
Öyle sesler var ki, zaman gelip geçse de hafızamızdaki yankısını hiç kaybetmiyor. O sesleri her işittiğimizde aynı anda değişmeyen çağrışımlarıyla da buluşmuş oluyoruz. Kimileri söyledikleri şarkılarla, türkülerle, kimileri neredeyse özdeş hale geldikleri karakterler, ifadeler ve vurgularla… O seslerin sahiplerinin bazılarının isimlerini biliriz, bazılarınınsa isimleri sesleri kadar yer tutmaz hatırımızda. Türk filmlerinde maneviyat dozu ne zaman yükselse, ne zaman ak sakallı bir pir-i fani görünse Agah Hün''ün davudi sesi eşlik eder ona mesela. Darbe zamanlarıyla, bu işten kendisi de muzdarip olan Hasan Mutlucan türkülerinin birlikte düşünülmesi gibi… Keloğlan denince Rüştü Asyalı''nın sesiyle canlandırırız onu gözümüzde. Denizli yöresi türküleriyle Özay Gönlüm''ü ayrı düşünmek mümkün müdür? Ya da sıra gecelerini Kazancı Bedih''siz? İsmini yakın zamanlara kadar kimse bilmezdi Belkıs Özener''in, ama sesini, şarkılarını o kadar çok dinledik ki filmlerde, melodram deyince onun sesi geliyor hemen aklımıza. Bir dönemin hemen bütün jönlerine sesini veren Abdurrahman Palay''ın sesi de unutulmazlar arasında. Tek kanallı televizyon yıllarında yabancı oyuncularla onları seslendirenler o kadar bütünleşmişti ki bizim algımızda, sonra orijinal seslerine alışamadık uzun zamanlar boyunca. Anhony Quinn''i Sadrettin Kılıç''ın, Sophia Loren''i Ayten Gökçer''in sesiyle dinleyebilsem dublaj seçeneğini tercih edebilirim bugün bile. Sinema dünyasının harika ikilisi Laurel-Hardy''nin filmleri Ferdi Tayfur tarafından o kadar enteresan bir şekilde seslendirilmişti ki mesela, kesin olarak orijinalinden daha renkliydi. Makber''i Hafız Burhan''ın, Rindlerin Akşamı''nın Münir Nureddin''in, Kışlalar Doldu Bugün''ü Neriman Tüfekçi''nin, Günaydınım Narçiçeğim''i Çinûçen Tanrıkorur''un, Bak Yeşil Yeşil''i Ahmet Özhan''ın sesi dışında bir sesle hatırlayabilen var mı? Ya da mesela Hulusi Kentmen''i, Adile Naşit''i, Münir Özkul''u, hatta Halit Akçatepe''yi düşünüp de sesi kulaklarında çınlamayan?
O seslerin kimisi çocukluğumuzda bizimle birlikteydi, bugün de birlikte… Kimisi daha sonra bu unutulmaz sesler zincirine eklendi, ama belli ki onları da unutmayacağız. Neden unutmamaktan sözediyoruz; çünkü gün geliyor, ömür bitiyor, o seslerin sahipleri yavaş yavaş çekiliyorlar dünyadan. Yukarıda zikrettiğim isimlerden pek çoğu artık hayatta değil. Ama herhalde sesleri yaşıyor hâlâ bizimle birlikte.
Son birkaç ay içinde o seslerden ardı ardına ebediyete intikal etti. Sacit Onan, belgesel denince aklımıza gelen ilk sesti. Özellikle yıllar yılı Kaptan Cousteau''nun deniz belgesellerini izleyenler onun sesini unutamazlar. Yıllar önce bir film setinde yolumuzun kesiştiği Ejder Akışık da bu dünyadan ötelere uğurladığımız sanatçılardan. Çocukluğum boyunca radyo tiyatrolarında hiç eksik olmayan çok değişik, çok karakteristik bir sesi vardı. Ve nihayet sadece Kerkük türkülerinin değil, Kerkük davasının da ismiyle hatırlandığı Abdurrahman Kızılay''ı yitirdik birkaç gün önce. “Altın Hızma Mülayim” denince o akla gelirdi. Onunla da yine yıllar önce radyo stüdyolarında kesişmişti yolum. Defalarca canlı dinleme bahtiyarlığına erişmiş ve mest olmuştum. Allah seslerini bu âlemde bırakarak ötelere intikal edenlere rahmet etsin.
Başlıkta “Sesler bir bir eksilirken” dedik ama eksilen sesler değil, sahipleri… Sesleri unutmak o kadar kolay değil!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.