“Bir tohum gerek”

04:0011/06/2015, Perşembe
G: 13/09/2019, Cuma
Gökhan Özcan

Bu deniz bildiğim herhangi bir deniz değil, kıyılara vuran bütün o uzak denizlerin bir toplamı...“Senin hiçbir şey için yeterli vaktin olmuyor” dedi gözlerinin içine bakarak, “oysa benim bütün vakitlerim bir tek şey için!”İçinin boş yarısına, dolu yarısına, dokunup geçen kalp ağrısına sığabilir mi insan?“Bir tohum gerek diyoruz. İnsanın içine düşmeli. Orada yeşermeli. Orada göğermeli. Orada başak tutmalı. Harmanı hasadı insanın içinde olmalı. İnsanın içinde savrulup içinde ambarlanmalı... İnsan

Bu deniz bildiğim herhangi bir deniz değil, kıyılara vuran bütün o uzak denizlerin bir toplamı...

“Senin hiçbir şey için yeterli vaktin olmuyor” dedi gözlerinin içine bakarak, “oysa benim bütün vakitlerim bir tek şey için!”

İçinin boş yarısına, dolu yarısına, dokunup geçen kalp ağrısına sığabilir mi insan?

“Bir tohum gerek diyoruz. İnsanın içine düşmeli. Orada yeşermeli. Orada göğermeli. Orada başak tutmalı. Harmanı hasadı insanın içinde olmalı. İnsanın içinde savrulup içinde ambarlanmalı... İnsan ona değirmen kesilmeli. Bu değirmen bizde çağıldamalı” diyor gönül zengini Fethi Gemuhluoğlu.

En ürkek, en sessiz olanlarımız bile varlığının izi sürülecek birkaç ipucu bırakmalı dünyaya.

Tarihin tabiatta bıraktığı izler, bizim zihinsel yolculuklarımızın hem mola yerleri, hem varış noktaları...

Sabahların puslu ıssızlığını, öğlelerin gevşek aydınlığını, ikindilerin dingin serinliğini, akşamların kızıl yalnızlığını ve gecelerin yıldızlı karanlığını hiç birbirine karıştırmadan bir ipe tespih taneleri gibi art arda diziyordu.

“Biz kuşları tutmuyoruz ki/ Kapıda koyveriyoruz/ Dönüp onlar ceplerimize giriyorlar/ N'apalım?” diyor Zambaklı Padişah'ta Ece Ayhan.

Nasıl oluyor da hem Kuzey Kutbu'nda, hem Güney Kutbu'nda yağmur yukarıdan aşağıya yağabiliyor?

“Küreselleşen Dünyada Köşeli Nesnelerin Uyum Sorunları” adıyla bir sempozyum düzenleyen olmadı mı hala?

Farkedilmeyi herkes ister; ama çok az insan farkedilmek için bir 'fark' sahibi olmak gerektiğinin farkındadır.

Zihnî ya da kalbî üretimleri, kariyer denen tek boyutlu cetvelde hiç kimsenin puanını yükseltmiyor.

Bekleyen varsa boşa bekliyor; hakikat asla moda olmayacak bu dünyada! Çünkü olsaydı, demode de olurdu!

“Kimse yaşadığımız mevsimin, günlerin ve gecelerin yaşamın kendisi olduğundan söz etmiyor. Her an belirtilen öğretiyle, bizler hep hazırlanıyoruz. Neye?” diyor Tezer Özlü Çocukluğun Soğuk Geceleri'nde.

Herkesin iyiliği için dünyadaki bütün kusurlu hareketleri küsurata sayalım mı?

Sanki sürekli bir mürekkep hokkasına ağlamış, lacivert bir hüzne birikmiş birikmiş birikmişti.

Hayat, tamamlanmış bir eksiklik duygusu olmaktan öte bir tad bırakabilir mi damağımızda?

“Siyah, beyazın gölgesidir“ demişti bir keresinde.

“Sen bir damla su ol” dedi meczup, “sonra bırak ateş kendi derdine yansın!”
#Fethi Gemuhluoğlu
#meczup
#Zambaklı Padişah