İhtilal döneminde Akıncılar

Emeti Saruhan
00:0017/03/2007, Cumartesi
G: 17/03/2007, Cumartesi
Yeni Şafak
İhtilal döneminde Akıncılar
İhtilal döneminde Akıncılar

1980 ihtilali döneminde, bir süre Mamak Cezaevi'nde kalan Halis Özdemir, Akıncılar Derneği'ni ve dönemi “Mamak Zindanlarında Bir Akıncı” kitabında anlatıyor

12 Eylül döneminde Akıncı Sporcular Derneği'nin başkanı olan Halis Özdemir, “silahlı kamplar sorumlusu” olduğu suçlamasıyla gönderildiği Mamak Cezaevi hatıralarını yazdı. “Mamak Zindanlarında Bir Akıncı” adıyla YADA Yayınları'ndan basılan kitap, Akıncılar'la ilgili yazılan ilk kitap olmasıyla dikkat çekiyor.

AKINCILAR BUGÜN ÖNEMLİ GÖREVLERDE

Kitabında, Akıncılar Derneği'nin 1975 yılında, üniversite öğrencileri tarafından, gençleri terör ortamından kurtarmak, maddi ve manevi yönden üstün meziyetli bir gençlik yetişmesine yardımcı olmak amacıyla kurulduğunu söyleyen Özdemir, 1980 ihtilali ile bu derneğin haksız yere kapatıldığını ve kendisi de dahil olmak üzere sağda veya solda oluşmuş pek çok gençlik örgütündeki kişinin Mamak Cezaevine gönderildiklerini anlatıyor. Mustafa Aydıner ve arkadaşlarının İstanbul Kasımpaşa'da kurdukları, Recep Tayyip Erdoğan'ın da yedek kurucu üye olduğu Akıncılar Derneği'nin misyonundan gelen ve bugün ülkenin önemli görevlerinde bulunan pek çok isim olduğunu ifade eden Özdemir, Salim Uslu, Ersönmez Yarbay, Mehmet Ali Bulut ve Ali Osman Başkurt gibi isimlerin bunların bir kaçı olduğunu söylüyor. Şafak Tavkul'un çizgileri ile zenginleştirilmiş kitabın bir hatırat olduğuna ve daha çok kendi yaşadıklarını anlattığına vurgu yapan Özdemir, diğer taraftan olabildiğince yaşananların arka planına da eğilmeye çalıştığına işaret ediyor.

HERKESE EŞİT MUAMELE; İŞKENCE

Dört bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde yazar, 12 Eylül İhtilali'nin sıcak günlerini ve Mamak Cezaevi'nde yaşadıklarını anlatıyor. Sorgulanmak için içeri alınan ve bu dönemde 40 gün hücrede karanlıkta bekletilen ve aç susuz bırakılan Özdemir, durumunu Hacı Bayram-ı Veli'nin dervişlerinin çilesine benzetiyor. Dervişlerin 40 gün boyunca uzlete çekildiklerini duyunca asla bunu yapamayacağını düşündüğünü, ancak hücreye atılınca dervişler gibi uzlete girdiğini düşünerek hayata tutunduğunu söylüyor. Uyumadan, yıkanmadan, hakaret ve dayağa, sorgulamalar sırasında işkenceye maruz kalarak geçen günlerden sonra tutukevine gönderildiğini burada da kötü şartlar altında kaldığını ifade eden Özdemir, sağcı, solcu, ülkücü herkesin aynı muameleye tabi tutulduğunu belirtiyor.


Oğlu O'na koşarken parmaklıklara çarptı

Aynı dönemde Askeri Dil ve İstihbarat Okulu'nda tutuklu bulunan Alparslan Türkeş hakkında bir erin anlattıklarını ise şöyle aktarıyor Özdemir:“Alparslan Türkeş'in ziyaretine hanımı ve küçük çocuğu geldi. Çocuk babasını görünce, ona doğru koştu. Ama demir parmaklıkları görememiş olacak ki o hızla parmaklıklara çarptı, yüzü kanadı, ağladı. Türkeş de gözyaşlarına mani olamamıştı.” Özdemir, Necmettin Erbakan'ın da ailesinin ziyaretlerinde gözyaşlarını tutamadığını söylüyor.