"İpekçi Cinayeti" kapandı mı?

00:0019/01/2010, Salı
G: 3/09/2019, Salı
Abdullah Muradoğlu

Abdi İpekçi Cinayeti''nin üzerinden tam 30 yıl geçti. Cinayetten mahkum edilen Mehmet Ali Ağca dün tahliye edildi.Ama hâlâ İpekçi suikastinin üzerindeki giz perdesi aralanmış değil.Bu aşamadan sonra Ağca''nın da giz perdesini aralayacak açıklamalar yapması zor.İçeride geçirdiği uzun yılların acısını çıkaracak, ipe sapa gelmez "mesihlik" falan gibi açıklamalarla tüm dünyayla dalgasını geçmeye çalışacak.1 Şubat 1979 günü, Nişantaşı''ndaki evinin önünde öldürülmüştü İpekçi.Olaydan aylar sonra cinayet

Abdi İpekçi Cinayeti''nin üzerinden tam 30 yıl geçti. Cinayetten mahkum edilen Mehmet Ali Ağca dün tahliye edildi.

Ama hâlâ İpekçi suikastinin üzerindeki giz perdesi aralanmış değil.

Bu aşamadan sonra Ağca''nın da giz perdesini aralayacak açıklamalar yapması zor.

İçeride geçirdiği uzun yılların acısını çıkaracak, ipe sapa gelmez "mesihlik" falan gibi açıklamalarla tüm dünyayla dalgasını geçmeye çalışacak.

1 Şubat 1979 günü, Nişantaşı''ndaki evinin önünde öldürülmüştü İpekçi.

Olaydan aylar sonra cinayet zanlısı olarak Ağca yakalanmıştı.

CHP hükümeti işbaşındaydı..

"Ne sağcıyım, ne solcuyum. Tek başına teröristim" diye konuşan Ağca''yı TRT''den izlemiştik.

Dinleyen herkes Ağca''nın İpekçi''nin katili olduğundan zerre miskal kuşku duymazdı.

O kadar inandırıcı konuşuyordu.

Derken Ağca''nın askeri hapishaneden kaçırıldığını duyduk.

"12 Eylül" darbesinden az sonra da Vatikan''da Papa''ya suikasttan yakalandığını da izleyecektik.

***

İddialar muhtelif..

"Milliyet" gazetesi yayın yönetmeni CHP''ye yakınlık duyan ''ılımlı'' bir gazeteciydi.

Bu yüzden radikal solcular da, radikal sağcılar da sevmezdi.

Yakın dostu Bülent Ecevit''e göre İpekçi sosyal demokrasinin önemli kalemlerinden biriydi.

Zaten İpekçi yaşamını yitirdiğinde, "Benim için Milliyet bitti" demişti.

Kimi iddialara göre de İpekçi''nin elinde altın ve silah kaçakçılığına ilişkin önemli dosyalar vardı.

Yakında bu dosyaları yayımlayacaktı.

Öte yandan yazılarında "uzlaşmacı" bir siyaset öneriyordu İpekçi.

Kavgalı olan Adalet Partisi ile CHP''nin uzlaşmasını istiyordu.

İpekçi''nin öldürülmesi siyasi ortamın daha da gerilmesine, ılımlıların da pasifize edilmesine sebebiyet vermişti.

Siyasette "ortayol" arayışları tıkanmıştı.

Bu açıdan bakıldığında da İpekçi cinayetiyle terör amacına ulaşmıştı.

Türkiye bir askeri darbeye doğru adım adım ilerliyordu.

***

Abdi İpekçi''nin ölümünden önce yaptığı bütün telefon konuşmaları dinlenmişti.

Hatta özel hayatına ilişkin konuşmalar bile.

Dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş''in önüne getirilen dosyada bütün bu konuşmalara ilişkin tutanaklar yer alıyordu.

Güneş, dosyayı getiren Emniyet Müdürü Kozakçıoğlu''ndan özel hayata ilişkin konuşmalardan İpekçi ailesinin haberdar edilmemesi ricasında bulunmuştu.

İpekçi''nin konuşmaları titizlikle takip edilmişti dinlenmişti ama öldürülmesi önlenememişti.

Faruk Bildirici''nin "Gizli Kulaklar Ülkesi" kitabında yer alan bir küçük ayrıntı daha..

Hasan Fehmi Güneş, Kozakçıoğlu''ndan İpekçi''nin Milliyet''in el değiştirilmesine ilişkin bir zorlamaya muhatap olup olmadığının da araştırılmasını istemişti.

Çünkü Milliyet''in talipleri vardı ve İpekçi gazetenin devrine karşı çıkıyordu..

***

Ağca, resmen İpekçi cinayetinden mahkum edildi ve cezasını çekti.

Ama iş burada bitti mi?

Hayır.

Mehmet Altan, Uğur Mumcu''nun kendisine İpekçi''yi öldürenin Ağca olmadığını söylediğini açıklamış.

Kanal 24''te konuşan Altan, Mumcu''nun gerçek katilin ismini de söylediğini, ancak bu ismi zikretmeyeceğini belirtmiş.

Altan''ın Mumcu''dan dinlediğine göre Ağca''nın suikast hakkında bilgisi varmış..

Cinayeti izlemek için olay yerindeymiş Ağca da.

Mumcu''nun bu bilgiyi nereden aldığını bilmiyoruz ama İpekçi Cinayeti''nin gerçek anlamda aydınlatılamadığı bir gerçek.

Altan''ın sözleri bu cinayetin failleriyle ilgili kuşkuların daha bir süre devam edeceğini gösteriyor.

Gerçek failler bulunana kadar.

Ertuğrul Özkök ıskalar mı hiç!

Ertuğrul Özkök''e göre, Nuray Mert''e karşı ''terörist bir kampanya'' yürütülüyor.

Sebebi de Mert''in "Bu ülkede tek parti iktidarına gidiş var" demesiymiş.

Başörtülü dört yazar arkadaşımız da "28 Şubat" günlerinde kendilerine destek veren Nuray Mert''e yönelik bu kampanyaya itiraz etmişler.

"Bırakın istediğini söylesin" demişler.

Başka ne söylemeleri gerekiyordu ki zaten?

Nuray Mert, kendisine karşı terörist bir kampanya yürütüldüğü iddiasına katılıyor mu bilemem..

''Eski dostlar''ı için bu denli bir suçlamada bulunabilir mi, onu da bilmiyorum.

Hürriyet''in kaptanlığından el çektirilen Özkök''ün ise ''üçüncü kişiler'' üzerinden kendi kişisel hesaplaşmasını sürdürdüğünü düşünüyorum.

Özkök, 28 Şubat sürecinde Mert''in kişisel pozisyonunu hatırlatmak yerine kendi pozisyonununu hatırlatmalıydı mesela.

Ben de Nuray Mert''e bazı eleştiriler getirdim ama tamamen başka nedenlerle.

Nuray Mert''in önceki hükümetlerle "al takke ver külah" ilişkilerine giren Hürriyet üzerinden bir eleştiri getirmesini doğru bulmadığımı ifade etmiştim.

Hâlâ da aynı görüşteyim.

Elbette Nuray Mert istediğini konuşmalıdır, konuşuyor da..

Ama Mert de ''eleştirilemez'' değildir. Eleştirdiği kadar, eleştirilecektir de.

Özkök, eski bir genel yayın yönetmeni olarak hayıflanmış ve bir de "yuh" çekmiş kendisine.

Türbanlı bir kadın yazar da keşfedebilirmiş, ama ıskalamış.

Iskaladığını anlaması için kaptanlıktan ayrılması gerekiyormuş meğer.

Oysa benim bildiğim Ertuğrul Özkök, ıskalamaz.

Görür, görmezden gelir, bilir, bilmezden gelir.

İsrail''e tarih dersi..

Biz Türkler, İsrail''i eleştirmeye en fazla hakkı olan kişileriz.

Bir kere İsrail''de hatırı sayılır ölçülerde Türkiye''den göç etmiş Musevi yaşıyor.

Ve bu Musevilerin Sultan II. Beyazıt döneminden itibaren Türkiye''deki tarihleri 450 yıllık.

Türkiye''de yaşamaya devam eden Musevilerin tarihi ise 500 yılı geçti.

Türkiyeli Museviler tarafından yılllar önce bir "500. Yıl Vakfı" bile kurulmuştu.

Detaylara girmeye gerek yok İspanya''dan sürülen Musevilere Osmanlı sinesini açtı.

Bazı yazarlarımız Osmanlı''nın, Avrupa''daki ticari bağlarından yararlanmak istedikleri için İspanyol Musevilerine kucak açtıklarını yazıyorlar.

Osmanlı sadece Musevilere değil, yeri geldiğinde Macar, İtalyan ve Polonyalı mültecilere de kucak açmıştı.

Osmanlı''nın Musevileri insani nedenlerden daha çok ekonomik nedenlerle iskan ettiklerini iddia edenlerin, bu iddialarını ekonomik verilerle teyit etmeleri gerekmez mi?

İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin elinden binlerce Musevi''yi kurtaranlar da bizim diplomatlarımız idi.

Bana göre yanlış bir politika ama İsrail''i tanıyan ilk Müslüman ülke de Türkiye''ydi.

Elbette yapılan iyilikleri başa kakıyor değiliz ama demek ki İsrail''i yönetenler tarih de bilmiyorlar.

Öte yandan İsrail devleti, bizim 500 yıl yönettiğimiz ve savaşta İngilizlere bırakmak zorunda kaldığımız Filistin toprakları üzerinde bir oldu-bittiyle kuruldu.

Dolayısıyla bu bölgede barış, istikrar ve huzurun sağlanması konusunda en fazla söz hakkı olan bir ülkeyiz.

Vaaz vermiyoruz ama tarihten ders verebiliriz.

Çünkü buna çok ihtiyaçları var.