Erol Mutlu “Ateş Düşer Şarkılara” adını verdiği ilk solo albümünde, Turgut Uyar, Edip Cansever ve Cemal Süreya'nın birer şiirini de besteleyip yorumladı
Erol Mutlu'yu herkes Kardeş Türküler'deki yaptığı çalışmalarıyla hatırlayacaktır. Uzun süre önce gruptan ayrılan Mutlu yeni ve ilk solo albümü Ateş Düşer Şarkılara'da İkinci Yeni şiirlerini besteliyor. Kalan Müzik etiketiyle piyasaya çıkan albümde Cemal Süreya'nın “Yarımada”, Turgut Uyar'ın “Elli İki Hane”, Edip Cansever'in “Pas” şiirleri yer alıyor. Ayrıca Mutlu'nun söz ve müziğini kendisinin yazdığı Aşiyan, Yalınayak ve Mavi Çocuklar'ın yanında büyük Alevi ozanı Davut Sulari'nin de bir şiiri bulunuyor. Albümde Mutlu'ya Yurdal Tokcan uduyla, Serkan Çağrı klarnetiyle ve Erkan Oğur kendisinin icat ettiği ve adını verdiği Oğur ve perdesiz gitarıyla eşlik ediyor. Albümde konuk sanatçı olan Aynur ise Denge Strana Dicleye- Dicle Türküsünün Sesi şarkısında Mutlu'ya vokalde eşlik ediyor.
Aslında bir uyum yakaladı mı onu bilmiyorum. Ben uyum yakalama çabasına dair bir şeyler söyleyebilirim. Şiir ve müzik ilişkisi zor bir ilişki. Her zaman şiiri karşılayacak bir melodi yaratmak ya da şiirin anlattığı şeyi müzikte yeniden üretebilmek çok zor. Çünkü siz şiiri müziğe tercüme etmiyorsunuz. Aradaki basit bir tercüme ilişkisi değil. Şiirdeki imgeleri alıp bunları insanlarda çağrıştırdığı şeyleri ve sizde çağrıştırdıklarını müzikte yeniden yaratmaya çalışıyorsunuz.
Biz Aynur ile 2000-2001 yılından beri tanışıyoruz. O sıra Aynur da Kalan Müzik ile çalışıyordu. Ben onun bir albümüne iki şarkı yapmıştım. O da zaman zaman benim yaptığım işlere destek vermişti. Aslında belki de baştan sona bir kadın ağzıyla okunması gereken bir şiirdi bu. Çünkü 'Dicle' Kürt dilinde dişildir. Burada da Dicle Türküsü'nün Sesi geçtiği için aslında bir kadının okuması daha doğru olurdu belki. Ama ben Aynur'u zaman zaman Dicle'nin ikinci sesi olarak devreye girebileceğini düşündüm ve belirli yerleri seçtik. Kendisi onun üzerine bir iki deneme yaptı. Esasen Dicle'nin dişil sesini de hatırlatan bir sese ihtiyaç vardı ve bence de Kürt müziğinde çok özel bir sesi olduğu için Aynur eşlik etti. Aynur'un sesi de su gibidir, Dicle gibidir.
Geçmişte yaptığım çalışmalardan müzikal yapısı itibariyle bir farklılığı var bu albümün. Ben aslında o soundu çok da devam ettirmek istemedim. Çünkü hâlihazırda popüler olmuş ve tutmuş bir sound'u devam ettirmek işin garantisi anlamında yararlı olabilir ama yeni denemeler yapmak gerekir diye düşündüm. O sound'tan da özellikle uzak durdum. Şiirler de bunu biraz mecbur kıldı diyebilirim. Halk şiiri bestelemiyordum, halk şiiri değil bunlar. Daha çok kente dönük şiirler. Dolayısıyla daha kentli müzikler üzerinden bestelemek gerekiyordu. Geçmişteki çalışmalarda daha çok düzenleme ve icra alanlarında çalışmalar yapardım. Burada daha çok besteciliğimi zorlamaya çalıştım. Müzikal hayatımda daha kentli şarkılara açılması gibi bir farkı var bu albümün.
Ben aslında bunu kendi çocukluğumdan yola çıkarak yazdım ama daha sonra başka mavi çocukları da kapsadı. Orada kullandığım cümle Nazım Hikmet'in Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim'de geçiyor. Hikaye ise şöyle: Sanıyorum kendisini köpek ısırır ve kuduz olma tehlikesi vardır. Ama bir yandan da tevkifat döndüğü için aranmaktadırlar ve bir doktora da gidemez. Dolayısıyla bir balıkçı barınağında günlerce iyileşmeyi bekler ama kuduz olup olmadığından emin olamaz. Orada dış dünyayla kurduğu tek iletişim kaynağı pencere... Pencereden baktığında da deniz ve gemiler görüyor. Ve onlara dair küçük öyküler yazmaya başlıyor. Orada bir yerde “Nereye gider bu yüz direkli gemi” diyor sonra ona kafiyeli ikinci bir dize bulmaya çalışıyor. Mavi Çocuklar'la Nazım'a bir nazire yaptım. O da o dönemin 'mavi' çocuklarından biridir.
Yine bu şairlerin üzerinde çalıştığım şiirleri var. Bu arada benim sözleri üzerinde çalışmam gereken birkaç beste var. Söz yazarlığı boyutunu biraz zenginleştirmem biraz zorlamam gerekiyor. Şiir anlamında çalıştıklarım Turgut Uyar'ın Divan kitabında
geleneksel formlarla yazdığı şiirler var. Yine Edip Cansever'in iki şiiri üzerine çalışıyorum. Zahrat'ın iki şiiri var. Aslında bir Zahrat bestesini bu albüme de koymak istiyordum fakat yetiştiremedim. Bir sonraki albümde başka dillerde yazılmış şiirleri de biraz kurcalamak istiyorum. Çünkü bu topraklarda bir sürü kültürden, inançtan, halktan insanlar yaşıyor. Tabi bir de çok sevdiğim ama hiçbir şekilde bestelemeyi düşünmediğim şiirler var. Bazı şiirler şiir olarak kalmalı.






