Kerbela olayını ve Hz. Hüseyin'in son günlerini konu edinen Aşkın Şehidi, yazarı Ahmet Turgut için vicdan ve ilham arasında yazılmış bir roman
Ahmet Turgut'un Aşkın Şehidi adını verdiği romanı, Peygamber Efendimiz'in torunu Hz. Hüseyin hakkında yazılmış bir biyografik roman. Kerbela olayının farklı yönleriyle ele alındığı romanı Ahmet Turgut, irfani bakış ekseninde, vicdan ve ilham arasında kaleme aldığını söylüyor.
Aşkın Şehidi, en genel hatlarıyla Hz.Hüseyin'in son 99 gününü konu ediniyor. Hatırlamalar yoluyla Resulullah'ın hayatına ve evvelki bazı nebilerin yaşadıklarına da değiniliyor. Şurası açıktır ki; siyer veya tarih kitaplarının verdiği bilgiler Hz.Hüseyin hakkında herhangi bir roman yazımı için yetersiz maalesef. Ama yazarın onu karakter haline getirebilmesi lazım. Bu noktada devreye kurgu giriyor. Ama buradaki kurgu yazarın salt hayal dünyasıyla şekillenmiyor. Özetle Aşkın Şehidi için “vicdan ile ilham arasında yazıldı” denilebilir.
Evet... “Yazar vicdanı...” Eğer konuyla ilgili yeterli bilgi ve bakışlara ulaşmadıysanız, vicdanınızın şekillenmesi için çaba ve ilgi göstermediyseniz birçok yanlışa imza atabilirsiniz. Tabii bir de dua faktörü var. Emeğin, ilginin ve niyetin açamadığı kapılar yapılan ve alınan dualarla açılabiliyor... Eskiden müellifler eserlerinin başına; “Bu kitaptaki hayır ve güzellik Allah'tan ve O'nun sevdiği kulların dualarından; kusurlar ise nefsimizdendir” yazarlardı. Bize düşen de bunu idrak ve itiraf etmek sanırım. Şunu da asla göz ardı etmemek lazım!.. Hiçbir kalem, hiçbir dil Hz.Hüseyin'i layığınca aktarabilmek iddiasında olamaz. Herkes ancak kendinde bulabildiği yahut kendisine açılan Hüseyin'i dillendirebilir. O; ismiyle müsemma bir “güzel” iken, veçhini ona dönen ancak lütfedilen güzelliklerden haberler verebilir...
Hz.Hüseyin, Ehl-i Beyt ve Kerbela ile ilgili yazılmış kırkı aşkın araştırma/analiz/yorum kitabı ve tarihi süreci anlatan temel ilmî eserleri okudum. Bu konulardaki Sünni-Alevi-Şii bakışları inceledim. Bu eserlerde örtüşen ve çelişen birçok nokta var. Öncelikle onları tespit ettim. Okumalardan sonra bu kez konusunda yetkin şahıslarla yüz yüze görüşmeler yaptım. İlahiyat fakültelerindeki uzman akademisyenlerle dirsek çürüttük. Alevi vakıflardaki Dede'lerle, Caferi yetkinlerle fikir alışverişlerinde bulunduk.
Bu hazırlık sürecinde şunu fark etmiştim. Kerbela ve Ehl-i Beyt konusunda işin bilgi kısmı Caferî (Şii) gelenekte baskın. Konunun duygusu Alevi gelenekle yoğrulmuş. Meselenin irfani boyutu ise zirvesini Sufî gelenekle yapmış. Aşkın Şehidi yazılırken en çok etkilendiğim eserler Seyyid Abdulkadir Geylani Hazretleri, Mevlana ve Muhyiddin İbn-i Arabi'ye ait. Sırr'ul-Esrar'da, Mesnevi'de veya Fütuhat'ül-Mekkiye'de sürekli bu konulara atıflar var. Bu atıflar yazım için kod haline geldiler. Bakış ve üslubu ortaya çıkaran ve romanı farklı kılan ana kaynaklar oldular. Sanırım her kesimden, her gelenekten okurun beğenisinde etkin olan bu irfanî bakıştı...
Romanda Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilen 72 yoldaşının seyr-i sülukuna şahit oluyoruz. Malum!.. “Kerbelâ” denince akla kan ve gözyaşı geliyor. Burada; insanlık tarihinin en büyük trajedisi var. Susuzluk, kalleşlik, ihanet var. Bunlar vakanın kara sayfaları... Bir de ana sütü kadar ak ve pak olan bir sayfa daha var. Oradaki kahramanlar kâh Ali oğlu Hüseyin, kâh Fatıma kızı Zeyneb. Burada Rabbe aidiyetliğin ve mutlak özgürlüğün azameti var. Kara sayfa için birilerine lanet okumak, öfkelenmek yahut ak sayfa için övgüler sıralamak birey ve toplum olarak bize ne veriyor? Asıl mesele burada. Zor olan ak ve karayı yargılamak değil onlar ile yüzleşebilmekte... Bu romanın sayfalarında dile geliyor Kerbela ve “Benim için ağlama! Kendine bak!” diyor. “Adına lanetler okuduğun Yezid, bizatihi senin nefsindir” diyor.
Bozkırın Sırrı Nübüvvet merkezli bir romandı. Aşkın Şehidi ise Velayet... Nübüvvet kapısı Hz.Resulullah ile kapandı lakin Velayet kapısı açık. Ta kıyamete kadar da açık kalacak... Bu roman için ana eksen Kevser Suresi idi. “Şüphesiz Sana Kevser'i verdik. Öyleyse Rabbin için namaz kıl (niyaz et / kulluğunu yerine getir) ve kurban kes. Asıl izi silinecek olan sana kin besleyendir.”






