolar dolayında, Türkiye sinema piyasası için bile öyle aman aman büyük sayılamayacak bir bütçeyle çekilen !Toprak Altında", gerek oyuncu kadrosu gerekse teknik ekip olarak tam bir “milletler cemiyeti”görümünde… Kamera önündekilerin büyük bir bölümünü Amerikan sinemasının yıldız mertebesine ulaşamamış, ancak çoğu vasat üstü sayılabilecek karakter oyuncuları oluştururken, teknik ekip ise başta Katalan İspanyollar olmak üzere pek çok ülkeden yetenekli zenaatkârları ağırlıyor.
“Klostorofobi” (kapalı ve dar mekân korkusu) sorunu yaşayan biri olarak, Giráldez'in bu alçakgönüllü gerilim denemesinin benzer dertten muzdarip pek çok izleyici gibi beni de lâyıkıyla “boğduğunu” söyleyebilirim. Düşüncesi bile çok korkunç olan bir durumda, yanındaki bir kaç malzemeyi akıllıca kullanarak zamanla yarışan Amerikalı müteahhit kahramanımız Paul Conroy'un şahsında o 95 dakikayı tüketirken kalbime afakanlar bastı doğrusu!
Her ne kadar, senaryosu -yukarıda anlattığım gerekçelerle- biraz yorgun bir görünüm sunsa da, hem sinemanın geneli, hem de korku-gerilim sineması açısından bu tür denemeler çoğunlukla iyidir, yararlıdır. İyiden de öte, yeni bazı “teknik meydan okumalar”a girişme ve sinemanın sınırlarını genişletme adına elzem bir açılım getiriyor böylesi dar mekân-dar kadro filmleri…
O yüzden, çok da yüksek bir iddia taşımamakla birlikte, kendisinden bekleneni yeterince verip iyi vakit geçirten bir gösteri olduğu söylenebilir.









