Bayram sohbeti

00:0019/03/2000, Pazar
G: 11/09/2019, Çarşamba
Hayreddin Karaman

Bize göre İslam''da, belli hayvanları keserek yerine getirilen bir kurban ibadeti vardır, ümmetin alimlerinin çoğuna göre sünnettir, bir kısmına göre de vaciptir.Son yıllarda Kurban Bayramı öncesinde deri toplama hakkının kime ait olduğu, laik devletin bir ibadetin parçası sayılan deri bağışı konusuna el atmasının ilkeye aykırılığı, kurban kesenlerin et ve derilerini istedikleri yere vermelerini engellemenin din özgürlüğü ile çeliştiği gibi konular tartışılırdı. Bu yıl, aynı uygulama daha sert bir

Bize göre İslam''da, belli hayvanları keserek yerine getirilen bir kurban ibadeti vardır, ümmetin alimlerinin çoğuna göre sünnettir, bir kısmına göre de vaciptir.

Son yıllarda Kurban Bayramı öncesinde deri toplama hakkının kime ait olduğu, laik devletin bir ibadetin parçası sayılan deri bağışı konusuna el atmasının ilkeye aykırılığı, kurban kesenlerin et ve derilerini istedikleri yere vermelerini engellemenin din özgürlüğü ile çeliştiği gibi konular tartışılırdı. Bu yıl, aynı uygulama daha sert bir şekilde devam ettiği halde tartışılmadı, bunun yerine kurban ibadetinin hükmü (vacip mi, sünnet mi olduğu), İslam''da böyle bir ibadetin var olup olmadığı konuları tartışıldı. Bize göre İslam''da, belli hayvanları keserek yerine getirilen bir kurban ibadeti vardır, ümmetin alimlerinin çoğuna göre sünnettir, bir kısmına göre de vaciptir. Müslümanlar hangi ictihadı uygulamak isterlerse uygularlar. Kurban Bayramı''na gelince kurbanıyla, teşrık tekbirleriyle, namazıyla, ziyafet ve ziyaretleriyle bu bayram Müslümanlar''ın şiarları arasındadır, onlara mahsustur, bayrak gibi onların tanınmasını sağlar, fert ve topluluk olarak Müslüman olma şuurunu pekiştirir, Hz. Peygamber (s.a.) zamanından beri devam etmektedir ve yeryüzünde Müslümanlar yaşadığı sürece de bu sembol ibadet ve ilâhî neş''e devam edecektir.

Bu girişten sonra, köşe yazım bayramın son gününe rastladığı için, okuyucularımdan gelen mektuplar içinden, soru ihtiva edenleri seçerek kısa kısa cevaplar vermek istiyorum; bu cevapları da dostların ve okuyucuların bir bayram sohbeti veya hediyesi olarak kabul etmelerini diliyorum. Keşke zamanımız müsait olsa da her mektup yazana mektupla cevap verebilsek; onlar da takdir ederler ki, buna imkanlarımız elvermiyor.

1. Temel ihtiyaçlardan birini gidermek, mesela oturmak üzere bir mesken almak için para biriktiren bir kimsenin, biriken para nisap miktarını bulsa bile bundan dolayı zekat ödemesi gerekmez.

2. Kazaya kalmış namazı olanlar bunu ilk fırsatta kılarlar. Niyet "en önce veya en son geçirdiğim filan namazı kaza etmeye" şeklinde yapılır. Kaza namazları günde şu kadar, şu vakitlerde gibi bir kayda ve şarta bağlı değildir; borçlu imkanına göre borcunu öder; kimi gün şu kadar, kimi gün bu kadar kılar. Kazaya kalmış farz ve vacip namazları olanlar, günlük namazların sünnetlerini de kılabilirler, "Kazası olanların bu sünnetleri kılmaları caiz değildir" diyen ictihad Hanefî mezhebinin tercihi değildir.

3. Zekat mal olarak verilebileceği gibi malın hesapla paraya çevrilmesi suretiyle para olarak da ödenebilir. Altın veya gümüşle ödenmesi gerekmez. Zekat borcu hesaplandıktan sonra yükümlü, bunu derhal ödeyebilir (efdal olanı budur), yoksulların menfaati gerekli kılıyorsa veya borçlu darlık içinde ise yıl içine yayarak da öder, zekatın bilahare hesap ve mahsup edilmek üzere yılından önce ödenmesi de caizdir.

4. Paranın değerini koruması ve kâr getirmesi için helal yollar seçilmelidir. Güvenilir, kendini denetime açmış, işten anlayanların tezkiye ve tavsiye ettiği, helal yoldan para kazanmayı ilke edinmiş şirketlerin, holdinglerin hisse senetlerini almak uygundur. Özel finans kurumlarına da para yatırılabilir.

5. Gıybet, insanları arkalarından çekiştirmek, duydukları zaman üzülecekleri, söylenmesini istemedikleri sözleri gıyaplarında söylemek caiz değildir. Eğer bir kimse kendini iyi, dürüst, ehliyetli olarak gösteriyor, Müslümanlar''ı kandırıyor ve zarara sokuyorsa -sağlam delillerle bilinmek şartıyla- onun içyüzünü Müslümanlar''a anlatmak, ilgilileri uyarmak gereklidir; bu davranış, yasaklanmış olan gıybet değildir.

6. Rahmetli A. Davudoğlu Hoca''nın, başkalarının etkisinde kalarak, beni dinlemeden, yazdıklarımı okumadan hakkımda yazıp söylediklerine ben de o zamanlarda cevap vermiştim (Bak. İslamın Işığında Günün Meseleleri, II, 807 vd.)

7. Kabir sorgulaması, bunun sonucuna göre ödüllendirme veya cezalandırma olayına inanmak İslam''ın inanç esasları arasında yer almıştır. Bunların "ruha, cesede avdet eden ruha, maddi kabir içinde, ayrı bir âlem olan berzahta" olması gibi hususlar, nasıl ve nice sorularının cevabı tam olarak bilinemez. Bazı rivayetlerde geçen şekiller, keyfiyetler temsilî, sembolik anlatım örnekleridir. Kabirden itibaren başlayan âlem, her şeyi ile başka bir âlemdir, dünyada kullandığımız isimler ve kelimelerin karşılığı ile oradaki karşılıklar farklıdır, her şey görüldüğünde ve yaşandığında anlaşılacaktır.

8. Kurban kesildikten sonra kılınan iki rek''atlı şükür namazı ülkemize mahsus bir gelenektir, Hz. Peygamber''in (s.a.) böyle bir uygulaması nakledilmiş değildir.

Sohbetin devamını başka yazılara bırakırken geleneğimizde kabir ziyaretinin de bulunduğunu hatırlatmak isterim, ayrıca bütün müminlerin bayramlarını tebrik ederim.