Eylül enflasyon verisi beş yıl sonra psikolojik eşiği kırıp yüzde otuzun altına inse de, sokağın ve mutfağın asıl gerçeğini belirleyen baba harcama kalemleri tablonun ne kadar kırılgan olduğunu açıkça gösteriyor. Çünkü dezenflasyon henüz vatandaşın sofrasına oturabilmiş değil. Konutta yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 40, ulaştırmada yüzde 35, eğitimde yüzde 49, sağlıkta yüzde 43. Yani enflasyon manşette otuzun altına inmiş olabilir ama hayatın içine girince hâlâ kırklarda dolaşıyor.
Ev tutmayacaksın, arabaya binmeyeceksin, çocuk okutmayacaksın, hastalanmayacaksın. Bunları başarırsan enflasyondaki düşüşü gönül rahatlığıyla hissedebilirsin.
Piyasalar son günlerin çalkantılı fon krizinin gölgesinde savrulurken iki gözümüzün çiçeği dezenflasyon müjdesi gelse bile, hayaller fona takılmışken hayatlar temel ihtiyaçların acımasız enflasyon prangasında kalmaya devam ediyor. Üstelik enflasyon paranızı yerken fonla kurtarmaya çalışıyorsunuz; fondan kurtarayım derken bu defa paranız fonda mahsur kalıyor.
Fon krizinin artık yalnızca sermaye piyasasının meselesi olmaktan çıktığını, gözümüze enflasyon perdesi inse de hepimiz açıkça görüyoruz. Başlangıçta tartışma, kimisi gerçek manada mağdur, kimisi aldığı riskin kurbanı, kimisi uçan para icat ettikleri için yılın şanslısı olan bu sistemde insanların paralarını ne zaman tahsil edeceğiydi. Fakat süreç uzadıkça zihinlerdeki sorular derinleşiyor, şüpheli işlem iddialarının oluşturduğu zincir büyüyor.
Bütün bunlar yaşanırken düzenleyici ve denetleyici kurumlar neredeydi? Hangi elit mekânlarda kısa pantolonlarıyla kahvelerini yudumluyorlardı? Sorunu gören, bilen, dile getiren politika yapıcılar hangi motivasyonla beklemeyi tercih ediyordu?
Hadi finans piyasalarında kaybedilen nakdi er ya da geç telafi ettiniz.
Kaybolan güveni yeniden inşa etmek için güveni kaybedenlerle mi yola devam edeceksiniz?
KÂRDAYIM YALANIM YOK, BASKIN YEDİM GÜN GECE
Yaklaşık 163 milyon TL’lik yatırımın birkaç ay içinde 2,17 milyar TL civarında satış gelirine dönüştüğü ileri sürülüyor. Aradaki fark kabaca 2 milyar TL. Bunun hukuken “kazanç”, “haksız kazanç” ya da suç geliri olup olmadığına elbette soruşturma ve yargı karar verecek.
Fakat vatandaş mahkeme kararını beklerken önündeki rakama bakıyor. Ve rakam en büyük mü bilmiyorum ama çok büyük. İddialarda adı geçenlerin görevlerinden ayrılması ve WhatsApp grubundan çıkarılması elbette siyasi bir reaksiyon olarak değerlendirilebilir. Ama görünen o ki vatandaşı kesmiyor. Çünkü fon krizi artık paranın nerede olduğu meselesinden, kimin nerede durduğu meselesine dönüşmüş durumda.
İnsanların merak ettiği kimin hangi WhatsApp grubunda olduğu değil; kimin hangi hisseyi ne zaman aldığı, ne zaman sattığı, kimlerin tam zamanında çıkış yaptığı, bu işlemler yapılırken düzenleyici kurumların ne bildiği ve yüz binlerce yatırımcının parası fonda mahsur kalırken bazı kişilerin nasıl olağanüstü getirilerle sistemden çıkabildiği. Haliyle meseleyi birkaç ismi absürt isimli Whatsapp gruplarından çıkarmaya indirgerseniz, kamuoyunun sorduğu çok daha büyük soruyu cevapsız bırakırsınız.
Ve en önemlisi:
“Başka kimler var?”
Bu soru meseleyi siyasi açıdan çok daha riskli bir aşamaya taşıyor.
PAROLA: KELLE PAÇA.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK, Borsa İstanbul ve adli mercilerin birbirinden yalıtılmış, soğuk ve teknik açıklamaları bu yangını söndürmeye yetmez. Ortada yüz binlerce mağdur var. Tasfiye kıskacındaki fonlar var. Karanlık virmanlar, manipülatif işlemler var. Siyaset koridorlarına uzanan çok ciddi iddialar var. Ve hepsinin üzerinde sallanan devasa bir güven bunalımı var.
Dolayısıyla mevcut bakan ve kurullar üzerinden yürütülen klasik bürokratik kriz yönetiminin kamuoyunu ikna edemediğini görmek gerekiyor.
Çünkü vatandaşın da, teşkilatların da, seçmenin de, asgari ücretlinin de, emeklinin de, ev kadınının da ortak beklentisi belli.
Parola: Kelle paça.
Nereden çıktı şimdi kelle paça demeyin. Areda Survey vaktiyle Türkiye’ye “En sevdiğiniz çorba hangisi?” diye sormuş. Sonuçta kelle paça yüzde 23,7 ile Türkiye’nin çorba şampiyonu çıkmış; mercimeği bile geride bırakmıştı.
Şimdi aynı memlekette herkesin beklediği şey biraz da o hesabın siyasette görülmesi.
Kelleler gidecek mi, paçayı kim kurtaracak?
VE GELELİM ŞAMPİYONA…
Enflasyonun bize bahşettiği lüküs hayatlar, fon krizi derken toplum olarak afyonumuz futbola dair ilginç bir araştırma sonucu dikkatimi çekti.
Areda Survey 2.400 kişiye sormuş,
“Sizce Süper Lig’de bu yıl hangi takım şampiyon olur?” diye.
Sonuçlar şöyle:
Fenerbahçe: %35,9
Galatasaray: %35,2
Beşiktaş: %11,4
Trabzonspor: %9,8
Yani araştırmaya göre burun farkıyla da olsa zirvede Fenerbahçe var. Fenerbahçe Spor Kulübü.
Kısaca... FBSK.
Şimdi insan ister istemez soruyor: Areda Survey bu araştırmayı neden yaptı?
Niçin yaptı?
Nasıl yaptı?
Bunu izaha gerek yok.
Araştırmış da olabilir, araştırmamış da olabilir.
Ama araştırmış.
Araştırdı da “araştırmadım” mı dedi?
Demedi.
2.400 kişiye sormuş.
Peki niye 2.400 kişiye sormuş?
2.399 kişiye de sorabilirdi.
2.401 kişiye de sorabilirdi.
Ama 2.400 kişiye sormuş.
Demek ki bir bildiği var.
Bizim bilmemize gerek yok.
Bizde yoksulluk çok şey ister, açgözlülük her şeyi.

