|
Yazarlar

Üç harflilerin şerri

04:00 . 26/11/2022 Cumartesi

İsmail Kılıçarslan

1976 yılında Ankara’da doğdu. Lisans eğitimi dahilinde ilahiyat ve iletişim okudu ancak tamamlamadı. Hece, Yedi İklim, Kaknüs, Kırkayak, Fayrap, Kırklar ve İtibar dergilerinde şiirleri yayınlandı. Portakal Turta Bir de Kirpi, Ablam Uzak Ülkede ve Amerika Sen Busun isimli şiir kitapları, Başka Masallar isimli “büyüklere masallar” kitabı yayınlandı. Kanal 7'de metin yazarlığı, çeşitli radyo ve televizyonlarda programcılık, senaryo yazarlığı, belgesel ve televizyon filmleri yönetmenliği yaptı.

İsmail Kılıçarslan

Elde var bir:
Güncel serbest piyasa algısının yani adıyla sanıyla söyleyecek olursak “vahşi kapitalizm”in tek hakikat, faizin yani adıyla sanıyla söyleyecek olursak “paradan para kazanmaya ayarlı finans ekonomisi”nin tek gerçek olduğunu düşünen herhangi birinin marketteki peynir fiyatları üzerinden market zincirlerini eleştirmeye, geçtik eleştiriyi “bu kadar da olmaz ki yahu” demeye zerrece hakkı yoktur.

Kapitalizm, oyununu böyle oynar hanımlar beyler. Yok, 9 milyon cezayla, olmadı 2 milyar cezayla, olmadı bilmem neyle de bu oyundan vazgeçmez. Yeter ki tatlı kârı, uğradığı zarardan fazla olmaya devam etsin. Ne vatandaşın cebini, ne mutfaktaki yangını, ne de çocuklarının karnını neyle ve nasıl doyuracağını düşünen annenin hissiyatını hesaba katar. Satar geçer, kazanır geçer.

Denemesi bedava. Şimdi ben bu üç harfli, beş harfli, bilmem ne zıkkım vahşi kapitalistlerin isimlerini şuraya yazsam ve desem ki “Ali, Veli, Murat, Ayşe vahşi kapitalisttir, vicdansızdır, hatta kansızdır.” Ne olur biliyor musunuz? Önce kansız ve vicdansız olmadıklarını ispat etmek için bir hukuk ordusu salarlar üzerime. Benim gibi “tek tabanca” birinin uğraşamayacağı, altından kalkamayacağı bir süreç başlar. Aynı anda bir şey daha olur. Bu vahşi kapitalistlerin daha da vahşi reklam müdürleri, kurumsal iletişim bilmem neleri tek tek yer aldığım medyanın yöneticilerini, sahiplerini, CEO’larını, reklam müdürlerini arayıp “yazmaya devam edersem verdikleri reklamları kesecekleri” tehdidini savururlar ki daha önce savurmuşlukları vardır.

Elde var iki:
Bire aldığını üç liraya satma fırsatını ele geçirmişken bire aldığını bir buçuğa satıp masraflar düştükten sonra kazandığı yirmi kuruşa “Allah bereket versin” diyen kim varsa aramızda, lütfen parmak kaldırsın. Hayır. Şunu kastetmiyorum. Piyasanın zorlamasıyla bire aldığını bir buçuğa satan değil. Bire aldığını üçe satması garanti iken bir buçuğa satıp “Allah bereket versin” diyen parmak kaldırsın.

Serbest piyasayı, kârı maksimize etmeyi, “ben çakar geçerim kardeşim” kolaycılığını ruhumuza kadar sindirmişken, biz kendi ticari hayatımızda hiçbir kural tanımazken marketçilere “peynir fiyatı” üzerinden savaş açalım mı? Açabilir miyiz?

Dün gibi hatırlıyorum. Dolar astronomik şekilde yükselirken bir sürü arkadaşım bir yandan “Allah memleketin yardımcısı olsun” diye dua ederken bir yandan da tüketici kredisi kovalayıp dolar almışlardı mesela.

Türkiye zaten uzun süredir böyle bir ülke bence. Herkes düzelmeyi “kendisinin dışında bir yerden” umuyor. Hâlbuki Allah’ın vaadi haktır: “Siz kendinizde olanı değiştirmeden Allah sizin hakkınızdaki hükmünü değiştirmez.”

Elde var üç
: Ne olacak peki bu üç harflilerin şerri, nasıl çözülecek? Söylenenler doğruysa ki doğru görünüyor, kârlılıkları yüzde iki yüzlere, üç yüzlere çıkmış durumda. Devletin verdiği cezalar devede kulak görünüyor. Cumhurbaşkanı da ifade etti bunu. “Cezadan anlamıyorlar, başka bir düzenleme yapacağız” dedi. Umarım gecikmez o düzenleme çünkü doğrudan geçimimizle ilgili büyük bir soruna dönüşmüş durumda bu marketçilerin vahşiliği.

Diğer yandan, Erdoğan’ın aklındaki düzenleme ne olursa olsun memleketteki “vahşi dayanışması”nın hemen devreye gireceğini de adım gibi biliyorum.

Profesör “Rolex” Özgür Demirtaş’a güç yetmez en basitinden. Faizi savunduğu enerji ve cerbezeyle serbest piyasayı da savunur mutlaka. “Katmadeğer matmadeğer” deyip kapitalizmin kumandanlığını yapar.

Üç harfli vahşiler de boş durmaz tabii. Büyük bir medya kampanyası başlatırlar derhal. Üstelik geçmişte Tayyip Bey’in onlara hangi kolaylıkları sağladığını falan da derhal unuturlar.

Devlet, üreticiden bir liraya alınan ürünün en fazla bir buçuk liraya satılabileceği bir düzenleme yapsa “komünist mi oluyoruz?” diyerek kendilerinden geçerler maazallah. Çünkü yaratıcıları kapitalizm, yalvaçları faiz teorisi, kitapları kârlılıktır. Hesap makinesi ile işlem yapmak dışında bir ibadetleri de yoktur.

Allah Reisicumhurun yardımcısı olsun. Bu vahşilerle mücadele etmek inanın bana yedi düvelle mücadele etmek manasına gelir memleket için. Başarılır mı? Zor. Ama başarılırsa tadından yenmez, orası da kesin.

#Vahşi kapitalizm
#Ekonomi
#Üç harfli şerri
2 ay önce
default-profile-img
Üç harflilerin şerri
Enerjide Türkiye Yüzyılı Zirvesi
Kafkasya ısınıyor
Avrupa’nın korkusu boşuna değil: Avrupa, İslâm’a gebe…
Beyaz bir kağıt
Kılıçdaroğlu’ndan SADAT’A Goebbels teknikleri ile seçimler öncesi ortalığı karıştıracak KAOS suikastlar uyuyan hücreler iftirası mı?