Hoşgeldin Leyla hanım

00:001/10/2011, Cumartesi
G: 5/09/2019, Perşembe
Abdülkadir Selvi

O gün üzerinizde siyah bir elbise, başınızda sarı-kırmızı- yeşil bir saç bandı vardı.Biraz gergin, ama çokça ürkektiniz.Sizden önce Hatip Dicle ''nin adı anons edildi.Dicle''nin kürsüdeki ilk sözleri, "Ben ve arkadaşlarım, bu metni, Anayasa baskısı altında okuyoruz" olmuştu. Kıyamet kopmuştu tabi ki...Üç kez kürsüye çağrıldı Hatip Dicle.Her defasında da bir sorun yaşandı.Leyla Zana ismi işte o gerginliğin üstüne anons edilmişti.Siz kürsüye doğru yürürken, salon az sonra kopacak olan kıyamete hazırlanır

O gün üzerinizde siyah bir elbise, başınızda sarı-kırmızı- yeşil bir saç bandı vardı.

Biraz gergin, ama çokça ürkektiniz.

Sizden önce Hatip Dicle ''nin adı anons edildi.

Dicle''nin kürsüdeki ilk sözleri, "Ben ve arkadaşlarım, bu metni, Anayasa baskısı altında okuyoruz" olmuştu. Kıyamet kopmuştu tabi ki...

Üç kez kürsüye çağrıldı Hatip Dicle.

Her defasında da bir sorun yaşandı.

Leyla Zana ismi işte o gerginliğin üstüne anons edilmişti.

Siz kürsüye doğru yürürken, salon az sonra kopacak olan kıyamete hazırlanır gibi hava da sizi izliyordu.

Hiçbir sorun olmadan yemini okumuştunuz, tam herkes derin bir nefes almaya hazırlanırken, "Kürtçe" konuşmuştunuz.

Ön sırada Süleyman Demirel oturuyordu. Hemen yanında Cavit Çağlar vardı. Demirel sıra kapaklarına vurmaya başlayınca DYP ve ANAP milletvekilleri, gök kubbeyi yıkarcasına kapaklara vurmaya başlamış, Isparta Milletvekili Ertekin Durutürk''ün kürsüye doğru fırlaması üzerine salon karışmıştı.

Siz yemin ettikten sonra, Kürtçe olarak,"Bu yemin Kürt ve Türk kardeşliği içindir" demiştiniz. Bu sözünüz tutanaklara," bilinmeyen bir dille, bir takım kelimeler edildi" diye geçmişti.

Mahmut Öztürk, "Burası Türkiye Cumhuriyeti" diye bağırmış, Yücel Seçkiner ise,"Bize küfretti" diye bağırmıştı.

Oturumu Ali Rıza Septioğlu yönetiyordu. Oturuma 2 kez ara verilmiş, siz 3 kez kürsüye çağrılmıştınız.

Oturuma ilk ara verdiğinde koşup Septioğlu''nun yanına gitmiş ve "Sayın başkan ne yapacaksınız?"diye sormuştum. O zaman bana,"Oğlum duymadın mı, kızım doğru oku dedim" diye karşılık vermişti.

Meclis''teki ilk gününüz, "Hadiseli" başlamıştı, öyle de bitti...

Aslında demokrasi rüzgarlarının estiği bir dönemde gelmiştiniz Ankara''ya...

12 Eylül''ün devirdiği liderler, verdikleri demokrasi mücadelesinin ardından Meclise gelmiş, yasaklı günleri tarihe gömen bir rövanş alınmıştı.

Darbenin götürdüklerini millet getirmiş, Demirel 11 yıl sonra Başbakan olarak dönmüş, Erbakan-Türkeş ve Ecevit Meclise girmişti.

Sağın ve solun iki merkez partisi DYP ve SHP koalisyon hükümeti kurmuş, halkımızın kalbinde darbenin rövanşının alınacağı, daha çok demokrasi ve daha özgür bir Türkiye için adım atılacağı inancı doğmuştu.

Yaşadıklarımız pastırma yazıymış meğer. Kış erken bastı. Önce 2 Mart darbesiyle sizi attılar Meclis''ten, sonra PKK üzerinden ülkeyi ara rejim çadırına aldılar.

Daha çok özgürlükler diye çıktığımız yolu, OHAL''e çevirdik, "Kürt realitesi" diye açtığımız sayfayı, faili meçhullerle doldurduk.

Az gittik uz gittik 28 Şubat''a çıktık.

20 yıl sonra siz tekrar Meclis''tesiniz Leyla hanım.

20 yıl zarfında çok ağır bedeller ödedik. Siz bu 20 yılın 10 yılını Ulucanlar Cezaevi''nde geçirdiniz. İçim sızlardı,"Zana koğuşu" dendiğinde.

Sadece bedeller ödemedik, ilerleme de kaydettik. O gün, "Bilinmeyen dil" olarak zabıtlara geçen,"Kürtçe" bugün milletvekili albümünde yer alabiliyor rahatça.

DGM''de yok. "Kürtçe" görünce soruşturma açan Nusret Demiral''da...

O gün sokaklarında yürüdüğünüz Ankara''da hakarete uğrayabilirdiniz. Size, "Hain, bölücü" diye sataşabilirlerdi. Bugün ise,"Leyla hanım bu kanı durdurun" diye boynunuza sarılan Türkleri görürseniz şaşırmayın.

Toplum olgunlaştı.

Fena değil, devlet de yol almayı başardı.

Örneğin Öcalan''ı yakaladık ama Şeyh Said gibi asmadık. Hatta idam cezasını kaldırdık Leyla hanım.

Bölge valiliği de , OHAL de kaldırıldı.

Eşiniz Mehdi Zana''yı ziyaret için gittiğiniz Diyarbakır Cezaevi''nde Kürtçe konuşmanız mümkün değildi ya, bugün cezaevlerinde Kürtçe konuşulabiliyor. Ayrıca Diyarbakır Cezaevi''ndeki tutuklulardan değil, artık onları oraya tıkanlardan hesap soruluyor.

Köy yakmalar, dışkı yedirmeler tarih oldu. Vallahi şaka değil. Devlet, köye dönenlere bir de para veriyor. Çocuklara Kürtçe isim engelini de aştık, Nörşin''de artık eski ismine kavuşabilecek.

Her şeyi yaptık. Haşa, ülke güllük gülistanlık oldu gibi bir şey demem. Ama bu ülkede PKK ile MİT görüşmesi yapılabiliyor.

Henüz ileri demokrasiye yakışan sivil bir Anayasa yapmakta başarılı olamadık. Ama valilerimiz dahi vatandaşla Kürtçe diyalog kurmaktan çekinmiyor.

Yani ağır bedeller ödedik ama mesafe almayı da başardık.

Leyla hanım siz bu uğurda çileler çekmiş bir insansınız.

Nasıl ki 1991 yılında sizin Kürtçe yemininiz ve PKK terörü üzerinden ülkeyi OHAL zindanına çektilerse, bugün de benzer bir strateji uygulanmak isteniyor.

PKK üzerinden tüm kazanımlarımızın yok edilmek istendiği, terör üzerinden OHAL düzenine dönme amacının güdüldüğüne tanık oluyoruz.

Birileri bizi tekrar 90''ın karanlık günlerine çekmek istiyor.

Ama bugün 90''lı yıllara dönmemek için direnin bir sivil irade, 90''ı bile aratacak ölçüde şiddete sarılmış bir PKK var.

Bir anlamda Kürtlerin Kerbelası yaşanıyor.

İşte bu aşamada sizin deneyiminize büyük ihtiyacımız var. Size, çıkıp PKK''yı kınayın ya da örgütle aranıza mesafe koyun gibi bir çağrı yapacak değilim.

Ayrıca bunu samimi de bulmuyorum.

Ama sizin ülkemizi artan terör olayları üzerinden, faili meçhul karanlığına çekmek isteyenlere karşı sizden gelecek yürekli bir sese ihtiyacımız var.

Ne yapacağınızı, ne diyeceğinizi en iyi siz bilirsiniz.

O nedenle ben size sadece hoş geldin, Leyla hanım diyorum.