İlk domino taşını unutmayın!

00:0019/05/2014, Pazartesi
G: 12/09/2019, Perşembe
Gökhan Özcan

Harareti hiç düşmeyen, düşürülemeyen bir toplum, meselelerini hal yoluna koyacak soğukkanlılığı nereden bulacak?Her yıkılanı tutup ayağa kaldırmayı başarsak bile, ki mümkün değil, yolun sonunda ancak başındaki konumumuzu muhafaza etmiş olacağız. Üstüne hiçbir şey koyamadan...Son domino taşı da devrildiğinde, devrilen ilk domino taşını kim hatırlayacak? Oysa her şeyi o başlatmıştı.Herkes birbirini suçlamaya devam ediyorsa, henüz cinayetin tamamlanmış olduğundan sözedemeyiz!Sevmediklerine uluorta

Harareti hiç düşmeyen, düşürülemeyen bir toplum, meselelerini hal yoluna koyacak soğukkanlılığı nereden bulacak?

Her yıkılanı tutup ayağa kaldırmayı başarsak bile, ki mümkün değil, yolun sonunda ancak başındaki konumumuzu muhafaza etmiş olacağız. Üstüne hiçbir şey koyamadan...

Son domino taşı da devrildiğinde, devrilen ilk domino taşını kim hatırlayacak? Oysa her şeyi o başlatmıştı.

Herkes birbirini suçlamaya devam ediyorsa, henüz cinayetin tamamlanmış olduğundan sözedemeyiz!

Sevmediklerine uluorta "keşke ölsen" diyebilen insanlar, gerçekten yaşıyor mu?

İnsanlığımızdaki bu tuhaf katılaşma halinin bir sosyal otopsisinin yapılması gerekiyor.

Anlatabilmek zorlaşıyor, en az anlayabilmek kadar...

Maviyi yeşil olmakla suçlayana iyi bakın, o aslında sarı!

Sadece hakikatin kavgasını veremediğimiz sürece, hiçbir kavgamızın hakikati olmayacak!

Kime sorsanız, "Benim sözüm senettir!" diyor. Karşılığı var mı peki o senedin?

Sonradan edindiklerimizin, geçmişten getirdiklerimizi tarumar edip durmasını bir türlü içime sindiremiyorum. Kendime format attırsam geçer mi?

Şımartılmış bir yanlış, çekingen dört doğruyu suya götürür, susuz getirir!

Bildiklerimi alt alta yazsam diye düşündüm, altında kalırım diye korktum!

Masum çocuklar var, masum çocukları katledenler var. Peki biz kimiz?

"Ruhumuz dar bir şeridin içinden sızılarla geçiyor" diyor Cahit Zarifoğlu. Şerit dar mı dar, sızı derin mi derin!

Ben onların gökyüzünde kanat çırpmalarına hep hayranlıkla bakıyorum; bir gün olsun benim yolda yürümemle ilgileniyor mu kuşlar!

Vaktiyle bir kere kurmuş cümleyi adam, o günden beri tıkır tıkır çalışmış cümle!

Beyninde çıldırtıcı bir zonklama olduğunu söyledi doktora ama kulağını çivi ile karıştırdığından hiç sözetmedi!

Dişim ağrıyor, grip ilacı yutuyorum. Başım ağrıyor, mide hapı... Romatizmam azdığında öksürük şurubu... Hastalıkların kafasını karıştırmayı seviyorum.

Yükseklik korkusu olan kuşları geri hizmete vermeliler bence!

Otobüste, "Bazen konuşuyorum, yangınlar çıkıyor. Bazen susuyorum, yangınlar çıkıyor" diye mırıldanıyordu yanımda oturan adam. Şair sandım, itfaiyeciymiş!

Durup durup, "Bir gün bütün ciğerciler önümde sıraya girecek" diyor gözlerini patlatarak... Kedi aklı işte!

Her önüne gelene "Kulağınızdan çıkanı, kalbiniz duyuyor mu" diye soruyor meczup.