
Türkler, mağrurluklarıyla tanınır. Zaman zaman içi boş bir kendini beğenmişliğe dönüşen bir mağrur duruşla tanınır Türkler. Bu mağrur duruş, tarihi macerasını bile etkileme, tarihin yazgısını çizmeye götürecek kadar silinmez bir iz bıraktı Türk''ün ruhunda. Cemil Meriç, Osmanlı''nın Batı''yla ilişkisini bu mağrur duruşla izah ediyor: Batıyı, önce küçümseyen bir yaklaşımla yok saydı.
Burada "mağrur olma"nın erdemlerini sıralamak için tarihe gönderme yapmıyorum. Aksine, kimi Osmanlı sultanlarının cuma selamlığında "mağrurlanma padişahım senden büyük Allah var" nidalarıyla karşılandığı da bir gerçek. Genel karakterini "gurur"la tanımlayan bir ulusun bireysel olarak tevazuda "toprak gibi" olması da bize ait bir olgu.
Şimdi, Yeni Dünya Düzeni''nin sınırlarını zorlamaya başladığı şu günlerde Türk insanı "mağdur" edilmeye hazırlanır gibi. Bir toplumun karakterini belirleyecek davranışı adım adım kendi eliyle hazırlaması "durumu" da biz Türkler''e özgü bir "ayrıcalık" olsma gerek.
Ne var ki, mağdurluğu mağduriyetini görmesini de engelleyecek boyutta. Tıpkı Osmanlı''nın gururunun Batı''nın yükselişini yeterince değerlendirmesini engellemesi ve neticede mağlubiyet ve mağduriyetini bizzat kendisinin hazırlaması gibi.
Yeni Dünya Düzenin stratejik yönelimleri Türkiye sınırlarına dayandığını, ekonomik, siyasi, askeri alanda zorlamaya başladığını görmemek için ne türden bir mağrurluğun mağduru olmak gerekir?
-Ekonominin iflas ettiği, devlet bütçesinin neredeyse Osmanlı''nın son dönemindekine benzer biçimde, düvelimuazzama şartlarında anlaşmalarca yönetildiği duruma ne kadar kaldığını görebiliyor muyuz?
-Bu ekonomik teslimiyet ve halkın mağduriyeti karşısında, Yeni Dünya Düzeninin dayatacağı şartlara direnmek gibi bir şansımız kalmış mıdır?
-Avrupa''yı son Kosova kriziyle yeniden dizayn ve inşa etme projesini engelsiz yürüten Amerika''nın artık Avrupa Birliği üyesi gözüyle bakılan Kıbrıs''ı unutması, kendi haline bırakması düşünülebilir mi? Kıbrıs''ta çözüm adına, "Kosova sopası" için NATO''nun hava harekatına Türk jetlerinin de katılmış olması bir garanti olabilir mi?
-Abdullah Öcalan''ın idamına yönelik talepleri bir milli duyguya dönüştüren, hiç de mağrur bir tavır sergilemeyen "medyatik reflekslerimiz"; yönetim katında ülknesiyle barışık tavır sergileme iradesini gösterebilecek mi?
-Son olarak, Avrupa kanadıyla tüm bağları koparan Türkiye''nin elindeki yumurtaların hepsini Amerikan "basket"ine doldurmuş olması, Kuzey Irak''tan Kıbrıs, Türk sorunundan ekonomik iflasa değin boğuştuğu dönemde Amerikan güdümlü Yeni Dünya Düzeninin mağduru olmasını engellemeye yetecek mi?
Abdullah Öcalan''ın yakalanmış olmasının, idam cezasına çarptırılmış olmasının bu soruları sormamıza engel oluyorsa mağruriyetin mağduru olmaya adayız demektir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.