Yazarlar Felaket ekranı

Felaket ekranı

Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Biz ne zamandan beri milletçe felaket müptelası olduk?

Neden hep çatışma, cinayet, zulüm haberleri peşinde koşuyor ve ayrıntıları merak ediyoruz?

Bir cesetle karşılaşmak, deşilmiş karın görmek pek mi hoş?

Diyelim "Ana Haber Bülteni" TBMM"den görüntüler, konuşmalar ile başladı. Burada dahi önemli sözler, millet ve memleket için dile getirilen öneriler hiç söz konusu edilmiyor. Varsa bir sansasyonel çıkış veya merak edilen bir husus onun üzerine vurgu yapılıyor. Ama genel olarak tercih edilenler kim kime hakaret etmiş, kim kimin üzerine yürümüş, kim bağırmış, kim bardak fırlatmış, sıkılmış yumruklar, kızarmış yüzler.

Siyasi haberlerin dahi önüne geçen bir yangın, batan bir tekne, bir yerde patlayan bomba normaldir. Hele basılan karakollar, şehit haberleri önemlidir, zikredilmelidir.

Ardından yangın, cinayet, trafik kazası, zehirlenme, her tür baskın, sokak kavgası vb. haberleri sıralanıyor. Yol kenarına alınmış üzeri gazete kâğıdı ile örtülü cesetler, sedyede ambulansa götürülen yaralı (Neyse ki kanın yaranın üzeri bir zamandır buzlanıyor), ölenin başında feryat eden yakınları ve bu haberi veren muhabir (Canlı yayın belki). Nedendir bilinmez bu muhabirler hep aynı canhıraş feryat ile konuşuyor, sürekli hareket ediyorlar. Görenler "Üçüncü dünya savaşı" çıktı sanacak. O kadar gergin, o kadar asap bozucu. "Sayın seyirciler felaket büyüyor, yaralılar kan kaybediyor, ambulanslar bir türlü gelmiyor, yaralı yakınlarının isyanı kabarıyor. İşte bir yaralı yakını ile konuşuyoruz. vb."

Yangında ayın şey, baskında aynı şey, trafik kazalarında aynı şey.

Bazan dişe dokunur kaza-ölüm haberi bulunamıyor. O zaman gelsin mobese görüntüleri. Tekrar tekrar veriliyor. Karşıdan hızla gelen taksi, kamyonetin ardından yola çıkan yaya, taksinin çarptığı an, adamın havaya uçup yere düşmesi. Burada cazip ve net bir görüntü yoksa dış kaynaklı görüntüler devreye giriyor. Kan kokusu peşinde öylesine bir koşu yapılıyor ki sonu saçmaya varıyor. Mesela Honduras"ta bir helikopter düşmüş, pilot ile yanındaki kişi ölmüş. Bu haberin görüntü değeri hiç yok. Ta uzaklarda gökten aşağı doğru süratle kayan bir karaltı. Bu helikopter işte. Bir belgesel değeri de yok. Yerleşim alanına da düşmemiş.

Veya bir sokak kavgası. Kavga edenler ancak çok dikkat edilirse seçiliyor. Tam bıçaklanma ânı. Donuyor görüntü, bir adamın eli kırmızı bir çizgi ile çizilen daire içine alınıyor. İşte cinayet âleti bıçak. Bıçağı seçemiyoruz. Haber işlenmemiş, kavga edenler kim, ölen kim belli değil. Önemli olan cinayet.

Anasını kesen, babasını doğrayan, pompalı tüfekle kayınpederin evini basan damat. Olay olup bitmiş, yaralılar taşınmış, acar muhabir merdivenlerdeki kan izlerini gösteriyor.

Son günlerde gündemden düşmeyen "kadın cinayetleri". Elbette ki bu bir sosyal yaradır. Üzerinde durulmak ve önlem almak lazımdır. Alınıyor da. Geçenki bir haberde kocasından kaçan bir kadına üç koruma polisi tahsis edilmiş. Polisler galiba görevi savsaklamış, adam yine bıçaklamış kadını. Koruma vermek her zaman işe yaramaz, bir sürü koruması olan önemli kişiler de öldürülüyor.

Ayrıca soğukkanlı olarak öldürülen kadınlarla erkeklerin sayısını da (tatsız-yersiz bir karşılaştırma ama) tartışmalıyız. O gün sadece bir kadın cinayete kurban gitmiş, buna mukabil on erkek öldürülmüş. Erkeklerin haberi yapılmıyor, ne yani onlar tavuk mu?

Bana sorarsanız en önemli kayıp haberi trafikten gelenlerdir. Geçen yıl trafik kazalarında ölenlerin sayısı 43.000. Dudak uçuklatan bir rakam. Biz teröre otuz yılda bu kadar kurban verdik. Bu ne biçim bir vahşettir ki, bunun üzerinde yeterince durulmuyor. Kongrelerde, öğrenci kampüs ve kantinlerinde, her tür protesto eylemlerinde çatışan taraflar, polis müdahalesi, yarılan kafalar, sağa sola kaçışan halk, korkudan gözleri büyümüş çocuklar, tazyikli su, biber gazı. Yetti be!

Ey program yöneticileri, tv. müdürleri. Stres, çile, yorgunluk, hastalık, depresyon içindeki halka gösterecek bir tebessüm yok mu?

Memleketimin dağlarına bahar geldi! Koyunlar kuzulara karıştı. Kiraz çiçekleri açtı. IMF"ye olan borcumuz kapandı.

Ortamı "güllük gülistanlık" gösterin demiyorum. Ama vazgeçin artık şu "felaket tellalı" habercilikten.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.