Kimi söylesem eksik kalır ama…

04:009/09/2023, Cumartesi
G: 9/09/2023, Cumartesi
Abdulhamit Güler

Güncelliğini hiç kaybetmeyen alanlardan biri sinema. Her daim eserlerle, yaklaşımlarla, ödüllerle ve politik bağlantılarla sinema konuşuyoruz. Bütün tartışmaların odağında hikayeler ve yönetmenler var. İki başlık da coğrafyalara göre farklılık arz ediyor, elbette. Anadolu’da film yapan biri ile yapılan filmin hikayesini dünyanın başka bir bölgesindeki üretimlerden ve üreticilerden farklı olması doğal. Daha da ötesi öyle olmak zorunda. Zira sinema beslenme ile alakalıdır. Deniz kıyısında yaşayan

Güncelliğini hiç kaybetmeyen alanlardan biri sinema. Her daim eserlerle, yaklaşımlarla, ödüllerle ve politik bağlantılarla sinema konuşuyoruz. Bütün tartışmaların odağında hikayeler ve yönetmenler var. İki başlık da coğrafyalara göre farklılık arz ediyor, elbette. Anadolu’da film yapan biri ile yapılan filmin hikayesini dünyanın başka bir bölgesindeki üretimlerden ve üreticilerden farklı olması doğal. Daha da ötesi öyle olmak zorunda. Zira sinema beslenme ile alakalıdır. Deniz kıyısında yaşayan biri ile dağın başında hayatını idame ettiren kişinin fiziki beslenmesi aynı olmayacağı gibi ruhsal, duygusal ve sezgisel beslenme de aynı olamaz.

Meşhur ifadesi ile jeopolitik konumu gereği ülkemiz dünyanın her yerinden farklıdır. Üç kıtanın birleştiği noktada olması, denizin ve bozkırın ve dahî dağın şekillendirdiği coğrafyamızda insanımız da farklılık gösteriyor. Müthiş bir zenginlik…

Bu zenginliğin ortasında beslenme kanallarının çokluğunun yanına evrensel irtibat da eklenince dipsiz bir kuyudan su çekecek becerikli insanlara kalıyor iş.

Söz konusu 3 kıtaya bakınca Anadolu’daki bir sinemacının beslenebileceği yöntemenler ve yöntemleri üzerine düşünebiliriz.

Birkaç örnek ile imkanımıza bakalım…

Asya söz konusu olduğunda tek bir isimden söz edemiyorum. Kimi söylesem eksik kalır. O yüzden birkaç yönetmenden söz etmek gerekecek…

En başta
Andrei Tarkovsky
geliyor. Dünyanın her köşesinden sinemacıya ilham olan Tarkovsky, zamanının çok ötesinde bir yaklaşımla ilham oluyor. Hikayelerinden yöntemine, karakterlerinden mekanlarına kadar bütün filmlerinin kıymeti bambaşka… İzsürücü, Ayna ve Kurban filmleri birçok yönetmene örneklik teşkil etmiştir. “Sinemayı bir dua, yakarış şekli olarak görüyorum” ifadesi bile tek başına sonsuza kadar düşünmemize yardımcı olur.
Japon yönetmen
Yausjiro Ozu
da Asya’nın parlayan yıldızıdır. Kiarüstemi’den nuri bilge Ceylan’a kadar birçok kült yönetmene ilham olmuştur. Modernizm bataklığındaki insana çıkmazları ve çarelere ışık tutan yaklaşımı ile her zaman duamızdadır.
Avrupa’da da birbirinden kıymetli isimler var elbet. İsmini anacağım kişi ise Polonyalı yönetmen
Krzysztof Kielowski…
Sinemanın insan ruhu ile bağlantısına ve zamanının girdaplarında gezinen karakterlerine çok şey borçluyuz. Mavi, Beyaz ve Kırmızı ile oluşturduğu üçlemesinin yanı sıra Decalog serisi eşsiz bir mirastır.

Afrika, sinema açısından göz önüne çıkamayan bir bölge. Gizli kalmış birçok isim olduğu gibi öne çıkanlar da söz konusu. Ele aldığı meselelerdeki kültürel yakınlığımız sebebiyle olsa gerek Nacer Khemir’in filmlerinin yeri ayrıdır. Özellikle Bab Aziz, çölden insan uzanan bitmeyen bir yolculuğun duygulu sergisidir.

İsmini andığımız ve anmadığımız yönetmenlerin hepsine duacıyız. İyi ki varlar… İyi ki hep var olacaklar…


#Sinema
#Kültür
#Aktüel
#Abdülhamit Güler