|

Yeni heyecanlar: Bir küçük uyumsuzluk

04:00 - 15/02/2024 Perşembe
Güncelleme: 23:53 - 14/02/2024 Çarşamba
Yeni Şafak
Arşiv
Arşiv
KAMİL EŞFAK BERKİ

Hayali bir eser yayınlamak; ama öyle alelusûl sanılmasın. Kendisinden ‘başkalarına” yürüyen duyarlık, bürünüyor şiirin mass-media özelliğine, insandan insana iletim devnimine. Ara sıra acemice, fakat şiirle onu yazan arasında bir serüven bir gizem neden olmasın? Bir sırrı taşıyan bir “şey” olan SES, genç Bengisu’daki varlığını hissettirir. Bu nedenledir ki ses’ten yoksun olmayan bir başlangıç. Nitelemelere alışık değil diyelim: fakat söz doğasında yatan dolu doluluk, kendi keşfetme itilimi, içindeki güvenci gölgeye sermeye sabırsız. Serim şiirinin son dizesi:

Vakitsiz adımların sarı sıcak yanılgıları…

“İlk” adımlar. “Sarı sıcak yanılgılar” şu anda benim merâmımı, şiirden sesliyor işte. Tam kelimeyi bulma gereğini sezmek bu. Fransızlar buna “mo juste” derler. Duyarlığı yitimsiz, firesiz ifade sorumluluğu. Bodler, Rembo, Valery vb. bir söz mimarîsi kurmayı sevmek mizacı. Karşıdan bize sessiz görkemiyle bakan Mescid-i Aksa; iyi de ya içimizde uyandırdığı hayranlık ne olacak? Ben buna da ses demek isterim. Bakın şu görünüme:

DÜĞÜM

Mevsimler tek gece sığmış

Düşlere sürülen yangında

Şair şiirini yazmış

Yahya Kemal, Paris’ten bu dikkatle döndü. Necip Fazıl devir devir düzeltmekten kendini alamadı.

ÇÖZÜM

Şiir bitmiş yaz başlamış

Dizeleri yokuşta yıllanan

Buharlı gözlerde yıkılan yürek

Gene eyvahlara koşmuş

Şair meğer şiire âşık olmuş!

Sanki, Şiir Sanatı ona cevap veriyor:

E tabii, cesareti boyunu aşıyorsa da

yenileceği oyuna bile bile giriyor

Mağlubiyet kapısına geldi mi de

sesi tüm zamanlardan üstün çıkıyor!

Bu şiirin ilk dizesi: “Bir karakter yarattım”dır. Sondaki ise: “Bir karakter yarattın”. Buradaki yapısallaşmanın çözümünü, ilgili-sorumlu okurlara bırakalım.

Geç Kalınmışlık Vesvesesi, Sevmek Bir Başına Yetmiyor, Grinko’nun Başından Geçenler [: geçmek bilmez kavun kokusu]. Bir koku olarak gelen bir çağrışıma benziyor… Koku ve renk. Nesne: Kavun. (Necip Fazıl, 70’lerin başında TRT radyosunda, edebiyat donanımlı Güneş Buharalı:

nSizin, şiirde yapmak isteyip de yapamadığınız şeyler olmuş mudur sayın Kısakürek?

(iyi hatırlıyorum… bir sessizlik ardından:

“Yeşil asmalarda depreniş, şehvet

Karınca sarayı kupkuru kelle” dizelerinin de şairi)

nBen koku şiirini denemek istemişimdir…

Nasıl bitiyor Özkes’in bu şiiri?

Grinko müziği susturdu ve yere yatıp ağladı

Acımasızca uzaklaştı kavun kokusu

Lakin birazı hep burnunda kaldı

Bu şiirin de bir iç serüveni yok değil… ve imajlar bir atmosfer yapıyor… Serzeniş’te solfejin notalarında arıyor ses ve imgeleri…

Doo Re Mii Fa, Sol, La, Si, Do ve tak!

Notaların esinlediği dizeler / kendi içini bu yolla da mı yoklamış?

ÇÜRÜK BEYAZ: Yağmurda yürüyen şairkız; şiir-içi serbest dilli bir şiir koşusunda görüyoruz.

BEN BENİ BEN YAPAN: İmgelem: “ve şelâle, bir gün fark edeceksin beni!”

EDEBİYAT ANEKDOTLARI

Edebiyat anektodları da eklediği kitabının son bölümünde ise Sezai Karakoç ile okul ödevi olarak yaptığı söylesi var. O ropörtajı şöyle anlatıyor: “O güne dek, Karakoç’un nerdeyse tüm şiirlerini okumuş, sorular hazırlamıştım. Yine de kolay değildi, sanatı doğa ötesi bir esasta ele alan, böylesine büyük bir ustanın karşısına çıkmak(…) Edebiyat ile metafizik hakkında her ne dile getirdiysek hepsi bende saklı kaldı(…) Ziyaretimin sonuna gelirken heyecanımı biraz olsun atlatmış hatta Usta’yı güldürmeyi dahi başarmıştım. Fakat kim istemezdi Mona Rosa şiirinin mısralara döküldüğü o ilk anı bilmek, yürekte hissetmek… Belki de sırf bu yüzden kızmadı bana.

Kasım 16, dediler “ustan ölmüş”.


#aktüel
#hayat
#kitap
#eser
2 ay önce