Başkanlık düzeni

00:0015/05/2012, Salı
G: 5/09/2019, Perşembe
Hüseyin Hatemi

Başkanlık düzeninin iyi sonuçlar verebilmesi için, önce toplumda Hukuk ve Ahlâk''ın ortak, evrensel, değişmez ve vaz geçilmez ilkelerinin bilincinin yükselmesi, böylece ''seçmen''lerin seviyesinin yükselmiş olması gerekir ki, seçilen de emaneti yüklemeye ehil bir yönetici olsun.Seçmenlerde belirli bir dili bilme, okuyup yazabilme, bir ölçüde malvarlığı sahibi olma gibi şartlar aranamaz. Seçme bir insan hakkıdır. Çünkü insan onurunu koruma temel amaç olduğu bir gerçek Hukuk Devleti içinde yaşamak

Başkanlık düzeninin iyi sonuçlar verebilmesi için, önce toplumda Hukuk ve Ahlâk''ın ortak, evrensel, değişmez ve vaz geçilmez ilkelerinin bilincinin yükselmesi, böylece ''seçmen''lerin seviyesinin yükselmiş olması gerekir ki, seçilen de emaneti yüklemeye ehil bir yönetici olsun.

Seçmenlerde belirli bir dili bilme, okuyup yazabilme, bir ölçüde malvarlığı sahibi olma gibi şartlar aranamaz. Seçme bir insan hakkıdır. Çünkü insan onurunu koruma temel amaç olduğu bir gerçek Hukuk Devleti içinde yaşamak eşitlik ilkesi gereğince herkesin hakkıdır. Bu hakkın kullanılması ancak temyiz kudreti yokluğuyla, reşit (ergin) olmama dolayısıyla, o ülkede geçici bulunan bir yabancı olunması dolayısıyla, bir de kanunla belirtilen ''yüz kızartıcı'' suçlardan biriyle mahkûm olma halinde ve suçun ağırlığına göre belirli bir süre için veya ömür boyu engellenebilmelidir. Bu hallerin dışında, seçmenin sağduyusuyla (akl-ı selimiyle) Hukuk Devleti içinde yaşama hakkının bilinciyle, ''iyi''yi seçeceği düşünülür.

Ne var ki, ''kötü''nün elleri de armut toplamaz. İnsanlığa Rabb''in inayet ve rahmetiyle verilen yanılmaz başkanlarının örnek yönetimlerinden sonra, yabancılaştırma ve beyin yıkama hokkabazlıklarıyla toplumda uyanan iyi ve kötüyü ayırt etme bilincini tekrar karartır ve başkanlığı sultanlığa dönüştürür.

Başkanlık ile ''padişahlık'' arasındaki şekli fark, başkanın seçimle başa gelişidir. Bunun da böyle olması gerekir. Nitekim sevgi elçilerinden birine ''başkanlık'' görevi yine halkın onayıyla, biatiyle verilir. Yesrib halkı Resul-i Ekrem''e (S.A) bi''at etmeseydi, onun risalet ve nübüvvetine zarar gelecek miydi? Aslâ! Ne var ki Yesrib ''Medine'' (Medinet-un – Nebi) olmayacaktı.

Kudüs ve civarındaki halk da yanlış yola girdiklerini idrâk edince ''nebi''den başkanlık adayı göstermesini istediler. Tâlût, Dâvûd, Süleyman ardarda ''başkan'' olarak örnek Hukuk Devleti''ni kurdular ve insanlığa örneği gösterdiler. Ne var ki, Süleyman''dan bir süre sonra Süleyman asâsı ile simgelenen devlet düzeni içine Dâbbet-ul-Arz fesadı girdiği ve bu ''derin devlet''in, Hukuk Devleti''nin içini boşaltarak çökerttiği görüldü. (Kuran-ı Kerim)

''Medine-t-un-Nebi'' de aynı şekilde çökertildi. Halk irade serbestisini, seçim yetkisini, bencil menfaat hırsı yönünde değil, temel değerler yönünde kullansa idi, kırk yıl geçmeksizin saltanat düzenine mahkum olmayacaktı.

Seçme hakkında ''genellik ilkesi'' hakimdir, ancak, ''seçilme'' bir hak değil, bir görev üstlenmedir. Ehli ve liyakatli olana yüklenen bir emanettir. Seçilme şartları titizlikle belirlenmez ve halk da bu konuda duyarlı davranmazsa, Rasûl-i Ekrem''in (S.A) buyurduğu ve Montesquieu''nün de –muhtemelen bu kaynaktan alarak- söylediği gibi, toplumlar lâyık oldukları yönetimle yönetilirler.

Amerikan toplumu için de böyledir. Toplumda daha Hukuk Devleti''nin elifbasının başında gelen: İnsan onurunda eşitlik ilkesi bilinci dahi hakim değil iken, kendilerini Süleyman gibi gösteren ve belki de öyle sanan ''kurucu atalar'', Başkanlık düzenini benimsediler. Ne var ki Amerikan düzeni hiçbir zaman gerçek bir Hukuk Devleti düzeni olmadı. Amerika''da Dabbet-ul-Arz; Süleyman kaftanı giydi, o kadar! ''Süleyman tahtını sanki mâr almış'', işte o kadar! Bayburtlu Zihni''ye rahmet!

Bizde de ânî bir değişiklikle başkanlık düzenine geçilmesi iyi sonuçlar doğurmaz. Her şeyden önce Anayasa''nın –demek oluyor ki 1982 Anayasası''nın– Süleyman kisvesi içine yerleşen Derin Devlet düzeni Anayasası demek olan Başlangıç bölümünü, yeni Anayasa''yı beklemeksizin, derhal kaldırmalıyız. Bu aynı zamanda bir deneme olur: Hukuk Devleti Anayasası''nı, içine Derin Devlet yerleşmeksizin, yapabilecek miyiz? Yoksa ileride kurulacak Derin Devlet düzenine daha rahat ve güvenceli bir in, bir mağara mı hazırlayacağız? Kısa bir süre önce, 2007 seçimlerinden sonra bu denemeye teşebbüs ettik, derhal Derin Devlet ejderhası ateş püskürdü ve derhâl biz de gerilemek zorunda kaldık. Çun ejdehâst der reh; aşk -est çun zümürrüd / Ez berk-i în zümürrüd hin def''i ejdehâ kon! (Yolda ejderha varsa, aşk da ejderhayı kaçıran zümrüt gibidir. Bu zümrüdün ışımasıyla ejderhayı kaçır! - Mevlevî-i Rûmi)

Aşk (Sevgi) zümrüdü; temel değer ilkelerinden ışımalıdır.

Bu ilkeleri Nasreddin Hoca''nın kar helvası gibi sonuçta kendimizin de beğenmeyeceğimiz şekilde çırpıştıramayız. Bunlar, ''en kolayından başlıyoruz'' diyebileceğimiz şeyler değildir. Anayasa''nın temel ilkeleri bölümü, Madame Tussaud''nun balmumu heykeller müzesi de değildir, imanla yaşamaları gerekir. ''Ki aşk âsân nümüd evvel, veli oftâd müşkil-hâ'' (Hafız-ı Şirazi): Aşk önce kolay göründü, sonra müşküller ortaya çıktı.

Bu toplum şartları içinde Başkanlık sistemine âni geçiş iyi sonuçlar doğurmaz. Her şeyden önce Meclis''de, Hükümet''de, sevmediğim bir kelimeyle: Yargı''da, bilgi ve ahlak şartları içinde, ortak ve evrensel değer ilkelerinin ahlaki eğitimini de sağlamak için, bu ahlak, öğrenim hayatının her sınıfında mecburi ders konusu olmalıdır. Belki bu başlangıçtan (15-20 yıl) sonra Başkanlık düzenine geçilmesi için açık kapı bırakılabilir. Bu arada, Cumhurbaşkanı''nı halkın seçmesi usûlü yeni Anayasa''da da alıkonur ve seçilme şartları titizlikle belirlenirse, Cumhurbaşkanının ''hakemlik'' yetkileri arttırılabilir. Ne dersiniz ey gerçek Azizân?